Beyaz eşyanın ömrüne ömür katmak…

150 yılı aşkın köklü geçmişiyle müşterilerine hizmet veren Generali Sigorta, günlük hayatının parçaları haline gelen elektronik aletlerin daha uzun ömürlü ve faydalı kullanımı için dikkat edilmesi gereken 8 altın noktayı açıkladı. Kullanıcı hataları, sıvı teması gibi dış etkenler, hatalı şarj etme, ihmal edilen filtre ve cihaz temizliği ile düşme ve çarpma gibi nedenler, teknolojik ürünlerin kullanım ömrünü azaltan faktörlerin başında geliyor.

Aşırı sıcaktan uzak tutun

Teknolojik aletlerin içerisinde farklı parçaları bir arada tutan yapıştırıcılar bulunmaktadır. Bu yapıştırıcılar belli bir sıcaklığa kadar dayanıklıdır. Ancak sürekli ısınma ve yüksek sıcaklığa maruz kalma durumunda bu yapıştırıcılar erimeye başlar. Bu nedenler dolayısıyla, fazla ısının elektronik aletlerin en büyük düşmanı olduğu unutulmamalı ve elektronik aletler güneş ısısı da dahil olmak üzere hiçbir şekilde sıcağa maruz bırakılmamalıdır. Fazla ısı olduğu gibi, fazla soğuk da elektronik aletleri için zararlıdır. Elektronik aletler için en ideal sıcaklık oda sıcaklığıdır.

Havalandırma deliklerini temiz tutun

Bütün elektronik cihazların içerisinde çok hassas devreler bulunur. Ayrıca elektronik aletlerin büyük çoğunluğunda hava alması için havalandırma delikleri mevcuttur. Ortamın kirli ya da tozlu olması bu havalandırma deliklerinin içerisine toz ve kirin dolmasına neden olur. Tozlar biriktikçe elektronik devrelere zarar verir ve önce aletlerin yavaşlamasına daha sonrasında ise bozulmasına neden olur.

Filtresini temizleyin

Evde sıkça kullanılan elektronik aletlerden biri saç kurutma makineleridir. Saç kurutma makinesinin ömrünü uzatmak için toz filtresi dönem dönem temizlenmelidir. Ayrıca toz fitresi temizlenmemiş bir makine saçın daha fazla ısıya maruz kalıp yıpranmasına da neden olmaktadır.

Periyodik temizliği ihmal etmeyin

Ortamdaki katı ve sıvı maddeleri kolayca temizlemeye yardımcı olan elektrikli süpürgelerinin performansı ve kullanım ömrü üzerinde periyodik temizliğin etkisi oldukça fazladır. Bakımı düzenli olarak gerçekleştirilmeyen cihazlarda kısa sürede performans kaybı gözlenmektedir. Bu durumun önüne geçmek için elektrik süpürgesinin kullanım kılavuzu mutlaka okunmalı ve filtre temizliği periyodik olarak yapılmalıdır.

Pil ömrünü uzatın

Cep telefonları ve bilgisayarlar ise günlük hayatın vazgeçilmezi olan diğer elektronik aletler durumunda. Bu aletlerde yaşanan ani ısı değişimlerinin tamamı piller için zararlıdır ve ömrü kısaltmaktadır. Özellikle sıcak havaya maruz kalmak, telefon şarjının anında bitmesine sebep olur. Kalitesiz kaplar da telefonun çok çabuk ısınmasını sağlar. Bu tip durumlarda mutlaka yeni bir telefon kabı alınması önerilmektedir. Dizüstü bilgisayarlar özelinde ise en önemli sorun pilin ömrüdür. Pil ömrünü uzatmak için; dizüstü bilgisayarı her zaman fişte tutmamak, ekran parlaklığını en aza indirmek, gereksiz programları kapatmak, kullanılmadığında Wi-Fi’yi kapatmak ve ekran parlaklığını ayarlamak gibi adımlar önemlidir.

Kireçli sudan uzak durun

Leziz kahvelerin hazırlığını hızlandıran kahve makineleri, günümüzde her evde ve işyerinde bulunuyor. Fazla kireçli su kullanımı kahve makinelerin ömrünü kısaltan etkenlerin başında gelmektedir. Makinenin performansını etkileyen kireçle baş etmek için, filtrelenmiş su veya içme suyu kullanımı cihazın ömrünün uzamasına yardımcı olmaktadır.

Yağ birikmesine izin vermeyin

Mikrodalga fırınlar son yıllarda kullanımı her eve yayılan elektronik aletler durumunda. Mikrodalgada biriken yağlar ve hava deliklerinde toz birikmesi cihazları doğrudan etkileyen unsurlar arasında yer almaktadır. Bu önemli nedenler dolayısıyla mikrodalgada fırınlar düzenli olarak temizlenmelidir.

Havalandırma boşluğu bırakın

Bir evin en önemli ihtiyaçlarından biri olan buzdolabınızın yerleştirildiği alan oldukça önemlidir. Buzdolabı ile duvarlar arasında minimum 5 santimetrelik havalandırma boşluğu bırakılmalıdır. Ayrıca buzdolabı duvarlardan olduğu kadar kalorifer ya da fırın gibi ısı kaynaklarından uzağa, doğrudan güneş ışığı almayan bir yere yerleştirilmelidir.

Yayım tarihi

Hem film gösteriyor hem hoparlör hem de aydınlatma cihazı

Samsung’un Z ve Y kuşağı kullanıcıları hedefleyen yeni ‘The Freestyle’ projeksiyon cihazı, akıllı hoparlörü ve ortam aydınlatma cihazı özelliklerini hafif ve taşınabilir tek bir cihazda bir araya getiriyor. The Freestyle, yalnızca 830 gram ağırlığıyla, herhangi bir alanı anında bir ekrana dönüştürmeye imkan sağlıyor. Geleneksel ve hantal projeksiyon cihazlarının aksine, The Freestyle’ın çok amaçlı döner yapısı, 180 dereceye kadar dönüş sağlayarak, masa, yer, duvar hatta tavan gibi tüm yüzeylerde yüksek görüntü kalitesi sağlarken, ayrı bir ekran yüzeyi gerektirmiyor.

Her açıda ve yüzeyde 100” inç boyutuna kadar kristal berraklığında görüntü

Etkileyici ve ileri teknolojik özelliklere sahip The Freestyle, tam otomatik keystone ve otomatik seviyeleme özellikleriyle birlikte sunuluyor. Bu özellikler sayesinde cihazın ekranı, tüm açılara ve yüzeylere otomatik olarak uyum sağlayarak, görüntünün mükemmel orantıda yansıtılmasını sağlıyor. Bunların yanında, ‘Otomatik Odaklama’ özelliği, The Freestyle’ın herhangi bir açıda ve yüzeyde 100” inç boyutuna kadar kristal berraklığına sahip görüntü vermesini sağlıyor. The Freestyle, ayrıca bozulma olmadan temiz ve daha derin bas sağlayan çift ‘Pasif Yayıcı’ya sahip bulunuyor. 360 ​​derecelik ses yayılımıyla, kullanıcılara her an, her yerde sinema kalitesinde bir ses deneyimi sunuyor.

The Freestyle, USB-PD ve 50W/20V veya üzeri çıkışları destekleyen[1] harici pillerle uyumlu olduğundan, kullanıcılar diledikleri her yere götürmek üzere cihazı yanlarında taşıyabiliyor. The Freestyle, geleneksel prizlerle uyumlu olup, ek kablo bağlantısına gerek kalmadan standart bir E26[2] ışık soketine/adaptörüne bağlandığında çalışabilen ilk taşınabilir ekran olma özelliğiyle de dikkat çekiyor.

The Freestyle, hem aydınlatma cihazı hem de akıllı hoparlör olarak kullanılabiliyor

The Freestyle, kullanılmadığı zamanlarda ortam modu ve yarı saydam lens kapağı sayesinde, ortamın atmosferini değiştirebilen bir aydınlatma cihazı olarak da kullanılabiliyor. Aynı zamanda, müziği analiz ederek, duvara, zemine ya da başka herhangi bir yüzeye yansıtılan görsel efektleri sesle eşleştirebilen akıllı bir hoparlör olarak da çalışabiliyor.

The Freestyle, hem Android hem de iOS mobil cihazlarla uyumlu özelliklerinin yanı sıra, ekran yansıtma, casting özellikleri ve Samsung Akıllı TV’lerde bulunan Akıllı TV özelliklerini sunuyor. Kullanıcılarına en iyi içerik görüntüleme deneyimini yaşatırken, aynı zamanda sektörün önde gelen uluslararası OTT – “Over The Top”  (izleyiciye internet üzerinden direkt olarak ulaşan medya hizmetlerine verilen ad) ortaklarının onayını alan ilk taşınabilir projeksiyon cihazı olma özelliğini taşıyor. The Freestyle ayrıca, kullanıcıların cihazı ‘Eller Serbest’ modda kullandıkları esnada diledikleri sesli yardımcıyı seçmelerine olan veren, uzak alan ses denetimine sahip ilk projeksiyon cihazı olarak öne çıkıyor.

The Freestyle, 4 Ocak’tan itibaren ABD pazarında ön siparişe açılacak olup, önümüzdeki aylarda diğer küresel pazarlarda satışa sunulacak. Türkiye pazarında ise 2022 Mart ayında satışa sunulması planlanıyor.

Samsung’un CES 2022 kapsamında tanıtımını yapacağı ürünlere ilişkin görseller ve videolar dahil daha fazla bilgi almak için news.samsung.com/global/ces-2022 adresi, Samsung’un lifestyle ürün portföyü içinse Samsung.com adresi ziyaret edilebilir.

Samsung Başkan Yardımcısı ve Görüntü ve Ses Sistemleri Başkanı Simon Sung, The Freestyle projeksiyon cihazı ile ilgili olarak, “The Freestyle, müşterilerin değişen yaşam tarzlarına ayak uydurmak için çok amaçlılık ve esnekliğe odaklanan, türünün tek örneği bir projeksiyon cihazı. Alan veya başka bir sınırlaması olmayan The Freestyle, herkesin istediği amaçla kullanabileceği, eğlenceli ve çok yönlü bir cihaz olarak, kullanıcılara farklı ve sıra dışı bir deneyim vadediyor” dedi.

Yayım tarihi

Masaüstü bilgisayar değil masanın kendisi bilgisayar

Oyuncular için dünyanın lider yaşam tarzı markası Razer (Hong Kong Stok Kodu: 1337), bugün dünyanın ilk gerçek oyun masası konsepti Project Sophia ve D-BOX markalı yerleşik yüksek kaliteli haptiklere sahip oyun koltuğu Enki Pro HyperSense ile oyun ve ev bilgisayarlarının geleceğine yönelik vizyonunu açıkladı. Razer’ın vizyoner Ar-Ge departmanı tarafından oluşturulan Project Sophia ve Enki Pro HyperSense, herhangi bir ev kurulumunu üst seviyelere çıkartmak adına yenilikçi çözümler sunuyor.

Evden çalışmanın her zamankinden daha yaygın hale gelmesiyle birlikte, birçok kişi kurulumlarını gün boyunca ihtiyaçları gereği çok sayıda farklı kullanım için yapılandırmakta zorlanıyor. Gerek bir ofis ortamı olsun gerekse oyun, yayın veya içerik üretimi olsun, her farklı kurulum işlevselliğini arttırmak adına kendine özel bir dizi ekstra çevre birimi ve cihaza ihtiyaç duyar.

Kullanıcıların iş için e-postaları ve Word belgelerini karıştırmak, oyun oynarken hedefe giden düşmanları patlatmak veya Twitch’te yayınlar yapmak gibi farklı işler için çalışma alanlarını hızla yeniden yapılandırmalarına olanak tanıyan, tamamen kişiselleştirilebilir, modüler bir tasarım olan Project Sophia, tüm bu zorluklara kusursuz bir çözüm sunuyor.

Tamamen modüler. Tamamen kişiselleştirilebilir.

