Türk Telekom zamandan ve paradan tasarrufun kısaltmasını TTiMoT olarak belirledi

Türk Telekom, yerli ve millî test otomasyon platformu ‘TTiMoT’ ile son kullanıcı terminallerini, uluslararası standartlarda el değmeden otomatik olarak test etmeye başladı. Platform sayesinde Türk Telekom, altyapısında kullanılan ve kullanılması planlanan müşteri terminallerinin test süreçlerini tam otomatize ve merkezi olarak yöneterek; 15 kata varan zaman tasarrufu, iş gücü ve hizmet kalitesiyle de önemli kazanımlar sağlıyor.

Türkiye’de dijital dönüşümün lideri Türk Telekom, ülkeye değer katacak yerli ve millî teknoloji ürünlerini geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Bu kapsamda Türk Telekom, ağ anahtarlama-yönlendirme-güvenlik alanlarında, yazılım ve donanım odaklı ürün ve çözümlerin tasarım ve üretimi konusunda uzmanlaşmış Pnetworks bilgi teknolojileri şirketi ile birlikte tamamen yerli yazılım ve donanıma sahip ‘Türk Telekom İnovasyon Merkezi Otomasyon Tool’unu (TTiMoT) hayata geçirdi. TTiMoT ile son kullanıcı terminalleri, uluslararası standartlarda el değmeden otomatik olarak test ediliyor.

Genişbant modemler başta olmak üzere tüm ürünlerini, müşteri memnuniyeti ve altyapıya uyum konusunda çok kapsamlı testlere tabi tutan Türk Telekom, TTiMoT ile 15 kata varan zaman tasarrufu, iş gücü ve hizmet kalitesi sağlıyor. İşletmelerin dijital dönüşümlerini kolaylaştıracak ürün, hizmet ve çözümler sunan Türk Telekom, TTiMoT platformu ile uluslararası test cihazı ve otomasyon firmalarının sağladığı test otomasyon sistemini yerli firmalar ile yurt içinde gerçekleştiriyor. Böylece ülke ekonomisine büyük katma değer sağlarken yerli firmaların kabiliyetlerini de artırıyor.

Türk Telekom Network Mimari ve Kalite Güvence Direktörü Emel Uzun Subaş konuyla ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Türk Telekom olarak özellikle son yıllarda yerli ürün ve proje odaklılığımızı test alanında da uygulamaya aldık. Bu doğrultuda, uzun yıllara dayanan bilgi birikimimiz ile yerli test otomasyon platformu TTiMoT’u hayata geçirdik. Pnetworks iş birliğinde geliştirdiğimiz yerli yazılım ve donanıma sahip TTiMoT ile kendi test süreçlerimizde zaman, iş gücü ve test kalitesi anlamında çok büyük kazanımlar elde ettik. Türk Telekom olarak,  ürünlerimizin müşteri memnuniyeti ve altyapıya uyumluluğunda çok kapsamlı testler uyguluyoruz. Örneğin; 3 farklı altyapıda 15 günde sona eren modem testlerimiz TTiMoT ile 1 gün içerisinde; yaklaşık 7 gün süren genişbant erişim sistem testlerimiz ise artık saatler içinde tamamlanabiliyor. Türk Telekom olarak Türkiye’nin yerli ve millî teknolojilerinin geliştiricisi olmaya devam edeceğiz.”

Telkoder Dijital Dönüşüm Ofisi’nin veri merkezi fikirlerini önemsedi

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç’un, Türkiye’de veri merkezi sektörünün desteklenmesi üzerine çalışma başlattıklarına ilişkin açıklamalarını değerlendirerek önerilerini sıraladı. TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci, bu açıklamaların veri merkezi işletmeciliği sektörü tarafından olumlu bulunduğunu, yapılacak çalışmalarla dünya veri merkezi işletmeciliği pazarından ülkemizin de hak ettiği payı alabileceğini ifade ediyor. Teberci, ilgili çalışmaları yürütecek yetkili kurumlara; konuyu ülke verisinin ülkede kalması, veri güvenliği, kişisel verilerin korunması, ticari verilerin korunması, siber güvenlik gibi her yönüyle kapsayıcı bir şekilde ele almalarını ve bazı uluslararası şirketlerin tekel davranışlarının önüne geçmeleri tavsiyelerinde bulunuyor.

