Cepten gelen vergi düştü

ANKARA, MANŞET

Blindiği gibi cep telefonlarına konan vergiler, toplamda cep telefonu konuşmaları için verilen ücretlerin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyordu. Vergilerin ağırlığı, giderek düşürülmek istenenfaturalar, numara taşımanın ardından düşen toplam abone sayısı gibi etmenler bir araya gelince ikinci dönem üst üste cep telefonunda gelen veriler düştü. Geçen sene yüzde 6.6 oranında düşen vergiler bu sene de yüzde 4.2 oranında azaldı.

Bu azalmayla vergiler nereye geldi diye bakmak gerekirse: Devlet geçen sene yapılan cep telefonu konuşmalarından 3 milyar 425 milyon TL vergi aldı. Bakldığında bu vergiler; devletin toplam gelirlerinin binde 25’inden fazlasına denk geliyor. Bilindiği gibi cep telefonu firmaları yetkilileri yaklaşık üç yıldır bu süreci öngören açıklamalar yapıyor, vergilerin düşürülmesi halinde oluşacak yeni trafikten maliyenin daha fazla vergi gelirine ulaşabileceğini öne sürüyordu…

Uzmanlar Uyardı: Facebook Messaging Kullananlar Dikkatli Olsun

İNTERNET, KISA KISA

Güvenlik uzmanları Facebook’un çok tartışılan yeni mesajlaşma servisini kullananları uyardı. Uzmanlar elektronik posta aracılığı ile profil bilgilerinin daha çok yere yollandığını belirtirken bunun ciddi güvenlik açıklarına neden olabileceği üzerinde duruldu. Tıpkı elektronik postada olduğu gibi tanınmayan adreslere posta gönderilmemesinin gerekliliği açıklandı.

Telefon dünyasının hesaplamadığı telefon

DONANIM, MANŞET, OPERATÖRLER

Şimdiye kadar hep daha teknolojik daha komplike ve daha alengirli telefonların peşinden koşulmuştu. Bu yolda iPhone ve Blackberry gibi markalar doğdu, birçok diğeri tarihin karanlık sayfalarına karıştı. Ama hiç böylesi yapılmamıştı. John’s Phone diye bir marka şimdiye kadar yapılmamışı yaptı. Öyle bir telefon çıkardı ki sadece tuşları var. Ekranı bile yok. O zama nçevirdiğimiz numaraları nasıl göreceğiz diyenlere… Zaten numaraları görmeye 1990’ların sonunda başladık ondan önceki 100 yıl ne yaptık acaba? Adres defteri yok diyenlere cevaben adres defteri de var. Ama bildiğimiz defter. Üstüne yazmak için kalem de veriyorlar. Diyorlar ki… Bu telefonla kendinizi yetersiz hissetmeyeceksiniz. Sadece telefon… 75 pound, yani 200 liranın altında… Telefon dünyası işin bu noktaya geleceğini düşünmemiştir… Bakalım bunun altından nasıl kalkacak…

Sosyal medya pornodur

Serhat Ayan, YAZARLAR

Aslında üstünde düşününce, biraz içine girip her iki dünyayı da derinlemesine inceleyince sosyal medyanın aslında porno dünyası ile birçok benzerliğini bulabilirsiniz. Bunları madde madde dizince bana hak vereceğinizi, bu bakış açısıyla belki de daha etkin ve “severek” kullanacağınızı düşündüm:

  1. Her iki dünyanın da çok farklı pozisyonları vardır: Nasıl sadece tek pozisyon bir süre sonra sizi bakmakta olduğunuz şeylerden uzaklaştırıyorsa sadece Facebook ya da Twitter üstünden gitmek de şirketinizin sosyal medya çekiciliğinin ortadan kalkmasına neden olur
  2. Her iki dünyada da yaratıcılık esastır: Yaratıcılıktan uzaklaştığınızda sıkıntı başlar, insanlar başka mecralara kaymaya başlarlar.
  3. Herkesi bir seferde kapsamak imkansızdır: Aynı anda lezbiyen ve gay içeriği tek bir sayfa içinde itici olursa, hem gençlere, hem profesyonellere, hem de çocuklara tek bir mesajla gitme çabası sizin takibinizi imkansız hale getirir.
  4. Şirketler biraz işveli olmalıdır: Kadın ya da erkeğin cinsel öğelerden örnekler vermediği bir porno sitenin başarılı olması imansızdır. Bunun gibi şirketlerin de sosyal medya varlıklarında kendilerinden birşeyler vermesi esastır. Eğer bir şeyler vermeyeceklerse neden orada o işi yapmaya çalıştıkları sorgulanır.
  5. Çok fazla açılırken halkın arasına girerseniz çok zarar görürsünüz: Pornografik içerikli bir inernet sitesinde yaptıklarınızı halkın arasına girerek yapmaya çalışırsanız maazallah iyi ihtimalle dayak yer kötü ihtimalle tecavüze uğrarsınız. Aynı şekilde şirketinizin her şeyini bütün açıklığıyla internet ortamına taşıyarak daha çok insana ulaşabileceğini düşünenler dayak ya da tecavüz ikilemi arasında kalma riskini göze almalıdırlar.
  6. İş sahibinin bizzat aksiyona girmesi sakıncalı olabilir: Porno siteleri işleten insanlar genellikle bizzat aksiyonun içinde olmaz, kenarda durup ya strateji geliştirir ya da para sayarlar. Aynı şekilde şirket sosyal medya ortamına girdiğinde bunun için şirketin sahiplerini kullanmak, onları bizzat “seyirci tepkilerine” muhattap bırakmak akılda olmayan sorunlar doğurabilir, en azınan repütasyon kaybına neden olabilir.
  7. Daha çok seks daha çok izleyici anlamına gelmeyebilir: Yaşı tutan herkesin bilebileceği gibi en iyi porno siteleri en çok içerik olanlar değil, en yapılmamış, en yaratıcı veya en güzel seks metalarını gösterenlerdir. Bunun gibi sosyal medyaya milyonlarca içerik vermek değil, en doğru içeriği vermek prim yapacaktır.
  8. Sahte kendini hemen belli eder: Artık 1970’lerde değiliz. Almanca yalandan zevk çığlığı atan kadın içeriği kimseyi cezbetmiyor. Aynı şekilde sosyal medyada sizin adınıza zevk çığlıkları atan birileri olursa bunu çok çok 1970’lerde olan insanlara yedirebilirsiniz.
  9. Kazanmak esastır: Günümüzde hiçbir porno sitesi sosyal sorumluluk adına insanların ihtiyaçlarını bila bedel karşılamak adına kurulmuyor. Öyle ya da böyle bir çıkar ilişkisi söz konusu olmalı. Şirketler sosyal medyada varolmanın keyfi için bu işi yapmamalı.
  10. Grubu çok büyütmeyin: Sekste olduğu gibi internet ve sosyal medyada da bu işi çok iyi bildiğini iddia eden insanlarla çevrili bulacaksınız kendinizi. Haftada iki kez seks yapan biri pornodan ne kadar anlıyorsa Facebook ve Twitter hesapları olan biri de sosyal medyayı yönetmekten o kadar anlar. İşin gerçek uzmanını bulamazsanız sonuç hüsran olur.

BTK 2010 3. Çeyrek Raporu – 5

ANKARA, KISA KISA, RAPORLAR

BTK’nın üçüncü çeyrek raporunda en önemli verilerin başında internet kullanımları geliyor. Rakamlar gerçekten oldukça çarpıcı:

  • Şu anda 8 milyon genişbant internet kullanıcısı var. Bu rakamların içinde sadece ADSL değil, fiber ve mobil internet bağlantıları da var.
  • İçinde ADSL’in de olduğu pazar doyuma ulaşmış görünüyor ve çeyrek bazında yüzde 1’in altında büyüyor. Buna karşın mobil genişbant yüzde 39, kablolu internet yapılan kampanyalarla yüzde 14, fiber ise yüzde 10’a yakın büyüme göstermiş.
  • Sadece bir çeyrekte; ADSL’in yüzde 12’si olan mobil genişbant bağlantı yüzde 18’e çıkmış. Gelişimin bu hızla devam etmesi durumunda bu makasın 2-3 yıl içinde başabaş noktaya gelmesi söz konusu olabilir.
  • 115 bin dial-up kullanıcısı var ve bunların 3 aylık ortalama internet kullanımı aylık ortalama 30 dakika.
  • BTK’nın yaptığı AB ortalamaları kıyaslamasına baktığımızda ADSL kullanımımız AB ortalamasının çok üstünde, kablolu internet kullanımımız ise çok altında. Bu farkı yaratan unsurun kablolu internetin pazarlaması olduğu aşikar. Fiber kullanımı ise “yüzdesel olarak” neredeyse aynı.
  • Üç aylık dönemde 245 terabayt veri transferi yapılmış. 8.1 milyon abone olarak baktığımızda aylık ortalama abone başına 10 gigabayt veri transferi yapıldığı göze çarpıyor.
  • ADSL ve fiber kullanıcılarının veri transfer kırılımları yok. Olsaydı ilginç bir tablo ortaya çıkabilirdi zira ADSL kullanıcılarının çok büyük bir bölümü 8 megabit hız kullanıyor gözüküyor. Yine mevcut kullanıcıların çok büyük bölümü 4 gigabayt kotalı internet bağlanıyor. Yani geriye kalan düşük yüzdeli internet kullanıcılarının 10 gigabayt ortalamasının çok üstünde data kullandığı buradan çıkarılabilir.
  • 2009 yılının başında yüzde 92’nin üstünde olan TTnet ADSL kullanımı, son çeyrekte yüzde 75’e düşmüş.
  • BTK’nın AB ortalamaları kapsamında hazırladığı tabloda internet dağıtımında yerleşik operatörün (mesela TT) payı yüzde 88, AB ortalaması ise yüzde 45. Bize en yakın ortalama Finlandiya’da yüzde 67…
  • Genişbant nüfus penetrasyonuna bakıldığında yüzde 9.5 ile Avrupa sonuncusuyuz. Avrupa ortalaması yüzde 24.8