Project Sophia’nın esnekliğinin merkezinde, benzeri görülmemiş bir kişiselleştirme düzeyi için 13 adede kadar ayrı modülü destekleyebilen, tamamen değiştirilebilir bir masa bulunur. Bu, her bölümün ikincil ekranlar, sistem izleme araçları, dokunmatik ekranlı kısayol panelleri, kalem tabletler, ses mikseri birimleri ve hatta harici capture kartlar gibi bir dizi göreve özgü bileşenle yapılandırılmasına olanak tanır. Böylece kullanıcının kurulumu, herhangi bir durum için saniyeler içinde değiştirilebilir duruma geliyor.

Razer Büyüme Başkan Yardımcısı Richard Hashim, “Project Sophia, çeşitli PC kullanımlarının çok farklı ihtiyaçlarını karşılayan ve çalışma alanları arasında gidip gelme ihtiyacını ortadan kaldıran çok amaçlı bir oyun ve iş istasyonu kurulumuna yönelik fütüristik vizyonumuzdur” dedi. “Çalışırken değiştirilebilir modüler sistem, Project Sophia’yı yalnızca eldeki görev için değil, aynı zamanda kullanıcının özel tercihine göre uyarlayarak, onların neredeyse sonsuz esneklikle masalarını hızla yeniden yapılandırmasına olanak tanır.”

Masaüstü gücü. Masanın içinde.

Project Sophia’nın kalbinde, en yoğun kaynak kullanan görevleri desteklemek için en yeni Intel işlemci ve NVIDIA GPU dahil olmak üzere son teknoloji çekirdek bileşenlerle donatılmış özel bir PCB bulunur. Masa alanını en üst düzeye çıkarmak için tüm bunlar, cam masa tablasının altına manyetik olarak oturan ince bir kasaya yerleştirilmiştir. Bileşenlerin değiştirilmeleri gerektiğinde ise kolayca çıkartılabilen ve kullanıcının elindeki görev için gereken sistemi hızla oluşturmasına olanak tanıyan bir esneklik sunar.

Modüller, her tür kullanıcı için tasarlanmıştır. İçerik oluşturucuları kısayol tuşlarını ve makroları düzene sokmak için dokunmatik ekranlı sayısallaştırıcılara, tabletlere ve yaratıcı giriş araçlarına bağlanabilir. Oyuncular bunun yerine THX Surround ses sistemi veya yüksek yenileme hızlı monitör gibi yüksek kaliteli ses ve çarpıcı görsel performans için hazırlanmış modüllere odaklanabilir. Yayıncılar, Project Sophia’yı kamera, mikrofon ve yayın kontrolü ile eksiksiz bir yayın kurulumuna dönüştürebilirken, daha verimli bir çalışma ortamı arayanlar bir üretkenlik kısayol tuşu modülü, kablosuz şarj cihazı ve bardak ısıtıcısı ile verimli ve rahat bir şekilde birden fazla görevi yapabilirler.

Gelişmiş atmosfer ve kişiselleştirme için geniş masa, Razer ChromaTM RGB ekosistemiyle senkronize edilebilen LED’lerle kaplanmıştır: Öte yandan nihai izleme deneyimi sağlamak adına daha parlak, daha keskin bir görüntü sağlamak için kendinden aydınlatmalı piksellere ve en son teknolojilere sahip yeni nesil 65 inç OLED ekrana sahiptir.

Son derece uyarlanabilir ve çok yönlü tasarımı nedeniyle Project Sophia, birçok geleneksel kurulumu tek bir masaüstünde birleştirerek oyun oynama, içerik oluşturma, yayın ve çalışma için en uygun yapılandırmayı sağlayabilir.

Tüm Gün Rahatlığı. Her atmosfere uyum.

Kullanıcıların oyun atmosferinde yeni bir boyutu deneyimlemelerine olanak tanıyacak yüksek kaliteli dokunsallık içeren gelişmiş oyun koltuğu Enki Pro HyperSense de bugün duyuruldu. Popüler Enki Pro sandalye tasarımına dayanan Enki Pro HyperSense, oyun oynarken en özgün, gerçeğe yakın geri bildirim sağlamak için D-BOX ile geliştirilmiş bir dokunsal geri bildirim ünitesine ve oyuncuların koltuklarını kişiselleştirmesi için Chroma RGB entegrasyonlu kafa yastığına sahiptir.

D-BOX Başkanı ve CEO’su Sébastien Mailhot, “Enki Pro HyperSense ile Razer ve D-BOX bugüne kadarki en gelişmiş oyun koltuğunu üretti” dedi. “Birleşik çabalarımız, en son teknolojiye sahip yüksek kaliteli dokunsal geri bildirim kullanarak oyun, film ve müzik deneyimini fiziksele dönüştüren bir ürünle sonuçlandı. D-BOX’ın dokunsal teknolojideki eşsiz deneyiminin yanı sıra Razer’ın benzersiz ayrıntılara ve çarpıcı tasarımına dikkati, gelecek nesil yenilikçi ev eğlencesi için zemin hazırlıyor.”

F1 2021, Forza Horizon 5 ve Assassin’s Creed Valhalla gibi oyunlar da dahil olmak üzere 2.200’den fazla oyun, film ve müzik için doğrudan desteğe sahip HyperSense haptiklerinin sunduğu fiziksel geri bildirim sayesinde oyuncular sadece pistin her köşesini hissetmekle kalmayacak, resmen oyunlarının içinde olacaklar. Yazılım üzerinden doğrudan desteklenmeyen oyunlarda bile; Direct Input Haptics özelliği sayesinde kullanılan gamepad, klavye ve fareler fiziksel geri bildirim oluşturarak haptic özellik sunabilecekler.

Dokunsal geri bildirim yalnızca oyunla sınırlı olmayacak. Medya tüketimi de, en popüler yayın platformlarının çoğunun otomatik olarak desteklenmesi sayesinde ekstra atmosfere sahip olacak. Müzik, ses efektleri ve film müzikleri duyulduğu kadar hissedilebildiği için izleyiciler ve dinleyiciler daha fazla derinlik ve atmosferin keyfine varacaklar.

Enki Pro HyperSense; çeşitli titreşimleri, dokuları ve hareketleri simüle etmek için geliştirilmiş üs düzey bir dokunsal motor tarafından desteklenmektedir. 65.000 dokunsal varyasyon ile +/- 1 G-

Force’luk dokunsal geri bildirimine sahiptir ve koltuğunuzda 1,5 inç dikey ve arkaya ittirme oluşturur. Gerçek zamanlı senkronizasyon, tüm geri bildirimlerin 5 ms’ye kadar yanıt verme hızıyla anında iletilmesini sağlar.

Enki Pro HyperSense, Enki oyun koltuğunun önceki modellerini favori yapan ödüllü özelliklere dayanmaktadır. 22” ultra geniş koltuk tabanı, 100 derecelik omuz kemerleri ve yerleşik bel kemeri aracılığıyla vücut temas noktalarını optimize ederek optimum ağırlık dağılımı ve her şeyi kapsayan HyperSense entegrasyonu için ideal bir temel sağlar. Sonuçta; son derece sürükleyici, bir sonraki seviye oyun deneyimi için en iyi dokunsal geri bildirimi tüm gün oyun konforuyla birleştiren bir sandalye ortaya çıkar.

En son teknolojileri kullanan Project Sophia ve Enki Pro HyperSense, her türlü oyun ve çalışma alanına yeni boyutlar ekleyerek modern ev kurulumunun geleceğine bir bakış sunuyor. Project Sophia ve Enki Pro HyperSense, bugün duyurulan ve yeni tanıtılan Razer Chroma Akıllı Ev Programını da içeren Razer ekosisteminin devam eden genişlemesinin bir parçasıdır.

Yayım tarihi

Evi tek aletten yönetme devri

Samsung, kişiselleştirilmiş ve bağlantılı ev hizmetlerine anında erişim sağlayan yeni çözümü Home Hub’ı tanıttı. ‘Home Hub’, kullanıcıların yenilikçi ve tablet tarzı dokunmatik ekranlı bir cihaz üzerinden tüm ev aletlerini yönetilebilmesine imkan sunuyor. Cihaz, akıllı ev aletleri arasında gelişmiş bağlantı oluşturarak kullanıcıların ihtiyaçlarını anlamak ve doğru çözümleri otomatik olarak sunmak üzere yapay zekâ desteği ve SmartThings uygulamasını kullanıyor. Bu sayede kullanıcılar, evdeki herkesin erişebileceği paylaşımlı bir cihaz üzerinden ev işlerini ve sorumluluklarını düzenleyebiliyor.

Daha geniş bir bağlı cihaz yelpazesi

Evin her köşesindeki akıllı ev aletlerine bağlanan Samsung Home Hub ile kullanıcılar günlük rutinlerini yönetebilirken, evlerinin günlük bakımını tek bir cihazdan gerçekleştirebilecek. Bir ev kumandası olarak evin tamamında bağlantılı ve kapsamlı bir kontrol sistemi sunan Home Hub, her işin üstesinden kolayca gelebilmeyi sağlıyor. Samsung Home Hub, piyasaya sürüldüğü andan itibaren Samsung akıllı cihazlar da dahil olmak üzere ‘SmartThings’ ekosistemindeki tüm cihazlara bağlanabilecek. Çok yakında akıllı evlerin aydınlatma ve kilit sistemleri gibi diğer ürünlere de doğrudan bağlanmak mümkün olacak.

Yapay zeka ve SmartThings ile kişiselleştirilmiş deneyimler

Yapay zeka destekli çok çeşitli ve kişiselleştirilmiş SmartThings hizmetleri ilk defa Samsung Home Hub ile birleştirilerek tek bir cihaz üzerinden yönetilebiliyor. Söz konusu SmartThings hizmetleri yemek pişirme, giysi bakımı, evcil hayvan, hava, enerji ve ev bakım sihirbazı özelliklerinde kullanılabiliyor.

‘SmartThings Cooking’, akşam yemeği hazırlamayı daha pratik hale getirmek için Family Hub™ üzerinden haftalık yemek planında arama yapmaya, öğünleri planlamaya, malzemeleri satın almaya ve yemek hazırlamaya yardımcı oluyor. Çamaşır yıkama zamanı geldiğinde SmartThings Giysi Bakımı, Bespoke Çamaşır Yıkama ve Kurutma Makinesi ile Bespoke AirDresser gibi cihazlara bağlanarak giysiler için malzeme tipi, kullanım biçimi ve mevcut sezona göre özelleştirilmiş bakım seçenekleri sunuyor. SmartThings Pet, Bespoke Jet Bot™ AI+ üzerindeki akıllı kamera ile evcil hayvanları kontrol etmeyi sağlarken, ev ortamını onlar için daha konforlu hale getirmek üzere klima ayarı yapmaya olanak tanıyor.

‘SmartThings Air’ evin hava kalitesini yönetmek üzere klimalar ve hava temizleyicilere bağlanabiliyor ve nemi otomatik olarak nem azaltabiliyor. Enerji tasarrufu sağlamak için de, Samsung Home Hub üzerindeki SmartThings Energy[1] kullanım detaylarını analiz ederek[2] yapay zeka destekli ‘Güç Tasarrufu’ modunu kullanıyor ve fatura miktarını azaltıyor. SmartThings Home Care Wizard da akıllı ev aletlerinin tamamını izleyerek parça değişimi ihtiyacında bildirim gönderebiliyor ve herhangi bir hata durumunda yönlendirme sağlıyor.

Daha üstün Bixby deneyimi

Samsung ‘Home Hub’, yuvasından çalıştırılabilen veya evde hareket halindeyken kullanılabilen 8,4 inç boyutunda özel bir tablet olarak öne çıkıyor. Samsung Home Hub’da bulunan iki mikrofon ve iki hoparlör bildirimleri kolayca duymayı ve Bixby sesli asistanı[3] kullanmayı sağlıyor. Yüksek performanslı mikrofonlara sahip Samsung Home Hub, yuvasındayken daha geniş bir mesafeden sözlü komutları algılayabiliyor.