Veri merkezleri dijital dönüşümün stratejik yapı taşları arasında yer alıyor. Gartner’ın araştırmasına göre küresel veri merkezlerinden elde edilen gelir 2020 yılında 188 milyar dolar, 2021 yılında ise %6,2 büyüme ile 200 milyar dolar seviyesinde olması bekleniyor. 

Verilecek destekler yerli veri merkezlerini büyütecek nitelikte olmalı

TELKODER’in uzun yıllardır dikkat çektiği, veri merkezi işletmeciliği alanında yapılacak düzenlemelerin gecikmiş olması, sektörün gelişimini ve yerli veri merkezlerinin gelişimini geciktirmiş durumda. Bugün Türkiye pazarında veri merkezi yatırımı yapan işletmecilerin pek çoğu bu konuda tekel haline gelmiş olan uluslararası şirketlerle rekabet edecek büyüklüğe sahip değildir. TELKODER veri merkezlerinin desteklenmesini kritik ancak gecikmiş bir adım olarak nitelendirse de yerli işletmecilerin desteklenmesiyle ülkemizin bir şekilde yarışta kalabileceğini düşünüyor.

Açıklamalar sektör tarafından destekleniyor

“Türkiye’nin verisinin Türkiye’de barındırılmasına ilişkin hedeflerin gerçekleşebilmesi için somut adımların atılacak olması sektörün geleceği açısından umut verici.” diyen TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci sözlerini şöyle sürdürüyor: “Cumhurbaşkanlığı Dijital Dönüşüm Ofisi Başkanı Ali Taha Koç’un açıklamalarının veri merkezlerinin desteklenmesine ilişkin çalışmaları hızlandıracağını düşünüyoruz. Veri merkezleri konusunda geldiğimiz noktada özellikle küçük ve yerli veri merkezlerinin desteklenmesi gerektiğini düşünüyoruz. Yerli veri merkezlerinin desteklenerek gelişmeleri uluslararası büyük şirketlere karşı rekabet edebilmelerine yardımcı olacaktır. 2021 yılı sonuna kadar acil önlem alınmadığı takdirde bazı cep telefonu işletmecileri dışında Veri Merkezleri Pazarında rekabet edecek Yerli ve Milli diyebileceğimiz bir şirketimiz bile kalmayabilir. TELKODER olarak veri merkezlerinin geliştirilmesi ve küresel veri merkezleri pazarından hak ettiğimiz payı almak üzere üzerimize düşen sorumlulukları yerine getirmeyi heyecanla bekliyoruz.”

TELKODER’e göre; 

  • Veri merkezlerine, “Cazibe Merkezleri Programı” kapsamında sağlanan destek ve teşviklerin kullanılabilmesi için 24 il sınırı ülke geneline yaygınlaştırılmalı ve beyaz alan sınırı (5000 ) kaldırılmalıdır.
  • Veri merkezi İşletmecilerine özel elektrik tarifesi hazırlanmalı ve özel indirimli fiber tarifeler oluşturulmalıdır.
  • Tüm erişim sağlayıcıların katılımının zorunlu olacağı birden fazla İnternet Değişim Noktasının kurulması bir an önce gerçekleştirilmeli, bir ucu herhangi bir veri merkezinde sonlanan kiralık devre ücretleri normal ücretin ¼’ünden fazla olmamalıdır.
  • 5 yıl süre ile veri merkezi personelinin gelir vergisinden %100 muafiyeti sağlanmalı, Sıfır maliyetli, uygun fiziksel şartlara sahip bina/kampüs imkânı tanınmalı, Türkiye dışına satacağı servislerin gelirlerinde %100, Türkiye içerisine satacağı servislerin gelirlerinde %50 oranında vergi muafiyeti sağlanmalı, anlaşmalı üniversiteler ve kurumlardan gerekli teknik personelin yetiştirilmesi şartı ile bu personelin maaşlarında %50 oranında devlet desteği verilmelidir.
  • Yeni yapılacak Veri Merkezleri, en az Uptime Institute, ANSI/TIA veya BICSI Tier III isteklerini karşılayacak nitelikte olmalı ve bu konuda Türk Standartları Enstitüsü (TSE), ülkemizin kendine ait Veri Merkezi Standartlarını oluşturmalıdır.
  • Yurt içi veri merkezi hizmetlerinden alınan ve yurt dışında sunulan hizmetler karşısında haksız rekabet yaratan yüksek vergiler kaldırılmalıdır.
  • Kamu Kurumlarımızın, kendi verilerini sınıflandırılması/derecelendirmesi ve saklanma önceliğine göre bu verileri kendi bünyesinde ve/veya yerli veri merkezlerinde barındırmalarına olanak tanımalıdır. Bu yöntem ile veriler, hem daha güvenli ve düşük maliyetli olarak saklanmış, hem de sektör oyuncuları dışarı itilmemiş ve sektörü büyütücü bir adım atılmış olacaktır.
  • Sosyal Medya uygulamaları için talep edilen yurt içinde veri tutma zorunluluğu, belirli bir yol haritası ile kritik tüm sektörlerde uygulanmalıdır.

