Bilişim öğreten gönüllü gençler ile 24 saat

0
129

Habitat ile ilk tanışmam 90’lı yılların ortasında; İstanbul’da yapılan ve dünyanın farklı yerlerinden Türkiye’ye taşınan sivil toplum kuruluşları etkinliğinde oldu. Türkiye bu etkinlik sayesinde STK nedir. neler yapabilir, aslında ne yapmalı gibi bir ufuk turu yaşadı. Bir uyanış oldu ve o günden sonra daha ayakları yere basan STK hareketleri izlemeye başladık.

Habitat ile bir sonraki karşılaşmam, onların bilişime verdiği desteğin ön plana çıkmasıyla oldu. Habitat bir bilişim platformu değil ama insanları iyi şeyler yapmaları için bir araya getiren bir yapı aslında. Gençler kendileri gibi olan insanlara bilişim eğitimi vermek istiyorlar hop Habitat devreye giriyor ve onlara bunun için ortam sağlıyor.

Bu hafta ülkenin değişik bölge ve şehirlerinden gelen eğitimci gençlerle bir aradaydım. Yaşları en fazla 20’lerinin ikinci yarısı. Gerçekten çok gençler ve tek motivasyonları insanlarla bir arada olarak diğerlerine bir şeyler aktarabilmek. Bilgisayar okuryazarlığını artırmak, sosyal medyadan daha iyi faydalanmalarını sağlamak ve daha bir sürü şey.

Bir gece öncesinde kaldığımız otelin balkonundan izledim onları… Hep birlikte söyledikleri şarkılar ve türkülerle ülkenin değişik kafa ve coğrafya yapılarından gelmiş değil, sanki aynı evin içinde yaşayan aile bireyleri gibilerdi. Belki o hep özlediğimiz aile bireyi ortamıydı bu…

Toplantılar başlamadan önce bana “artık benden geçmiş” dedirten şarkılarla oynayıp zıpladılar, toplantı başladığı andan itibaren gayet inançlı ve dikkatli şekilde konuşulanları dinlemeye başladılar.

Algıları çok açık: Öğrenmek, dinlemek, anlamak ve bunu birilerine aktarmak için yanıp tutuşuyorlar. Teknoloji konusunda iyiler. Sosyal medyada birinciler. Instagram’ın bir kibir ortamı olduğunu biliyor, Facebook’un “teyze ve amcalar” için olduğunu düşünüyorlar. Twitter ise “eh olur” dedirten bir sosyal medya organı.

Eğer onları eleştirmek gerekirse iki noktada eleştirebiliriz: Onların yaşında bizim olduğumuz gençliğe kıyasla bariz bir biçimde daha az okuduklarını hissediyorum. İkinci noktada bariz bir biçimde ise kendilerine olan güven eksiklikleri var.

Toplantı aralarında yaptığımız sohbetlerde şaşırtıcı bir biçimde basının neden böyle davrandığını, devletin neden bazı imkanları tanımadığını, yatırımcı şirketlerin niye insanlara yeterli fırsatları tanımadığını konuştuk.

1700’ün üstünde genç, ülkeye bilgi yaymak için bir araya geliyorlar. Ülkenin dört bir yanındalar. Siyasetin üstündeler: HDPli belediyeler de CHPli belediyeler de AKPli belediyeler de eşit şartlarda yardım ediyor onlara. Onlar da “apolitik” demeyeyim ama o yaptıkları işe politika karıştırmayı isteyecek durumda değiller.

Şirketlerin bu gibi oluşumlara destek vermesi lazım. Çocuklara onu anlatmaya çalıştım elimden geldiğince. Böylesi bir organizasyonun başlaması için kaynak sağlayan kuruma minettar olunması gerekmiyor. Çünkü o gençler, olabilecek en temiz yapıyı kurup en yüksek gönül bağıyla ülkeyi ileri götürmek için adımlar atıyorlar. O şirketler ise Türkiye’den öyle ya da böyle para kazanıyorlar. Ve kazandıklarınını bir bölümünü tekrar bu halkla paylşam zorundalar. Politik olmayan, eğitimle harmanlanmış, içinde gençlerden çocuklardan yaşlılara kadar birçok farklı katmanın olduğu bu yapıya katkıda bulunmak o şirketlerin mecburiyeti.

Gençlerle birlikte olmak güzel. Onları sıkmadan anlatmak gerekiyor. Tecrübe aktarmak gerekiyor.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.