Yayım tarihi

Çin Tibet’i 5G ile bezedi

Çin’in güneybatısında yer alan Tibet Özerk Bölgesi’nde, geçtiğimiz 2021 yılı boyunca 3 bin 83 5G baz istasyonu inşa edilerek bölgedeki toplam 5G baz istasyonu sayısının 6 bin 660’a varması sağlanmış oldu. Söz konusu veri, Tibet Özerk Bölgesi 11. Halk Meclisi’nin beşinci oturumu sırasında sunulan yönetim faaliyetine ilişkin raporda, bölgesel yönetimin geçici başkanı Yan Jinhai tarafından açıklandı. 

Tibet, endüstriyel internet kamu hizmeti platformunun kuruluşunu, gerçekleştirilmiş olan bu performansa dayalı olarak bu yıl hızlandıracak. Öte yandan Tibet eğitimde, sağlık hizmetlerinde, ulaştırmada ve lojistikte 5G ağının uygulama ve teknolojilerini destekleyip teşvik edecek. Yan, yeni kurulan baz istasyonları sayesinde Tibet’in dijital ekonomisinde yüzde 10 oranında bir büyümeye tanık olunacağına da işaret etti.
 

Yayım tarihi

Taraftarın tokenlarını yakmışlar!

Türkiye’nin en geniş ürün yelpazesine sahip Dijital Varlık Alım-Satım Platformu Bitexen’de listelenen Adana Demirspor, Antalyaspor, Balıkesirspor, Çaykur Rizespor, Diyarbekirspor, Erzurumspor, Giresunspor, Hatayspor, Kayserispor, Sakaryaspor, Sivasspor, Şanlıurfaspor, Tuzlaspor, Vanspor ve Yeni Malatyaspor’un taraftar token yakımları, Türkiye’nin yeni nesil dijital cüzdanı EXENPAY tarafından gerçekleştirildi. 

Atılan gol sayısına göre yakılan token adedi ise şu şekilde açıklanmıştır: 

Adana Demirspor’a ait 65.000 adet DEMIR Token yakıldı. 

Antalyaspor’a ait 7.770 adet AKREP Token yakıldı. 

Balıkesirspor’a ait 6.000 ait BLK S Token yakıldı. 

Çaykur Rizespor’a ait 2.650 adet RIZE Token yakıldı.

Diyarbekirspor’a ait 25.452 adet DIYAR Token yakıldı. 

Erzurumspor’a ait 35.000 adet ERZ Token yakıldı.

Giresunspor’a ait 3.080 adet GRS Token yakıldı.

Hatayspor’a ait 620 adet HATAY Token yakıldı.

Kayserispor’a ait 64.600 KYSR Token yakıldı.

Sakaryaspor’a ait 90.882 SKRY Token yakıldı.

Sivasspor’a ait 7.540 adet SIV Token yakıldı.

Şanlıurfaspor’a ait 1.890 URFA Token yakıldı.

Tuzlaspor’a ait 210 TUZLA Token yakıldı.

Vanspor’a ait 2.600 VAN Token yakıldı.

Yeni Malatyaspor’a ait 1.760 YMS Token yakıldı.

Yakım nedir?

Kripto para yakım işlemi, kripto para ekosisteminde yaygın olarak gerçekleştirilen bir işlemdir. Bu işlem, belirli miktardaki kripto parayı dolaşımdan kalıcı bir şekilde çıkarmak ve dolaşımdaki toplam arzı düşürmek amacıyla yapılmaktadır. Bu işlem ile dolaşımdaki token miktarı azaltılarak deflasyonist bir anlayış benimsenir. Dolaşımdaki token miktarı azaldıkça mevcut token değerinin teorik olarak uzun vadede artması beklenmektedir.

Fan Token Yakımları nasıl gerçekleşmektedir?

Fan Token yakımları, kulüplerin mücadele ettikleri lig içerisinde attıkları gol miktarına göre gerçekleştirilmektedir. İzahnamelerinde belirtilen gol başına geçerli olan token miktarı, Türk Lirası ile piyasa üzerinden satın alınarak yakılmaktadır. 

Bitexen’de Listelenen Taraftar Token’larının piyasa değeri nedir?

Taraftar tokenların piyasa değeri, dolaşımdaki token miktarı ile token fiyatının çarpılması sonucu elde edilmektedir. Taraftar tokenların güncel toplam piyasa değeri yaklaşık olarak 1,2 milyar TL’dir. Yakılan tokenların toplam değeri ise yaklaşık olarak 500 bin Türk Lirasıdır.

Yayım tarihi

Uzmanından 2022 teknoloji yorumları

Aruba, a Hewlett Packard Enterprise company Ürün ve Teknolojiden Sorumlu Başkan Yardımcısı David Hughes, 2022’de olması muhtemelen değişimleri bir makalede kaleme almış:

2025 yılına dek cihazların sayısı insan nüfusunun 10 katına ulaşacak

Nesnelerin İnterneti cihazları ve makineler arası iletişim (M2M) dijital dönüşümle yaygınlaşarak hızla büyüyor. Günümüzde internete bağlı cihazların sayısı insan nüfusunun beş katına ulaşmış durumda. Önümüzdeki üç yılda bu oran 10 katına çıkacak ve Nesnelerin İnterneti cihazlarının güvenliğini otomatize hale getirmek olağanüstü önem kazanacak. Bu cihazları otomatize yöntemler olmaksızın kullanıma sokan, tedarik eden ve güvence altına almak isteyen şirketler, sürekli bir şekilde daha karmaşıklaşan güvenlik ihlallerine karşı savunmasız kalacaklar.

Güvenli Erişim Hizmeti Kenar Mimarisi’nin (SASE) yükselişine giden iki net yol

SASE uygulamalarının benimsenmesinde erken bir aşamadayken, piyasanın yaklaşımlarında net bir ayrım yaşanacak. Küçük ve orta büyüklükteki işletmeler gelişmiş yetkinliklere kıyasla basitliğe ve “tek bir üreticiden sunulan” SASE tekliflerine daha çok öncelik verecek. Bir diğer yandan, büyük kurumlarsa güvenlikten, güvenilirlikten ya da kullanıcı deneyimi kalitesinden taviz vermek istemeyecektir. Güvenli web ağ geçidi (SWG), bulut erişim güvenlik aracısı (CASB) ve sıfır güvene dayalı ağ erişim (ZTNA) hizmetlerini sunan tam donanımlı bulut güvenlik sağlayıcısı ile kurum içi güvenlik ve WAN’a tasarlanan yetkinlikler için türünün en iyisi SD-WAN sağlayıcısını bir araya getiren çok yönlü bir üreticinin yer aldığı bir yaklaşımı izleyeceklerdir.

Wi-Fi 6E’ye geçiş 2022’de başlayacak

Tüm gözler 5G teknolojisine çevrilmişken hem kampüs erişim noktalarında hem de şirketlerin iç alanlarında Wi-Fi 6E’ye hızla geçişin eşiğindeyiz. Wi-Fi 6E bir yandan geriye dönük modellerle uyumluluğunu korurken, bir diğer yandan da ek 1200 MHz’lık yeni spektrumla yüksek kapasite sunar. Pazar araştırma alanında öncü şirketlerden 650 Group, 2022 yılında Wi-Fi 6E kurumsal erişim noktalarında yüzde 200’ün üzerinde bir büyüme bekliyor. Bu beklenti, kurumsal şirketlerin video konferans, uzaktan tedavi ve uzaktan eğitim gibi faaliyetlere artan güvenle birlikte 6E’nin potansiyelini görmeye başladığını gösteriyor.

Hibrit çalışma düzeni, yapay zeka otomasyonundan destek alan “mikro şubelerin” yükselişine sebep olacak

Pandemi bitse bile evden çalışma düzeni devam edecek. Bu yeni normal, mikro şubelerin ya da “tek bir şubenin” yükselişine sahne olacak. Pandeminin ilk günlerinde şirketler, karantinadaki iş gücünü şirket ağlarına bağlamak için uzaktan erişim noktalarını (RAP’lar) ve VPN ağlarını genişletmekte zorlanmışlardı. 2022’de hem güvenilir hem de tutarlı bir kullanıcı deneyimi yolunda kurumsal seviyedeki Wi-Fi erişimini ileri teknolojili çok yollu WAN bağlantısı ile gelişmiş yapay zeka operasyonlarını bir araya getiren, özel üretim mikro şubelerde muazzam bir büyümeye tanık olacağız. Bu mikro şube teklifleri kurumu güvenli bir şekilde “tek bir şubeye” çevirecektir.  “Hizmetlerdeki” artan değer, bir hizmet olarak ağ (NaaS) gibi esneklik sunan altyapı tüketim modellerine talebi artıracaktır.
Hepimizin gözleri önünde bir kültür değişimi yaşanıyor: Tüketiciler artık “nesneler” yerine “deneyimlere” daha çok değer veriyor ve “bir şeye sahip olmaya” daha az ihtiyaç duyulması hayatlarımıza doğrudan yansıyor. Önümüzdeki yılda aynı değişim, kurumlar nezdinde de kendini gösterecek: Cihazlara ve sermaye harcamalarına daha az, teknoloji yatırımlarından doğan iş çıktılarına daha fazla odaklanılacak. BT verimliliğini artırmak ve inovasyon yolundan sapmamak isteyen şirketler, daha fazla finansal esneklik ve maliyetlerde öngörülebilirlik talep ediyor. Esnek bir altyapı tüketim modeli tüm bunlara imkan sağlar. Bu yeni tüketim modellerine gözü kapalı atılmak istemeyen şirketlere, “satın almadan önce dene” seçeneği sunuluyor. Şirketler böylece bu yeni modeli benimseyip benimsemediklerine karar verebilirler. Bu, 2022’de NaaS gibi tüketime dayalı hizmetlerde büyük bir talep artışına sebep olacak.

Yayım tarihi

Korsanlara teslim olmanın 10 yolu

İyi bir güvenlik anlayışı, kimlik dolandırıcılığı ve maddi kayıp riskinin azalması anlamına geliyor. Bu dolandırıcılıkların maliyeti, 2020 yılında 56 milyar ABD dolarına ulaştı ve dolandırıcılıkların çoğu çevrimiçi ortamda gerçekleşti. Sorunun büyüklüğünü anlayabilmek için ABD Kimlik Hırsızlığı Bilgi Merkezi verilerinin göz önüne alınması gerekiyor. Verilere göre, ABD’deki kimlik hırsızlığı kurbanlarının üçte biri dolandırıcılık nedeniyle yiyecek almak veya faturalarını ödemek için yeterince paralarının olmadığını belirtiyor. ESET uzmanları, 2022’de siber hijyenin artırılarak dikkatli davranılmasını ve aşağıda paylaşılan 10 kötü alışkanlığın bırakılmasını öneriyor:

  1. Güncel olmayan yazılım kullanmak

Bilgisayarınızdaki ve cihazlarınızdaki işletim sistemlerinin, tarayıcıların ve diğer yazılımların güvenlik açıkları, siber suçluların saldırabileceği en iyi yerlerdir. Otomatik güncelleme işlevini etkinleştirdiğinizde ve istendiğinde güncellemeyi onayladığınızda, bu konu günlük hayatınızı çok fazla engellemez. 

  1. Zayıf parola güvenliği

Parolalar, dijital dünyamızın kapısının anahtarlarıdır. Ne yazık ki bugünlerde hatırlamamız gereken çok fazla parola olduğundan, bu parolaları yeterince güvenli şekilde kullanmıyoruz. Birden çok hesap için aynı parolayı kullanmak ve tahmin etmesi kolay giriş bilgileri belirlemek, bilgisayar korsanlarına oldukça fazla avantaj sağlıyor. Bu saldırganlar yazılım kullanarak zayıf şifrelemeleri kırar, yaygın olarak kullanılan varyantları dener ve ele geçirilen parolaları diğer hesaplarda da kullanmaya çalışır. Bunun yerine güçlü ve benzersiz parolaları veya giriş anahtarlarını hatırlamak için bir parola yöneticisi kullanın. Ayrıca mümkün olan tüm hesaplarda iki faktörlü kimlik doğrulamaya (2FA) geçiş yapın.