Startuplar 15 ayda 10 yıllık büyüdü

Pandemi tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de birçok sektörü olumsuz etkilerken, startup ekosisteminin hızlanmasının önünü açtı. StartupMarket ve Kitlesel Fonlama Platformu Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Bağçe, salgın döneminde startup ekosisteminin 10 yıl olarak öngörülen hacimsel büyümeye 15 ay gibi kısa bir süre ulaştığını kaydetti. Bağçe, şirket değeri 1 Milyar doların üzerinde olan Startupların yaygınlaşmasını beklediklerini ancak bu tahminlerinden çok önce gerçekleştiğini belirterek “2020 yılında 172 yatırım turunda 177 Milyon dolarlık yatırım yapıldı. Bu yılın ilk 5 ayında ise 107 turda toplam 931 Milyon dolarlık yatırım var” dedi.

2021 yılının ilk 5 ayında çok yol kat edildiğini de söyleyen Bağçe “Bu ivmelenmenin artarak süreceğini tahmin ediyoruz. Bunun nedeni ise toplamda 46 yatırım fonunun toplam hacimlerinin 1 Milyar doların üzerinde olması. Büyük yatırım fonları da yurtdışı temelli fonlar tarafından da destekleniyor. Bu perspektiften baktığımızda yakın dönemde yatırımı bekleyen 10 Milyar dolar gibi bir miktar olacağını öngörüyoruz” şeklinde konuştu.

StartupMarket ve Kitlesel Fonlama Platformu Kurucu Ortağı ve CEO’su Serkan Bağçe, SPK’nın kitlesel fonlama platformlarını yasal zemine kavuşturmasıyla hisse bazlı işlerin de yapılıyor olmasının süreçleri kısalttığını da sözlerine ekleyerek şunları söyledi;

“Her bir yatırım turuna baktığımızda yeni isimlere, yeni kişilere, yeni melek yatırımcılara rastlıyoruz. Önümüzdeki günlerde kredi kartı ile Startuplar’dan hisse almak da mümkün olacak. Bu da Startuplara olan yatırım iştahını oldukça arttıracak.  Ek olarak kurumlarla iş birliği yapmayan Startuplar çok zor büyüyor. Bunu geçtiğimiz yıllarda çok fazla gördük. Bugün baktığımız zaman sadece kurumların yönettiği 10’un üzerinde hızlandırma programları veya büyük şirketlerin Startupları hızlandırma amacıyla kurduğu fonlar var. Bu şirketlerin kurduğu alt yapılar sayesinde ekosistemin büyüyeceğini düşünüyoruz.”

Bağçe, StartupMarket’i ekosistemin dijital platformu olarak konumlandırmaya çalıştıklarını da dile getirerek “Bugün baktığımızda 2000’in üzerinde Startup’a StartupMarket üzerinden erişebiliyorsunuz. Onlarla iletişime geçebiliyorsunuz. Kurumsal hizmet ve çözümleri geliştirmeye çalışıyoruz. Bir şirketin startup ile iş birliği sürecine birlikte yolculuk yapıyoruz.  Son dönemde de kitle yatırım platformu yatırımımız da var. 4 Aralık 2020‘de kitle fonlama platformu olmak üzere kurduğumuz spin-off şirketimizde gerekli çalışmaları tamamlayarak 3 Mart 2021’ de ilk resmi başvurumuzu SPK’ ya yaptık. Son kalan eksiklerimizi de tamamladık. Çok yakında StartupMarket’te listelenen Startuplara kredi kartı ile yatırım yapabileceksiniz. Ayrıca fon kurma ve partner olma gibi oluşumların da içerisindeyiz.”