BTK 2010 3. Çeyrek Raporu – 4

ANKARA, KISA KISA, RAPORLAR

BTK’nın üçüncü çeyrek raporundan bir diğer önemli konu başlığı da şirketlerin yarattığı ve çektiği trafik. Aslında tüm gelir ve giderleri ortaya çıkaran en önemli başlık maddesi bu. İçinde birbirinden ilginç sonuçlar var:

  • TT’nin tüm trafiğine bakıldığında şehir içi konuşmalar, toplam trafiğin yüzde 84’ünü oluşturuyor. Yani halen sabit telefonlar için ana gelir kaynağı şehir içi konuşmalar.
  • İlginçtir, internetin farklılaştığı, ADSL’den fibere kadar çeşitlendiği ülkemizde halen dial-up bağlantıları var. Geçtiğimiz çeyrekte 10 milyon dakikalık dial-up, yani telefonla internete bağlantı yapılmış. Ama bu yıl yapılan bağlantılar. geçen yılın üç çeyreğiyle kıyaslandığında üçte bire inmiş. İki yıl içinde sıfırlanacağı öngörülebilir.
  • TT’nin uluslararası ses trafiği, geçen yılın aynı çeyreklerine orantılandığında düşmüş gözüküyor. Buna karşın mobile doğru olan trafikte bariz bir artış söz konusu.
  • Yine TT’nin kişi başı dakika kullanımı (MoU) giderek artıyor. Ancak daha önce de verdiğimiz rakamlara bakılacak olunursa bu artış, toplam trafiği, konuşma oranlarını sabit tutacak ölçüde değil.
  • TT dışında ses taşıyan telekom işletmecilerinin payı küçülen pazarda çok yavaş da olsa giderek büyüyor. Sene başında yüzde 2.4 olan pay üçüncü çeyrekte yüzde 4.4 olmuş.
  • Ne var ki TT, en çok kazandığı pazar olan şehir içi çağrı başlatmada serbest telekom işletmecileriyle olan makası giderek açıyor. Bu alanda kendini (oransal olarak) başarıyla koruduğunu söylemek mümkün.
  • Ancak konu şehir içinden çıkıp mobile doğru giden trafik olduğunda serbest telekom işletmecilerinin büyük bir hızla büyüdüğünü görüyoruz. Şu anda bu pazarın yüzde 23’üne sahip olan STİ’lerin bu oranı sene başında yüzde 18 seviyelerindeydi.
  • Yurt dışına doğru giden trafikte sene başında yüzde 66’lara kadar düşen TT, toparlanarak üçüncü çeyrekte yeniden yüzde 75’i yakaladı.
  • Serbest telekom işletmecilerinin üstün olduğu tek alan, yurt dışından Türkiye’ye telefon trafiği getiren, bir anlamda ses ihracatı diye adlandırılabilen bölüm… Son çeyrekte bu “küçük” şirketler TT’nin 1.5 katı trafik getirmiş Türkiye’ye…

BTK 2010 3. Çeyrek Raporu – 3

ANKARA, RAPORLAR

Eleman alımları ve istihdam telekom sektörünün, dolayısıyla Türkiye’nin en önemli yapı taşlarından birini oluşturuyor. Bu yüzden de BTK raporlarında uzun ve önemli bir yeri var. Rakamlara geçilecek olunursa:

  • 2003 yılında 66.059 olan telekomünikasyon sektörü çalışan sayısı 35.585’e düşmüş,
  • Düşüşteki en önemli etken, Türk Telekom’un 61.219 çalışandan 25.700’e düşmüş olmasında yatıyor.
  • 2009 dördüncü çeyrekten 2010 üçüncü çeyreğe kadar TT 1.830 çalışanını azaltmış.
  • Mobil sektörün toplamına bakıldığında 2003 yılında 4.840 olan çalışan sayısı 2010 üçüncü çeyreğinde 7.130’a çıktı