  1. Herkese açık Wi-Fi ağı kullanmak

Bugünlerde daha fazla dışarı çıkmaya başladık. Bu nedenle, herkese açık Wi-Fi ağları daha fazla kullanılıyor. Ancak bu riskli bir konu. Bilgisayar korsanları internet kullanımınız hakkında bilgi edinmek, hesaplarınıza erişim sağlamak ve kimliğinizi çalmak için aynı ağları kullanabilir. Güvende olmak için ortak alanlardaki bu erişim noktalarını kullanmaktan kaçınmalısınız. Kullanmak zorunda olduğunuz durumlarda, genel ağa bağlıyken önemli hesaplarınıza giriş yapmayın.

  1. Tıklamadan önce düşünmemek

Kimlik avı, en çok gelir sağlayan dolandırıcılık türlerindendir. Sosyal mühendislik olarak bilinen bir teknik kullanılır. Sosyal mühendislikte saldırganlar, kurbanlarını kandırarak kötü amaçlı bir bağlantıya tıklamasını veya kötü amaçlı yazılım yüklü bir eki açmasını sağlamaya çalışır. İçimizdeki iyi niyetli duygulardan faydalanır ve acil bir durum olduğuyla ilgili iletilerle hızlı bir şekilde karar vermemizi sağlamaya çalışırlar. Bu saldırıları bertaraf etmek için uygulamamız gereken en önemli kural, düşünmeden tıklamamaktır. Gelen e-postanın gerçek olduğundan emin olmak için gönderen kişiyi veya şirketi iki kere kontrol edin. Acele hareket etmeyin.

  1. Tüm cihazlarda güvenlik kullanmamak

Gelir sağlayan siber tehditlerin bulunduğu bir çağda bilgisayarlarınızda ve mobil cihazlarınızda saygın bir sağlayıcının kötü amaçlı yazılımlara karşı korumasını kullanmalısınız. Ancak kaçımız mobil cihazlarımızda ve tabletlerimizde aynı şekilde güvenlik yazılımı kullanıyoruz? Araştırmaya göre, her yıl bu cihazları neredeyse 5 bin saat kullanıyoruz. Bu süre zarfında kötü amaçlı uygulamalarla ve web siteleriyle karşılaşma olasılığımız oldukça fazla. Cihazınızı hemen koruma altına alın.

  1. Güvenli olmayan web sitelerini kullanmak 

HTTPS sitelerinde, web tarayıcınızdan girdiğiniz siteye giden trafiği korumak için şifreleme kullanılır. Bunun iki amacı vardır. Web sitesinin gerçek olduğunu, kimlik avı veya dolandırıcılıkla ilgili bir web sitesi olmadığını doğrulamak; siber suçluların parolalarınızı ve finansal bilgilerinizi çalmak üzere iletişimlerinize gözetlemediğinden emin olmak. Günümüzde birçok kimlik avı sitesi HTTPS kullandığından bu yüzde 100 garanti yöntem değildir ancak iyi bir başlangıçtır. Her zaman kilit sembolünün olmasına dikkat edin.

  1. İş ve özel hayatınızı paylaşmak

Bir çoğumuz son iki yılın büyük bir kısmını, iş ve özel hayatlarımızı birbirinden ayıran keskin çizginin kaybolduğu, iki tarafın birbirine karıştığı bir şekilde yaşadık.  Bu çizgi belirsizleştikçe siber riskler de artıyor. Tüketici alışverişine yönelik sitelere ve diğer sitelere giriş yapmak için iş e-postalarının ve parolaların kullanımını düşünün. Bu sitelerdeki verilerin güvenliği ihlal edilirse ne olur? Bilgisayar korsanları, kurumsal hesaplarınızı ele geçirebilir. Ayrıca iş için güvenli olmayan kişisel cihazların kullanılması da riski artırır. İşinizi ve özel hayatınızı ayrı tutmak için fazladan çaba harcamalısınız.

  1. Telefonda bilgilerinizi paylaşmak

Sesli kimlik avı olarak da bilinen sesli kimlik hırsızlığı, e-posta ve SMS tabanlı kimlik avı hırsızlığında olduğu gibi kullanıcıları kandırıp bir şeye tıklamalarını sağlamak üzere sosyal mühendisliği kullanır. Kurbanların kişisel ve finansal bilgilerini elde etmek için gittikçe popülerleşen bir yoldur. Dolandırıcılar, saldırıyı gerçek bir iletişim gibi göstermek için genellikle gerçek numarayı gizler. Başlıca kural, telefonda hiçbir hassas bilgiyi paylaşmamaktır. Kim olduklarına ve nereden aradıklarına bağlı olarak, arayan kişinin verdiği numarayı kullanmadan şirketi doğrudan arayarak bilgileri kontrol edin.

  1. Yedekleme yapmamak

Fidye yazılımı, her yıl şirketlere yüz milyonlarca dolara mal oluyor. Dolayısıyla, bazen tüketicileri bekleyen birçok varyant olduğunu unutuyoruz. Aniden evdeki bilgisayarınızın kilitlendiğini düşünün. Aile fotoğrafları ve önemli iş belgeleri dahil olmak üzere bilgisayarınızdaki ve büyük ihtimalle bulut depolamadaki tüm veriler sonsuza kadar kaybolabilir. Düzenli yedekleme, kötü durumlarla karşılaşmanız ihtimaline karşı içinizin rahat olmasını sağlar.

  1. Akıllı telefonunuzu korumamak

Avrupa’daki evlerin neredeyse üçte biri sesli asistan, akıllı televizyon ve güvenlik kameraları gibi elektronik cihazlarla donatılmıştır. Ancak sağladıkları bağlanabilirlik ve makine zekası özellikleri, bu cihazların suçlular için ilgi çekici bir hedef haline gelmelerini de sağlar. Diğerlerine saldırmak üzere botnetlere dönüştürmek için ele geçirilebilirler veya diğer cihazlara ve verilere erişim sağlamak için kullanılabilirler. Bu cihazları güvende tutmak için, başlangıçtaki varsayılan parolaları değiştirin. Ayrıca, ürünlerindeki bilinen güvenlik açıklarını onardığına dair takip kaydı bulunan satıcıları seçtiğinizden ve elektronik bir cihaz almadan önce olası güvenlik açıklarını araştırdığınızdan emin olun.

Yayım tarihi

Endüstri otomasyona siber tehditlerle gidiyor

Endüstriyel kuruluşlar hem finansal kazanç hem de istihbarat toplama açısından siber suçlular için en cazip hedeflerin başında geliyor. 2021 yılı Lazarus ve APT41 gibi tanınmış APT gruplarının endüstriyel kuruluşlara saldırdığına sahne oldu. Kaspersky uzmanları başka bir saldırı dizisini araştırırken, grubun savunma endüstrisine karşı ThreatNeedle kampanyasında kullandığı özel kötü amaçlı yazılım olan ve Lazarus’un “Manuscrypt” ile bazı benzerliklere sahip yeni bir kötü amaçlı yazılım parçasını ortaya çıkardı. Bu nedenle yazılım PseudoManuscrypt olarak adlandırıldı.

20 Ocak- 10 Kasım 2021 tarihleri arasında Kaspersky ürünleri, 195 ülkede 35 binden fazla bilgisayarda PseudoManuscrypt’i engelledi. Hedeflerin çoğu, askeri-endüstriyel işletmeler ve araştırma laboratuvarları dahil olmak üzere sanayi ve devlet kuruluşlarıydı. Saldırıya uğrayan bilgisayarların %7,2’si endüstriyel kontrol sistemlerinin (ICS) bir parçasıydı. Mühendislik ve bina otomasyonu en çok etkilenen bölümleri temsil ediyordu.

PseudoManuscrypt, başlangıçta bazıları ICS’ye özel sahte korsan yazılım yükleyici arşivleri aracılığıyla hedeflenen sisteme indiriliyor. Bu sahte yükleyicilerin Hizmet Olarak Kötü Amaçlı Yazılım (MaaS) platformu aracılığıyla sunulması muhtemel. İlginç bir şekilde bazı durumlarda PseudoManuscrypt, kötü bir üne sahip olan Glupteba botnet aracılığıyla kuruluyor. İlk bulaşmadan sonra ana kötü amaçlı modülü indiren karmaşık bir enfeksiyon zinciri başlatılıyor. Kaspersky uzmanları bu modülün iki çeşidini belirledi. Her ikisi de tuş vuruşlarını günlüğe kaydetme, panodan veri kopyalama, VPN (ve potansiyel olarak RDP) kimlik doğrulama bilgilerini ve bağlantı verilerini çalma, ekran görüntülerini kopyalama dahil olmak üzere gelişmiş casusluk yeteneklerine sahip.

Saldırılar belirli endüstrilere dair bir tercih göstermiyor. Ancak saldırıya uğrayan çok sayıda mühendislik bilgisayarı, 3D ve fiziksel modelleme ve dijital ikizler için kullanılan sistemler de dahil olmak üzere, endüstriyel casusluğun tek bir hedef olabileceğini gösteriyor.

Garip bir şekilde kurbanlardan bazıları, ICS CERT’nin daha önce bildirdiği Lazarus kampanyasının kurbanlarıyla bağlantılı görünüyor. Veriler, daha önce yalnızca APT41’in kötü amaçlı yazılımıyla kullanılan bir kitaplık yardımıyla nadir bir protokol üzerinden saldırganların sunucusuna gönderiliyor. Bununla birlikte çok sayıda kurbanı ve odak eksikliğini göz önüne alarak, Kaspersky kampanyayı Lazarus veya bilinen herhangi bir APT tehdit aktörüyle ilişkilendirmiyor.

Kaspersky Güvenlik Uzmanı Vyacheslav Kopeytsev, şunları söylüyor: “Bu oldukça sıra dışı bir kampanya ve elimizdeki çeşitli bilgileri hala bir araya getiriyoruz. Ancak açık bir gerçek var: Bu, uzmanların dikkat etmesi gereken bir tehdit ve birçok yüksek profilli kuruluş da dahil olmak üzere binlerce ICS bilgisayarına girmeyi başardı. Güvenlik topluluğunu yeni bulgulardan haberdar ederek araştırmalarımızı sürdüreceğiz.”

ICS CERT’de PseudoManuscrypt kampanyası hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.

Kaspersky uzmanları, PseudoManuscrypt’ten korunmak için kuruluşlara şunları tavsiye ediyor:

  • Tüm sunuculara ve iş istasyonlarına uç nokta koruma yazılımı yükleyin
  • Tüm uç nokta koruma bileşenlerinin sistemlerde etkinleştirildiğini ve birinin yazılımı devre dışı bırakmaya çalışması durumunda yönetici parolasının girilmesini gerektiren ilkelerin yürürlükte olduğunu kontrol edin.
  • Active Directory ilkelerinin, kullanıcıların sistemlerde oturum açma girişimlerine ilişkin kısıtlamalar içerdiğini kontrol edin. Kullanıcıların yalnızca işlerine dair sorumlulukları yerine getirmek için erişmeleri gereken sistemlere giriş yapmalarına izin verilmelidir.
  • OT ağındaki sistemler arasında VPN dahil ağ bağlantılarını kısıtlayın. Operasyonların sürekliliği ve güvenliği için gerekli olmayan tüm bağlantı noktalarındaki bağlantıları bloke edin.
  • Bir VPN bağlantısı kurarken ikinci kimlik doğrulama faktörü olarak akıllı kartlar (belirteçler) veya tek seferlik kodlar kullanın. Bunun uygulanabilir olduğu durumlarda, bir VPN bağlantısının başlatılabileceği IP adresleri listesini kısıtlamak için Erişim Kontrol Listesi (ACL) teknolojisini kullanabilirsiniz.
  • Kuruluş çalışanlarını internet, e-posta ve diğer iletişim kanallarıyla güvenli bir şekilde çalışma konusunda eğitin. Özellikle doğrulanmamış kaynaklardan dosya indirmenin ve yürütmenin olası sonuçlarını açıklayın.
  • Yerel yönetici ve etki alanı yöneticisi ayrıcalıklarına sahip hesapları yalnızca iş sorumluluklarını yerine getirmek için gerekli olduğunda kullanın.
  • Yüksek düzeyde bilgi ve güvenlik uzmanlarının uzmanlığına hızla erişebilmek için Yönetilen Tehdit Algılama ve Yanıt hizmetlerini kullanmayı düşünün.
  • Atölyeleriniz için özel koruma kullanın. Kaspersky Industrial CyberSecurity, endüstriyel uç noktaları korur ve kötü niyetli etkinlikleri belirlemek ve engellemek için OT ağını izlemesini sağlar.
Yayım tarihi

Türk Telekom’dan gençlere siber güvenlik ödülü

Türk Telekom, gençlerin kariyer gelişimini desteklemeyi ve siber güvenlik alanında yenilikçi fikirleri teşvik eden projeler hayata geçirmeyi sürdürüyor. Bu kapsamda Türk Telekom, Bilişim Vadisi iş birliğinde Türkiye Açık Kaynak Platformu koordinasyonunda “Yeni Nesil Kimlik Doğrulama Yöntemleri ve Çözümleri” temasıyla ‘Siber Güvenlik Fikir Maratonu’nu hayata geçirdi. 