Türk Telekom’dan ihtiyşaca özel dijital paketler

Türk Telekom, katma değerli servislerini yedi yeni ‘Dijital Paket’te bir araya getirdi. Türk Telekom’un evde internet müşterileri eğlence, oyun, eğitim, güvenlik, kişisel gelişim ve girişimci paketlerinden kendilerine uygun içerikleri seçerek cazip fiyatlarla yararlanabiliyor:

 Hayatın ritmi ‘Dijital Eğlence Paketi’nde 

Türk Telekom’un ayda 9,90 TL’lik ‘Dijital Eğlence Paketi’, hayatın ritmini yakalarken internetin nimetlerinden sonuna kadar faydalanmak isteyenler için birebir. Bu paketi seçenler, Muud Premium ve e-dergi servisleri ile hit şarkıları ve trend içerikleri kaçırmıyor. Dijital Depo ile anılarını depoluyor ve cihazlarında yeni anılara yer açıyor.

Gamer’lara özel ‘Playstore Loot Paketi’

“Favori oyunlarla, bol bol mücadele” diyen oyun tutkunları için ise Türk Telekom 17,90 TL’ye Playstore Loot Paketi’ni sunuyor. İnternetsiz ve oyunsuz kalamayan oyunseverler Türk Telekom’un oyun platformu Playstore’da kullanabilecekleri tek seferlik 100 TL’lik cüzdan kodu ve ücretsiz oyun hakkı kazanıyor. 

Çocuklar için akıllı ve güvenli internet: ‘Çocuk Güvenliği ve Eğitimi Paketi’

Çocuğunu zararlı içeriklerden uzak tutmak ve doğru içeriklerle gelişimini desteklemek isteyen ebeveynler ayda 17,90 TL’ye Çocuk Güvenliği ve Eğitimi Paketi’ne dâhil olabiliyor. Türk Telekom’un bu paketi ile birlikte çocuklar, zengin içerikli oyunlaştırılmış zekâ egzersizlerinin yer aldığı Mental Up ve İngilizce’nin severek ve kolay öğrenilmesi sağlayan Hedefim İngilizce ile gelişiyor. Ebeveynler McAfee Safe Family ve McAfee Total Protection 3 Cihaz Lisans Hakkı ile çocuklarının ve cihazlarının online dünyada güvende olduğundan emin oluyor.

Akıllı cihazları ‘Güvenlik Paketleri’ koruyor

Birden fazla cihazla evde veya dışarda internet kullananlara uygun ‘Güvenlik’ ve ‘Güvenlik Premium’ Paketleri, cihazlarını zararlı içeriklerden korumak ve cihazlarında yer açmak isteyenlere hitap ediyor. McAfee Total Protection 3 Cihaz Lisans Hakkı ve Dijital Depo 50 GB içeren Güvenlik Paketi 4,90 TL’ye; McAfee Total Protection 5 Cihaz Lisans Hakkı ve Dijital Depo 500 GB içeren Güvenlik Premium Paketi ise 9,90 TL’ye kullanıcılarla buluşuyor. 

 10 binden fazla eğitim videosu ‘Kişisel Gelişim Paketi’nde

Ev konforunda kendilerini geliştirmek isteyen Türk Telekomlular, ayda 9.90 TL’ye Kişisel Gelişim Paketi’nden faydalanabiliyor. Türk Telekom Akademi Kariyer Plus’ın geliştirdiği bilişim teknolojileri, web tasarımı, video montaj ve fotoğrafçılık gibi pek çok alanda 10 binden fazla eğitim videosu, istenilen konuda sıfırdan öğrenme imkânı veriyor. Kişisel Gelişim Paketi’ndeki Türk Telekom Akademi Yabancı Dil paketleri ise 7 farklı dilde eğitim içerikleri sunuyor. 

‘Dijital Girişimci Paketi’ yeteneği kazanca dönüştürüyor

Türk Telekom’un Dijital Girişimci Paketi, işini ve yeteneğini dijital platformlara taşımak ve yeteneklerini kazanca dönüştürmek isteyenlere yönelik… Ayda 17,90 TL’lik bu paket ile müşteriler Wix web sitesi platformu üzerinden kendi web sitelerini kolaylıkla oluşturabiliyor. Diğer yandan cihazlarını korumak ve dosyalarını depolamak isteyenler de McAfee Total Protection 3 Cihaz Lisans Hakkı ve Dijital Depo 500GB servislerinden yararlanabiliyorlar. 