Üniversite öğrencilerinin ve yeni mezun gençlerin iş geliştirme, tasarım ve proje yeteneklerini kullanarak fikirlerini tek tek ya da takımlar hâlinde yarıştırdığı ‘Siber Güvenlik Fikir Maratonu’ 13-17 Aralık tarihleri arasında çevrim içi olarak düzenlendi. 3 Ocak Pazartesi günü gerçekleşen ödül törenine Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır, Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emre Vural, Türkiye Açık Kaynak Platformu Yöneticisi Sertaç Yerlikaya ile Bilişim Vadisi Genel Müdürü A. Serdar İbrahimcioğlu katıldı.

İlk üçe 100 bin TL değerinde ödül

Fikir maratonuna katılan 11 ekibin fikirleri jüri tarafından değerlendirildi. ‘Bioauth: Browser Fingerprinting ve Makine öğrenmesiyle Davranışsal Biyometrik Kimlik Doğrulama’ fikriyle birinci olan Unicorn takımı 50 bin TL, ‘DrawPass: Kullanıcıya Özgü Yazma ve Resmetme ile Biyometrik Kimlik Doğrulama’ ile ikinci olan Eternal takımı 30 bin TL ve ‘Blocco360: Yeni Nesil Blokzinciri ile Kimlik Doğrulama’ ile üçüncü olan Blocco360 takımı ise 20 bin TL değerinde ödülün sahibi oldu.

Törende konuşma yapan Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Mehmet Fatih Kacır “Bugün bir araya gelmemize vesile olan siber güvenlik temalı yarışmalar, beşeri sermayemiz ve insan kaynağımızın gelişimi açısından çok değerli yarışmalar. Her birimizin ve kullandığımız bütün nesnelerin, günden güne daha bağlantılı hale geldiği ve dolayısı ile siber güvenlik risklerinin çokça arttığı bir dönemdeyiz. Kamu altyapılarının, özel sektörün ve bireysel yaşamımızın siber risklere karşı korunması için yenilikçi çözümlerin geliştirilmesi çok önemli. Bu yarışmalar çözüm üretmek isteyen genç nesillerin fikirlerine fırsat veriyor. Bu nedenle çok önemsiyoruz. Yarışmaya katılan gençlerimiz, son derece yenilikçi çözümler üretmişler, kendilerini yürekten tebrik ediyorum” dedi. 

Türkiye Açık Kaynak Platformu Yöneticisi Sertaç Yerlikaya yarışma ile ilgili olarak şu değerlendirmede bulundu: “Türkiye Açık Kaynak Platformu olarak, ülkemizde açık kaynak kodlu yazılımların gelişmesi ve yazılımcı sayımızın artması için rekabet öncesi iş birliği çerçevesinde farklı projeler yürütüyoruz. Bu bağlamda, kurucu ortaklarımız ve paydaşlarımız ile birlikte yarışmalar, seminer programları ve yazılım geliştirme projeleri hayata geçiriyoruz. Kurucu üyelerimiz arasında yer alan Türk Telekom ile birlikte düzenlediğimiz “Siber Güvenlik Fikir Maratonu” yarışmasına toplam 53 bireysel ve takım başvurusu alındı. Yapılan ön değerlendirme neticesinde 11 takımın proje fikri seçildi, jüri ve mentör heyetinden oluşan toplam 10 kişilik ekibin değerlendirmesi neticesinde dereceye giren ekipler belirlendi. Platform olarak ülkemizde yerli ve milli çözümlerin geliştirilmesini önemsiyoruz. Siber güvenlik alanında yapılan bu yarışma ile Platform bünyesinde Siber Güvenlik alanında geliştirilecek yazılım projelerini desteklediğimizi ifade etmek isteriz.”

Türk Telekom İnsan Kaynakları Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Emre Vural şu değerlendirmede bulundu: “Türk Telekom olarak siber güvenliğin, ulusal güvenliğin önemli bir unsuru olduğunun bilinciyle Türkiye’nin en büyük siber güvenlik merkezinde yerli ve millî siber güvenlik çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu alanda yetişmiş insan kaynağına katkı sağlamaya da devam ediyoruz. Türkiye Açık Kaynak Platformu’nun aktif üyesi olarak ekosistemin gelişmesi için nitelikli yazılımcı sayısını artıracak projelerin yaygınlaşmasını önemsiyoruz. Siber Güvenlik Maratonu’nu bu yıl “Yeni Nesil Kimlik Doğrulama Yöntemleri ve Çözümleri” temasıyla yaptık. Türk Telekom Siber Güvenlik Fikir Maratonu kapsamında seçilen 11 takım, fikirlerini sektörün önde gelen isimlerine sundular. Türkiye’nin siber güvenlik ve veri gizliliğiyle ilgili teknolojilerini iyileştirmesi, nitelikli insan kaynağı eksikliğini gidermesi ve altyapısını değişen teknolojiye uyumlu ve güncel tutması gerekiyor. Türk Telekom olarak bu alanlarda ülkemize katkı sağlamayı sürdüreceğiz.” 

Yayım tarihi

Çin büyümek için vergiyi azaltıyor

Çin, ekonomik büyümeyi istikrara kavuşturmak ve yüksek kalitede kalkınmayı teşvik etmek için vergi ve harç kesintilerini bu yıl da hızlandırarak uygulayacak. Bu açıklama, küçük firmalara daha fazla destek vadeden vergi dairesi yetkilileri tarafından yapıldı.   

Devlet Vergi Dairesi Başkanı Wang Jun, yıllık toplantısında, 2021’de yeni eklenen vergi ve harç kesintilerinin 1 trilyon yuanı (157 milyar doları) aşmasının beklendiğini  ve toplam vergi harç indirimlerinin geçtiğimiz altı yılın toplamında 8,8 trilyon yuana ulaştığını belirtti.

Öte yandan, Wang’ın açıklamasına göre Çin, 2021 yılında imalat sektöründen küçük ve orta boy işletmelerin (KOBİ) vergi ödemelerinin yaklaşık 200 milyar yuanlık bölümünü erteleyerek, bu işletmelerin geçici sorunlarını aşmalarına yardımcı olmaya çalıştı.

Hükümet, vergi ve harç kesintilerini 2022 yılında da büyüterek sürdürmek ve bu suretle KOBİ’lere, şahıs şirketlerine ve imalathanelerine sağlanan desteği güçlendirecek. Ancak vergilendirmede düzenleme ve denetleme işlemleri 2022 yılında sıkılaştırılacak ve her türden vergi kaçırma girişimi ağır şekilde cezalandırılacak.

Yayım tarihi

Fareyle tıklama göze geliyor

Özellikle ALS hastası İngiliz Fizikçi Stephan W. Hawking ile birlikte dünya teknoloji literatürüne giren göz izleme teknolojisi, sınırlarını aşıyor… Google ve Facebook gibi teknoloji devleri de bu alanda yaptıkları çalışmalarla beraber yazılım alanında birçok satın alma gerçekleştirerek pazarın büyümesini destekliyor.


Göz izleme teknolojisinin işte verimliliği artırmasına yönelik de yenilikçi uygulamalar dikkati çekiyor. Bu uygulamalardan biri 2013 yılında kurulan 4tiitoo şirketi tarafından geliştirilen NUIA. Bilgisayarla iletişimi doğal etkileşim yoluyla temelden değiştirmek için yola çıkan 4tiitoo, bilgisayarların kolayca gözle kontrolü için yapay zeka tabanlı çözümlerle pazarda kendine önemli bir yer edinmiş durumda.

İş yerinde verimliliği artırmak ve ergonomiyi iyileştirmek için göz izlemeye dayalı yenilikçi bir yazılım olan NUIA, yapay zekâ sayesinde kendi kendine öğreniyor. Bilgisayar kullanıcılarının nereye baktığını temel alarak bakış kontrolü aracılığıyla etkileşimi hızlı ve hassas hale getiriyor. Bakış kontrolü sayesinde mouse kullanımı azalıyor. Zamanla kullanıcılar gözleriyle tıklamayı, kısa komutları çalıştırmayı veya kopyalayıp yapıştırmayı da öğreniyor. Örneğin ekranda okuma yaparken ekran göz hareketlerine bağlı olarak otomatik olarak kayıyor ve okuma hızına uyuyor.


Günde 1 saat zamandan tasarruf

4tiitoo Kurucu Ortağı Stephan Odörfer, mouse’un bakışlarla anlamlı etkileşiminin üretkenliği artırdığını, yapılan işe bağlı olarak günde 20 ila 60 dakika zamandan tasarruf etmeyi sağladığını dile getirirken şunları söyledi: “Bilgisayar kullanıcıları günlük çalışmalarında ortalama 3 bin ila 5 bin mouse tıklaması yapıyor. Gözle takip çözümü bu tıklamaları yüzde 80 azaltıyor. Karpal tünel sendromu gibi rahatsız edici durumları önlüyor. Böylece ilk kullanımdan itibaren çalışan ve şirket için sürdürülebilir bir çözüm oluyor. Onlarca şirket bu teknolojiyi hali hazırda kullanıyor veya ürün geliştirmede kullanımını test ediyor. Bunlar arasında yazılım sağlayıcıları, enerji tedarikçileri, bankalar ve sigorta şirketleri de yer alıyor” diyor.


“Verimliliği artıracak”


Deutsche Telekom Türkiye Genel Müdürü Sinan Kılıçoğlu da NUIA veya benzer teknolojilerle bilgisayar işletiminde er ya da geç köklü bir değişimin gerçekleşeceğini ifade ediyor. Yakın gelecekte birçok sektörde en yaygın kullanım alanı bulacak teknolojilerden birinin gözle takip olduğunu ifade eden Kılıçoğlu, sözlerini şöyle devam etti: “Gözle takip teknolojisi bugüne kadar en etkili şekilde sağlık sektöründe kullanıldı. Bugün birçok kişinin hayatını kolaylaştırmaya devam ediyor. Dijital dünyanın bizlere sunduğu avantajlar aslında hayal gücümüzle sınırlı. Bunları hayata geçirebilmek için şirketlerin inovasyona ağırlık vermesi ve yenilikçiliği şirket kültürü haline getirmeleri çok önemli. Sektörde yeniliklere öncülük eden bir şirket olarak güçlü iş ortaklarımızla yaptığımız iş birlikleriyle bu çözümleri müşterilerimize ulaştırabilmenin mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

Yayım tarihi

120 W ile dünyanın en hızlı Apple şarjı

Dünyanın lider mobil aksesuar üreticilerinden Mcdodo, en hızlı şarj adaptörlerini üretmeye devam ediyor.  Ocak ayında Türkiye’ye de dünya ile aynı anda gelecek olan 120W GaN teknolojili şarj adaptörleri 999 TL’lik fiyatıyla teknoloji marketlerinde ve www.mcdodo.co.tr de satışa sunulacak.

En hızlı şarj, en ufak boyutta

Galyum nitrür isimli yarı iletkenle üretilen GaN şarj adaptörleri hızlı şarj dünyasının yeni gözdesi oldu. Silikon temelli geleneksel şarj cihazlarından daha az parçaya ihtiyaç duyduğu için ufak boyutlarda ama daha yüksek çıkış verebilen bu teknoloji, dünyanın en büyük mobil aksesuar üreticilerinden Mcdodo’nun da üzerinde çalıştığı en önemli konulardan biriydi. Mcdodo’nun tasarımıyla da oldukça iddialı olan 120W GaN şarjları, en hızlı şarj sürelerini en ufak boyuttaki adaptörlerle sunuyor. 

Aynı anda 4 cihazı şarj edebilirsiniz

Bünyesinde 4 port barındıran Mcdodo 120W GaN şarj; aynı anda akıllı telefon, tablet, akıllı saat ve dizüstü bilgisayarı aynı anda şarj ediyor. Özel koruma teknolojisi ile bunu ısınmadan ve güvenli bir şekilde yapabiliyor.

Mcdodo GaN şarj ailesinin en hızlı üyesi 120W şarj adaptör;  Samsung marka bir akıllı telefonu 60 dakikada yüzde 100 şarj edebiliyor. Yine Type-C üzerinden 30 dakika içinde Macbook Pro ve MacBook Air’i yüzde 50 şarj edebiliyor. iPhone hızlı şarjıyla ise 20 dakikada yüzde 50 şarj imkanı sunuyor. 

İBB gençleri oyuna getiriyor

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) iştiraki Medya A.Ş., genç girişimcilerin hayalindeki oyunu geliştirebilecekleri kamu destekli kuluçka merkezini hayata geçirdi. Oyun projesini hayata geçirmek isteyen girişimcileri destekleyerek, küresel pazarda yer almalarına olanak sağlayacak “Oyun Geliştirme Merkezi” (OGEM), İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafından hizmete açıldı. Beyoğlu’ndaki İBB İletişim Koordinatörlüğü’nde gerçekleştirilen açılış töreninde konuşan İmamoğlu, dünyanın teknolojik anlamda büyük bir değişim içinde olduğunu vurgulayarak, “Bu değişim, aynı zamanda yeni nesil teknolojileri önümüze koyuyor ve bu teknolojilerle ortaya çıkan sektörler, bizim yaşamımızı, kültürel anlamdaki yolculuğumuzu her açıdan derinden etkiliyor” dedi. 

“İSTANBUL’UN YARATICILIK VE GİRİŞİMCİLİK MERKEZİ OLMASINI İSTİYORUZ”

Çağı yakalayacak değişimleri harekete geçirecek kentlerin başında İstanbul’un geldiğinin altını çizen İmamoğlu, kentin bu anlamda dünyaya öncü işler yapmasının önemine dikkat çekti. “Hem İstanbul’un yaratıcı ve girişimci gençleri hem de yakın çevrede sizinle beraber iş üretebilecek başka ülkelerden de gençler için İstanbul, bir yaratıcılık ve girişimcilik merkezi” diyen İmamoğlu, “O bakımdan ben, bu potansiyelinin hayata geçmesini ve bu konuda zaman kaybetmemeyi çok istiyorum” diye konuştu. OGEM’in, gençlerden beklentisinin, “Siz isteyin, biz yapalım” olduğuna vurgu yapan İmamoğlu, “Siz oturun, çalışın, bizim arkadaşlarımızla iş birliği yapın. Sektörlerden buraya iş birliği yapmak isteyen kurum ve kuruluşları davet edelim. Yani biz, artık buranın böylesi bir merkez olmasıyla, zaten başarı elde edilmiş bir alanın büyütülmesiyle ilgili bir adım atıyoruz. Bundan sonrasında en az bizim kadar hak sahibisiniz ve bizim kadar bütün girişimciler burada söz sahibi olacaklar. Bunu da geliştireceğiz” ifadelerini kullandı. 

“ZOR GÜNLERİ HEP BİRLİKTE AŞACAĞIZ”

Ülkenin içinde bulunduğu zor ekonomik şartların, gençlerin enerjisiyle aşılabileceğini öngören İmamoğlu, “Gençlerimizin bu zor günlerinin de aşılması konusunda kendimizi sorumlu görüyoruz. Bunu aşacağız. Hep birlikte sahipleneceğiz ve paylaşacağız. Bunun da bugün o oluşan ihtiyacı çözeceğini düşünüyorum. Bunun dışında; tamamen ücretsiz oluşturacağımız bu alanın sektöre de sıkı bir canlılık getireceği kesin” şeklinde konuştu. Bir başka amaçlarının da gençlere mentörlük yapmak olduğunu kaydeden İmamoğlu, şunları söyledi: 

“Burası bizim İletişim Koordinasyon Merkezimiz aynı zamanda. Dolayısıyla bu güzel alanın, Haliç’in kıyısındaki bu tarihi alanın, böylesi bir teknolojiyle parlaması, yani bir nevi burayı bu sektörün de kalbi yapacak, merkezi yapacak boyuta getirmesi çok sevindirici. Yani tabii caizse; OGEM’in en büyük oyun geliştirme merkezi olsun istiyoruz. Küresel düzeyde, sektörün en önde gelenleriyle de temasta bulunmak önemli olacak. Yurt dışından daha fazla oyun stüdyosunu, yayıncısını, yatırımcısını da İstanbul’a çekmenin bir hedef olduğunun da farkındayız. Bu hedefle OGEM’de, oyun sektörü özelinde etkinlik, fuar ve buluşmalar konusunda da size taahhütte bulunuyoruz. Bunu biz yapacağız ama tabii buna şekil verecek olan, yine ortak akıl masasının en kıymetli aktörleri de sizler olacaksınız. Kararları berabere alacağız. Buradaki ana amacımız; sadece İstanbul’u değil, Türkiye’yi bu anlamda da oyun sektörünün ana merkezi haline getirmek. OGEM bünyesindeki bu süreçlerle beraber İstanbul’u, gerçek anlamda lokomotif bir role kavuşturmak çabası içinde olacağız.”

“HİÇBİR KONUDA UMUDUNUZU YİTİRMEYİN

“Gençlerimize fırsatlar sunulduğunda, hak ettikleri zemin hazırlandığında iyi işler başarabileceklerinin farkındayız” diyen İmamoğlu, “O bakımdan umudunuzu hiçbir hususta asla kaybetmeyin. Zira gelecek, her konuda kesinlikle sizlerindir. Bizler, çok daha aydınlık bir geleceğe hazırlanmanız için, size sadece destek oluyoruz şu anda. Sizlerin yarınlara daha umutla, daha coşkuyla bakabileceğiniz bir ortamı var etmek ve günün sonunda zaten bu süreçleri de sizlerin yöneteceği zaman dilimini size hazırlamak istiyoruz. Her dönemin ders alınacak birtakım hususları vardır, yaşanmışlıkları olur. Biz, şu anda da bir kısım dersler alıyoruz aslında. Karşımıza bir konu geldiğinde, yapmamamız gereken bazı hatalar bugün yapılıyor. Bazı eksiklikler geçmişten bugüne yapılmış ve taşınmış olabilir. Ama bu saatten sonra, biz, bu hataları yapmayacağımız gibi, dünyaya örnek olabilecek her alanda doğru, iyi işleri yapmaya gayret edeceğiz ve bunu başaracağız” dedi. 

İmamoğlu, konuşmasının ardından, “Hit and Boom” oyununun yaratıcılarıyla ve “Metrocrafter” rumuzuyla oyunu deneyimledi. Bu sırada renkli anlar yaşandı. 

OGEM’DE NELER VAR?

Oyun tasarımı ve yayıncılık stratejisi hakkında, temel ve ileri düzey eğitimlerle birlikte oyun geliştiricilerine alanında uzman isimlerle birlikte destek olunuyor. Üniversitelerin ilgili bölümlerinden oyun tasarımcıları, eğitimlere destek sunacak. Tasarıma ilgi duyan, ortaokul, lise öğrencileri okul gezilerinde OGEM’lerden ilham alabilecek. Oyun geliştirmek için ihtiyaç duyulan ekipmanları geliştirici ekiplere sağlayarak, A’dan Z’ye oyun geliştirme desteği sunuluyor. Oyunların yayınlanması ve hedef kitlesiyle bir araya gelmesini sağlayacak iletişim çalışmalarında, geliştiricileri uzmanlarla bir araya getirerek oyunlarını tüm dünyaya sunmaları sağlanıyor. İstanbullu oyun geliştirici ekipler için ekosisteme dahil ofis alanları sağlanıyor. Yetkin iş ağı ile birlikte çeşitli etkinlikler, eğitimler ve turnuvalar düzenlenecek. Türkiye’de ulaşılması zor olan “MoCap” gibi özel oyun geliştirme ekipmanları da oyun geliştiricilerine sağlanacak.

Yayım tarihi

Çin 5G için 276 milyar dolarlık yatırım yapacak

Çin Uluslararası Radyosu haberine göre; 5G konusundaki çalışmalarına 2019 yılında başlayan Çin, bu alanda dünyaya liderlik etmeye devam ediyor. Endüstri ve Enformasyon Teknolojileri Bakanlığı, yurttaşların 450 milyon kadarının 5G teknolojisini oluşturulduğundan bu yana en az bir kez kullanmış olduğunu açıkladı. Büyüklük konusunda bir fikir edinmek için, tüm Avrupa Birliği nüfusunun 447 milyon olduğu gerçeği dikkate alınabilir. Bakanlığa göre bu 450 milyonluk Çinli nüfus kesimi, dünyadaki toplam 5G kullanıcılarının yüzde 80’lik bir oranına denk düşüyor. Ayrıca resmi makamların kestirimlerine bakılırsa Çin’deki 5G kullanıcılarının sayısı 2023 yılına değin 560 milyona ulaşacak. 

Şu anda bir milyondan fazla röle anteni yerleştirilmiş durumda. Çin hükümeti, 2025 yılına değin 3,64 milyon anten daha yerleştirmek istiyor. Hükümet, bu antenler sayesinde, tüm metropolleri ve orta büyüklükteki kentleri birbirine bağlamayı öngörüyor. Yapılan plana göre, 10 bin kişilik nüfus başına 26 adet 5G istasyonunun bulunması tasarlanıyor. 2020 yılında 10 bin kişi başına yalnızca 5 tane 5G istasyonu vardı. Çin şirketlerinin, önümüzdeki yıllarda 5G altyapısına toplam 2 trilyon yuanlık (yaklaşık 276 milyar avroluk) yatırım yapacağı tahmin ediliyor.

İlgili bakanlık yetkilisi Xie Cun, yeni 5G şebekesinin Beijing tarafından stratejik olarak görülen 22 endüstri sektöründe şimdiden kullanıldığını; bunlar arasında imalat, madencilik, lojistik ve liman işletmesi gibi sektörlerin bulunduğunu ve bunlara yakında 15 sektörün daha ekleneceğini bildirdi. Daha sonraki aşamalarda bakanlığın, diğer mercilerle de işbirliği yaparak, 5G uygulamalarını enformasyon, reel ekonomi ve yurttaşların geçim hizmeti alanlarında destekleyeceği duyuruldu. 
 

Yayım tarihi
, ile etiketlenmiş

Varlık fonu fiber için yeni bir çalışma içinde

Turkcell geçtiğimiz günlerde fiber seferberliği ile ilgili bir bülten gönderimi yaptı. Konuyla çok ilgilendim çünkü bu aralar İstanbul ilinin her iki yakasında gezdiğim farklı bölgelerde hep bir fiber döşeme çalışmasına denk geliyordum. Bir şeyler kesinlikle oluyordu. Bu yüzden gelen bültenle yetinmeyip onlardan ekstra cevaplar da istedim ve onlar sağolsun biraz zorlu sorulara olabilecek en hızlı şekilde geri dönüş yaptılar.

Turkcell mevcut fiber illeri olarak adlandırılan illerin de dışına çıkmaya başladı. Yani sadece bizim göz hizamızda İstanbul’da değil hummalı çalışma. Son olarak Afyon, Uşak, Ordu ve Sivas illerinde fiber çalışması başlamış. Fibere hazır hane sayısı ki buna teknik olarak “homepass” adı veriliyor, 4,4 milyon olacakmış. Bu rakam şöyle çok önemli: Genelde Turkcell, fiber götürebildiği alanlarda çok yüksek bir oranda ürün ve hizmet satışını gerçekleştirebiliyor. Bu oran dünya için bile çok büyük. Yeni illerde yapılacak olan çalışmalarla 110 bin yeni potansiyel müşteri yaratılacak. Bunun için 270 milyon lira harcanıyor. Fiber için toplam sahip olma maliyetleri göz önünde bulundurulacak olunursa geri dönüşün kısa vadeli olmayacağını söylemek mümkün. Şimdiye kadar gidilen iller daha nüfus yoğundu. Yani yapılan yatırımın daha kolay geri dönmesi mümkündü. Tabi nüfus yoğunluğu küçüldükçe yatırımı geri almak daha zor hale geliyor.

Atılacak bu yeni adımlarla Turkcell’in toplam kanal uzunluğu (bunu Turkcell’e özellikle sordum) 53 bin kilometreyi aşacak. Rakibi olan Türk Telekom’un sahip olduğu uzunluk karşısında küçük gözükse de abone sayısında rakibi karşısında önemli bir üstünlüğü varmış gibi duruyor. Ama bu ibareyi korkarak söylüyorum çünkü iki kurumun fiber tanımı birbirinden farklı hatta regülasyonu gerçekleştiren BTK’nın fiber tanımı ikisinden de farklı. İki şirketin belirttiği fiber uzunlukları BTK raporlarını tutmuyor ki BTK bu rakamları da doğal olarak bu operatörlerden alıyor. Neyse bu ayrı tartışmanın konusu…

Bu noktadan itibaren yazılanlar sadece TKNLJ’de

Turkcell’e sorduğumuz sorulardan çok enteresan cevaplar çıktı. Bunları yorumlarıyla birlikte sizlerle paylaşmak istiyorum. Eğer aynı soruları soran, cevap alan ve bunları yayımladığı halde görmediğim haberler varsa onlardan peşinen özür dilerim…

Turkcell’e döviz kurundaki değişimler yatırımları etkiledi mi diye sordum. Turkcell açık yüreklilikle cevap verdi buna:

Turkcell olarak rekabetçi konumumuzu güçlendirmek için yatırım yapmak zorundayız. Kurdaki dalgalanmalar, elbette yatırım bütçelerimizi de etkiliyor. Bununla birlikte fiber yatırımlarında bu oran daha düşük seyrediyor.

Peki bunun sebebi ne acaba? Bunun sebebini onlara yönelttiğim fiberdeki yerlilik oranına gelen cevapta bulabiliriz:

Fiber alanında gerçekleştirilen yatırımlarda dövize bağlılık daha düşük. Bu alanda işçilik daha yoğun. Ayrıca kullanılan malzemelerin emtia anlamındaki değerinin diğer malzemelere göre daha az ve lokal üretime sahip olması da döviz bağlılığını azaltıyor. Yani kullanılan kabloların Türkiye’de üretiliyor olması yerlileşme oranının yüksek olmasına katkı sağlıyor.

Şimdi anlıyor musunuz neden birçok şeyin üretiminin Türkiye’de yapılması ısrarımızın sebebini?

Başlık ne anlatıyor?

Fiberden bahsedince “aa ne güzel ışıklı ışıklı” haberi yapan bazı gazetecileri bir kenara bırakıyorum. Biz bu konuda ezelden beri haber yapan gazetecilerin en çok tartıştığı şey fiberde bir türlü hayata geçirilemeyen ortak altyapı. Yani herkes kendi kanalını açmaya çalışıyor. Herkes baştan yatırım yapıyor. Bizden çok daha zengin ülkeler bile ortak altyapı kullanırken bunu bizim bir türlü beceremiyor olmamız içler acısı. Bu yüzden de Turkcell’e şu soruyu yönelttim biraz dobralık sınırlarını da aşarak:

Ortak fiber altyapı konusunda neredeyiz? Neden hala hayata geçirilemedi? Türk Telekom ile aynı fonda olmanız bu konunun daha hızlı ilerlemesini sağlamıyor mu?

Turkcell buna şu cevabı verdi:

Sayın Cumhurbaşkanımız ve Ulaştırma Bakanlığımızın da belirttiği gibi altyapıların ortak olması konusunda bir irade ortaya kondu. Ulaştırma Bakanlığımız, BTK ve tüm ilgili kuruluşlar bu konuyla ilgili yoğun biçimde çalışıyor. Varlık fonunun da içinde olduğu yeni bir yapının oluşması konusunda da fikirler mevcut. Turkcell olarak bunu destekliyoruz. Sektördeki herkesin kafa yorarak en doğru yöntemle ortak altyapı şirketinin hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Daha fazla beklemeden bu işe başlamak gerekiyor. Bu konuda ortak bir altyapı şirketinin kurulması ve operatörlerin de hizmet ve servislerde rekabet etmesi en ideal çalışma olacaktır.

Bu çok acayip. Varlık fonunu ortak altyapı içinde hiç düşünmemiştim. Ama diğer taraftan bakınca Türkiye’deki toplam fiberin tamamına yakınına sahip iki şirket, Türk Telekom ve Turkcell, Varlık Fonu’nun tapulu malı. Bu iki kurumun yıllardır ortak altyapı için hareket edemediği aşikar. BTK’nın da 2010’dan bu yana kabul edilebilir bir ortak altyapı kurmaya boyu ve kilosu yetemedi maalesef. Ama Varlık Fonu kuvvetli ve aynı zamanda bu altyapıların sahibi.

Ha Varlık Fonu mevcut fiber sahipliğini tüm Türkiye’deki telekomünikasyon şirketlerinin kullanımına açar, fiberin olması gerektiği uzunluğa gelmesi için kaynak yaratabilirse adını tarihe altın harflerle yazdırır. Buna gerek var mı? Kesinlikle var. Buna istek var mı? O konuda hiçbir bilgim yok. Ama Turkcell’in verdiği cevaplardan belli oluyor ki bir istek oluşmuş…

Fibere Turkcell’in herkesten daha çok ihtiyacı var. İki sebepten: Birincisi ellerinde fiberle gittikleri herkes onları kapıdan içeri buyur ediyor. Ama daha da önemlisini Turkcell genel Müdürü Murat Erkan söylüyor: Bir evin kapısından fiberle girerlerse insanlar TV+ alıyorlar. Maçları ve dünyadaki film ve dizilerin büyük çoğunluğuna sahip Digiturk’ün olduğu bir ülkede çok önemli bir veri bu. Düşünün bir kere: 100 eve fiberle giriyorsunuz ve 63’ü sizden TV hizmeti satın alıyor.

Siz olsanız ölümüne girmez misiniz fibere?

Samsung Türkiye’ye 17,5 milyar dolar yatırım yapar mı?

Samsung Amerika’da PR olayının kralını yaptı: Bir çip fabrikası açacak ve 17,5 milyar dolarlık yatırım yapacağım dedi. ABD’nin en büyük iki bölgesi, Teksas ve New York aralarında inanılmaz bir yarış yaptılar bu yatırımı alabilmek için. Ve yarışı Teksas “kazandı”.

Peki neden bu yarış? Çünkü kazanın bölgesinde 2024 yılının ikinci yarısına kadar 6.500 kişi inşaat yapacak ve müthiş bir istihdam doğacak. Sonrasında da 2.000 kişilik bir yüksek teknoloji istihdamı doğacak. Orada çalışanlar, o bölgenin dışından aileleriyle gelip oturanlar, üniversiteler, vs… Çok ciddi bir fayda doğacak buradan.

Samsung neden Teksas’ı seçti? Çünkü altyapı istikrarı var, çünkü döğer tesisine çok yakın, ama en önemlisi hükümet destek verdi.

Bu arada çip ya da yonga, adına ne derseniz deyin, bu cihazlar sadece telefonların değil televizyonların hatta otomobillerin bile temel parçalarını oluşturuyor. Bugün artık tek bir otomobilde bile yüzlerce çip var. Ve en önemlisi, bir çip, tırnak büyüklüğünde ve o olmazsa arabalar çalışmıyor, arabanın en minik parçası. Kelimenin tam anlamıyla yükte hafif pahada ağır bir parça…

Peki bayram değil seyran değil ABD hükümeti niye destek veriyor? Çünkü Bden, önceki güzel saçlı başkanına kıyasla teknolojide geri kaldıklarının farkına vardı. Bunun için stratejik rekabet alanları belirledi ve çip de tabi ki bunun çok önemli bir parçası. Resmen amazon büyüklüğünde federal fonlar akıyor artık bu konuda… Bir de tabi ki otomotiv gibi konularda çok cidi üretim yapan ABD tedarik zincirlerini garanti altına almak zorunda. “Aa çip bitmiş. O zaman üretim yapmayalım” demek istemiyor ABD.

Bu arada Samsung çip fabrikası için sadece para da istemiyor: Geçen sene çok ciddi iklimsel sorunlar yaşandı Samsung’un oradaki fabrikasında. Elektrik kesintileri voltaj oynamaları, çip fabrikası gibi canı burnunda bir üretim merkezinde ciddi sorunlara neden oldu. Ciddi derken, 300 milyon doların üstünde sorunlardan bahsediyoruz. ABD “siz merak etmeyin” tadında bir güvence verdi altyapıda tekrar sorun çıkmayacağına dair.

Samsung Türkiye’de bu yatırımı yapar mı?

Gelin şimdi bu sorunu TKNLJ formatında inceleyelim:

  • ABD bu yatırımı kendini süper güç olarak tanımlayan şeylerin dışına çıkmamak için yaptı. Bunun için de çok ciddi paralar verdi. Biz bu paraları verebilir miyiz? Bilmiyorum
  • Biz Türkiye’de bu fabrikayı İstanbul dışı bir yere konumlandırsak İstanbul için sağladığımız altyapı ve ulaşım imkanlarını verebilir miydik? Otomotive bile veremedik adamlar kurma kararı aldığı fabrikayı alıp gittiler.
  • ABD, Samsung’un en ciddi rakibi Huawei’nin patronun kızını yabancı ülkede uçaktan aldırıp gövde gösterisi yaptı. Biz bunu kimseye yapabilir miydik? Yapamazdık. Ha yapmamalıyız o ayrı… Burada ABD’nin pisliğini vurgulamak için söylüyorum bunu.
  • Çin’in çip pazarında tek olmasına karşı biz kendimizi hareket etme mecburiyeti içinde hissediyor muyuz? Mesela 5 nanometrelik çipleri SİHA gibi stratejik bir konu olarak alabilir miyiz? Bunu geliştirmek için adım atar mıyız? Yoksa bak elektrikli araba yapıyoruz deyip kendimizi avutur muyuz?
  • Bizim bu fabrikaya hemen sokabileceğimiz nitelikli 2.000 süper teknolojik çalışanımız var mı?
  • Böylesi yatırımların 5 nanometre gibi pek minik ortamlar için üretim yaptığından inanılmaz yüksek hassasiyete ihtiyacı var. Peki de bizim ülkemiz deprem ülkesi. Deprem olmayan yerimiz yok. Teksas’ta deprem var mı? Yok… Bu önemli bir kriter onlar için

Bu kriterleri arka arkaya koyduğumuzda görüyoruz ki Samsung Türkiye’de sadece saçma sapan katlanabilir telefonlar için reklam yatırımı yapar o kadar. Onu da Google’a yapar zaten…

Bu yazıyı biraz neler olup bittiğini, ne yaparsak ne olabilir sorunsalını irdelemek için yazdım. Yoksa Samsung’un burada 17,5 milyar dolarlık yüksek teknoloji yatırımı yapmayacağını herkes biliyor. Ha yatırım yapmadılar mı? Yaptılar. Ucuz telefonlarına yüksek vergi gelmesin diye bir montaj atölyesi açtılar.

O da bir şeydir çok şey yapmayalım.

Z kuşağını işe nasıl motive edersiniz?

Çalışanları anlamak ve nesiller arası farklılıkları kabul etmek, kurumlar için başarının önemli unsurlarından birini oluşturuyor. Son on yıldır bu çabaların Y kuşağına odaklandığı görülse de bu nesil liderlik rolünü benimsedikçe dikkatler Z kuşağına çevriliyor. Özellikle Y kuşağının 2025 yılına kadar küresel işgücünün %75’ini oluşturacağını gösteren raporları göz önünde bulundurulduğunda kurumların, iş gücünün dörtte üçünü oluşturacak bu nesle ve onları takip eden Z kuşağına kulak vermeleri gerekiyor. Artık gençlerin sadece bir iş yerinin sağladığı ücretsiz park yeri ve promosyonlar gibi avantajlarla ilgilenmediğine dikkat çeken uluslararası eğitim platformu Laba eğitmenleri, işverenlerin genç çalışanlarına nasıl yaklaşmaları gerektiğini aktarıyor.

1. Kurumdaki karar ve iletişim aşamalarına dahil edin. Eski nesiller yukarıdan aşağıya bir iletişim yapısının, iş ve kurumsal kültürün ayrılmaz bir parçası olduğuna inanırken, genç nesiller daha düz iletişim yapıları kuran ofis ortamları arıyor. Bununla birlikte, genç neslin %88’i rekabet yerine iş birliği içinde olmak ve liderlerinin karar verme aşamalarını bilmek istiyor. Bu nedenle liderlerin, gençlerin kurumlarına değerli bir katkı sağladıklarını hissettirmeleri için onları karar süreçlerine dahil etmeleri gerekiyor.

2. Sıkı bir program içine tabi etmeyin. Gençlerin çoğu saat 9’dan 6’ya kadar ofiste oturmaya hazır değil. İş ve özel yaşam arasında bir denge kurarak kendi hızlarında ve alanlarında çalışmak istiyorlar. Öyle ki, Y kuşağının %74’ünün haftada 5 gün ofise gitmek istemediğini gösteren araştırmalar da bu durumu kanıtlıyor. Esnek şartlar sunmaya hazır olmayan şirketler, geleneksel çerçeve içinde faaliyet gösteremeyen yetenekli ve hırslı genç çalışanları kaybetme riskiyle karşı karşıya kalabiliyor. Bu nedenle, gençlerin isteklerine ayak uyduran çalışma biçimlerini benimsemelisiniz.

3. Dijitale geçin. Bu yeni nesiller teknolojiyle büyüdükçe kağıttan uzaklaşmak ve sanal platformları işe optimize etmek önem arz ediyor. Online kurslar bireylere eğitimi, günün veya gecenin herhangi bir saatinde tamamlama esnekliği sağlıyor. Ayrıca, otomatik derecelendirme ve izleme yoluyla anında geri bildirim sağlamaya yardımcı oluyor.

4. Kurumsal misyonunuzu iletinY ve Z kuşağı, yeteneklerinin ve becerilerinin şirketinizin büyük resmine nasıl uyduğunu görmek ve başarısına katkıda bulunmak istiyorlar. Bu nedenle, şirketinizin misyonunu ilettiğinizden emin olmalısınız.

5. Sürekli öğrenme fırsatları sağlayın. Hem Y kuşağının hem de Z kuşağının, öğrenme konusunda güçlü bir arzuya sahip olduğu görülüyor. Yönetimle bir öğle yemeği oturumu düzenleyerek sohbeti teşvik edebilir, sürekli eğitim programının bir parçası olarak genç çalışanlarınızı ve deneyimli yöneticileri mentorluk için eşleştirebilirsiniz.

6. Fikirlerini paylaşmalarına izin verin. Y kuşağının ve Z kuşağının fikirlerine katkıda bulunabileceği ve daha kıdemli çalışanların görüşlerini tamamlayan yeni bakış açıları sunabileceği dinamik beyin fırtınası oturumları düzenlemek son derece etkili bir iz bırakıyor. Genç çalışanlarınızı anlamlı görevlere atadıkça neler başarabildiklerine şaşırabilirsiniz.

7. Düzenli ve anında geri bildirim sağlayınDüzenli geri bildirim oturumları iş yerindeki problermleri çözmeye yardımcı oluyor. Düzenli olarak doğrudan geri bildirim yapmak hem Y kuşağının hem de Z kuşağının motive olmasını sağlıyor. Özellikle genç çalışanlara karşı bu bildirimleri sağlamayı unutmamalısınız.

Yayım tarihi

Operatör faturanız yeni kredi kartınız

Türkiye’nin önde gelen ödeme teknolojileri sağlayıcısı iyzico, TPAY MOBILE FZ-LLC şirketi olan Payguru iş birliğiyle, Doğrudan Operatör Faturalandırmasının (DCB) yeni bir kullanım şeklinin lansmanını duyurdu. Türkiye’deki en popüler mobil cüzdanlardan biri olan iyzico uygulamasına, tüketiciler DCB aracılığıyla yükleme yapabilecek. Böylece sistem kredi kartı veya banka kartı olmayan tüketicilerin de finansal erişim sağlamasına katkıda bulunacak.

Banka ya da kredi kartı olmadan ödeme yapmak mümkün

DCB’nin bu yeni kullanım şekli, geleneksel bankacılık altyapısına sınırlı erişimi olan tüketicilerin; bir banka hesabına, kredi veya banka kartına  ihtiyaç duymadan dijital ödeme yapmalarını sağlayarak finansal erişimi geliştirecek. Teknoloji, yerel satıcıların ödemelere sorunsuz bir şekilde ulaşmasını ve ödeme almasını sağlayarak işletmelerin ve bireylerin Türkiye’de para ödeme ve alma biçimini değiştirecek. 

Bu tek entegrasyon, Türkiye’deki iş yeri sahiplerinin 87 ödeme kanalıyla bağlantı kurmasını sağlayacak. Yeni ve hatta banka hesabı olmayan müşterilere erişimlerini genişleterek işlerini büyütmelerine yardımcı olacak ve operatörlerin tarifeleriyle paket oluşturma, sadakat ve teşvik programları gibi yenilikçi hizmetler sunacak.

Payguru Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Işık Uman:”Türkiye’ye yatırım yapma taahüdümüzü güçlendirdik”

iyzico işbirliğinin, Payguru’nun yolculuğunda yeni bir dönüm noktasını simgelediğini belirten Payguru Kurucu Ortağı ve Yönetim Kurulu Başkanı Işık Uman, “Bu hamle, DCB çağında bir etki yaratmak için en iyi yol olan işbirliği yapma stratejimizle birebir uyumludur. Bu iş birliği Türkiye genelinde dijital ticaret, finansal kapsayıcılık ve finansal erişime sürekli yatırım yapma ve değerini ortaya çıkarma taahhüdümüzü güçlendiriyor. Ayrıca, bu işbirliği, Haziran 2020’de Payguru’nun TPAY MOBILE tarafından satın alınmasının ardından, bizim uygulamaları derecelendirme becerimizi de ortaya koyuyor” dedi. 

iyzico Kurucu Ortağı ve CEO’su Barbaros Özbuğutu,“Finansal kapsayıcılığı artırmak için ödeme dünyasında yeni bir sayfa açtık”

“Mobil teknolojilerinin tüketicileri yalnızca daha etkin iletişim kurmasını değil, uzaktan ödeme yapmasını da sağladığına dikkat çeken iyzico Kurucu Ortağı ve CEO’su Barbaros Özbuğutu şunları söyledi: “Payguru ile birlikte, ekonomik kalkınmayı teşvik etmede hayati önem taşıyan finansal kapsayıcılığı artırmak amacıyla mobilin gücünü kullanarak ödemelerde yeni bir sayfa açıyoruz. Operatörlerle iş birliği yaparak kredi veya banka kartı olmayan tüketicilerin telefon operatörleri aracılığıyla iyzico dijital cüzdanlarına bakiye aktarmalarına olanak vererek finansal erişimlerini sağlıyoruz. Bu, iyzico’nun demokratik yaklaşımını, Payguru’nun hızlı ve dinamik yapısıyla birleştiren ödemeler alanındaki tarihi bir adımdır. Payguru ve ana şirketi TPAY MOBILE ile iş birliğinin devam edecek olmasından büyük mutluluk duymaktayız.”

Türkiye’de bankacılık hizmet ve ürünlerini kullanmayan milyonlarca kişi olmasına rağmen, etkin dijital çözümler sayesinde, finansal sisteme erişimde artış gözleniyor. Tüketiciler, iyzico dijital cüzdana banka havalesi, kredi kartı ve mobil bakiye transferi ile hızlı ve güvenli bir şekilde yükleme yapabilecek. 

iyzico, yıllık 18 milyar TL işlem hacmi ile 70 binden fazla üye işyerine ve 900 binden fazla alt üye iş yerine hizmet veriyor. Payguru, DCB  hizmetlerini 3 mobil şebeke operatörü ve 8 büyük banka üzerinden, banka havalesi ve ATM ödemeleri ile sunuyor. Bölgede 84 milyondan fazla abonesi bulunan Payguru, 1400’den fazla iş yeri  ve 104.5 milyonun üzerinde işlem hacmine sahip. 

Yayım tarihi

26 milyar dolarlık zararın ne kadarı sizin olsun istersiniz?

Teknoloji günden güne gelişiyor, siber suçlular da daha yaratıcı ve fark edilmesi zor saldırılarda bulunuyor. Şirketlerin son zamanlarda korkulu rüyaları BEC (Business E-mail Compromise) dolandırıcılığı yani Kurumsal E-posta Gizlilik İhlali olurken, çalışanlar da oltaya düşerek şirket verilerini ihlal etmekten endişeli. BEC dolandırıcılığının şirketlere her sene ortalama 26 milyar dolar zarar verdiğini belirten Siberasist Genel Müdürü Serap Günal, çalışanlara gelen BEC e-postalarının birden fazla türü olduğunu söylüyor ve ne tür önlemler alabileceklerini paylaşıyor.

CEO’nuzdan Gelen Her E-postaya İnanmayın!

BEC dolandırıcılığı, siber suçlular tarafından çalışanların iş e-postalarına atılan, genellikle kurumsal verileri ele geçirmeyi veya para kazanmayı hedefleyen kurgusal e-postalardır. Son yıllardaysa BEC dolandırıcılığı o kadar çok arttı ki, her yıl şirketlere ortalama 26 milyar dolar zarar veriyor. BEC dolandırıcılığının türleri arasında avukat kimliğine bürünme, hesap ihlali, yanlış fatura düzeni ve veri hırsızlığı olduğunu belirten Serap Günal, en sık karşılaşılan türünse CEO dolandırıcılığı olduğunu söylüyor. Bu tür e-postaların CEO’lar veya üst düzey yöneticiler ağzından çalışanları eyleme geçirecek şekilde yazıldığını belirten Günal, yöneticilerin ve çalışanların alması gereken 4 önlemi paylaşıyor.

1. E-postaların kimden geldiğine dikkat edin. CEO’nuzdan veya üst düzey yöneticilerinizden geliyor gibi görünse dahi, gelen e-posta adresini mutlaka kontrol edin. Siber saldırganlar genellikle yöneticinizin e-posta adresinin çok benzeriyle size e-posta atar, eğer dikkat ederseniz sahte olan e-postaları daha kolay tespit edebilirsiniz.

2. Şirket çalışanlarınıza eğitim verin. Her ne kadar siber güvenlik konusunda bilinçli de olsanız, BEC e-postalarını zaman zaman fark etmek güçleşebiliyor. Çalışanlarınıza siber güvenlik eğitimi aldırırken eğitimlerin içerisinde BEC dolandırıcılığı konusunun da olduğundan emin olun.

3. Şüpheli e-postaların göndericileriyle iletişime geçin. CEO’nuzdan veya başka bir yöneticinizden gelen bir e-postada şüpheli bir bağlantı varsa veya sizden alışılmadık bir eylemde bulunmanız isteniyorsa, bağlantıya sakın tıklamayın, kişisel hiçbir verinizi girmeyin ve kişilerin kendisiyle direkt iletişime geçmeye çalışın.

4. Düzenli sızıntı testleri yaptırın. Sızıntı testleri çalışanların hangilerinin olası bir dolandırıcılığa inanacağını ve kurumsal veya kişisel verileri ihlal edeceğini görmenin en kolay yoludur. Şirketinizde belli aralıklarla sızıntı testleri yaptırarak kimlerin oltaya düşeceğini tespit edebilir, bu doğrultuda önlem alabilirsiniz.