POS tarihe karışıyor makinesiz ödeme geliyor

Pandeminin etkisiyle küçük ve orta ölçekli işletmelerin (KOBİ) dijitalleşme süreci ivme kazanıyor. Ticari varlığını sürdürmek için dijital adaptasyona yönelen KOBİ’ler, büyük ölçekli işletmelere göre dijital dönüşüm konusunda daha çok desteğe ihtiyaç duyuyor. Özellikle tahsilat ve ödeme konusunda KOBİ’ler alternatif yöntem arayışına giriyor. Bu noktada kredi kartlarının sunduğu taksit ve vadelendirme seçenekleri KOBİ’lerin kurumsal alışverişlerinde yardımına koşuyor. KOBİ’lerin dijital dönüşümü ve sürdürülebilir büyümede destekçisi olan Mastercard, ticari ödemelerde çözüm ortağı Octet ile bir araya gelerek “Mastercard – Octet Ticari Ödemeler Platformunu” işletmelerin kullanımına sundu. Platform, KOBİ’lerin ticari işlemlerini; gerçek zamanlı, daha güvenli ve daha verimli bir şekilde yöneterek işlerini büyütmelerine yardımcı oluyor.

Mastercard Ticari Ödemeler Platformu ile Ücretsiz Katma Değer

Mastercard Ticari Ödemeler Platformu’na üye olan ticari kart sahibi KOBİ’ler, üyelik ücreti ödemeden Mastercard ve iş ortağı Octet’in birlikte sunduğu ve yalnızca işletmeler arası alışverişlerde kullanılan online ödeme çözümlerinden faydalanıyor. Mastercard ve Octet, ölçeği fark etmeksizin tüm işletmelerin platforma kaydolup işletmeler arası alışverişlerinde bu platforma girerek, internet üzerinden güvenli bir şekilde tahsilat veya ödeme yapmasına olanak tanıyor. Mastercard güvencesiyle ile bir süredir kullanıma açık olan platform üzerinden gerçekleştirilen tüm işlemler BDDK lisanslı, TCMB’ye raporlayan ödeme kuruluşu olan Octet üzerinden gerçekleştiriliyor.

KOBİ’lerin Ticari Hayatını Kolaylaştıracak

Ticarette finansal desteğe en çok ihtiyacı olan ticari kart sahibi KOBİ’ler, tedarikçilerinde POS cihazı olmasa da Mastercard Ticari Ödemeler Platformu’na kaydolarak kredi kartlarıyla ödeme yapabiliyor ve taksitle ödeme imkanlarından faydalanabiliyorlar. Online işlem akışı sayesinde tüm tedarik işlemlerinin ve ticari belgelerin yönetiminin kolaylıkla gerçekleştirilmesini sağlayan platform ile KOBİ’ler kendi ödeme şartlarını belirleme ayrıcalığına sahip oluyor; peşin ödeme indirimi veya taksitle ödeme gibi seçeneklerden faydalanabiliyorlar.

Ticari alışverişlerde yalnızca alıcıya değil satıcıya da ödeme kolaylıkları sunan Mastercard Ticari Ödemeler Platformu, satış yapan KOBİ’lerin müşterilerine, kredi kartı ile ödeme yapabilme imkânı sunmasını sağlıyor. Bununla beraber alıcılarına hem kendi belirledikleri şartlarla taksit yapabilme, hem de bankaların önerdiği ücretsiz taksit imkanlarından yararlanma seçenekleri sunabiliyorlar. Satıcılar ise, taksitli bile olsa tüm ödemeleri anında tahsil edilebiliyorlar.

Tüm KOBİ’lere Hitap Ediyor

Özellikle POS cihazını sıklıkla kullanmayan veya her bankadan POS cihazı temin etmek istemeyen küçük ve orta ölçekli işletmelere, avantaj sağlayan ve online bir uygulama olmasıyla dikkati çeken platform; tüm KOBİ’lerin kullanımına açık olup, kullanıcıları için dijital ve sorunsuz bir ticari deneyim yaratıyor.

Mastercard Türkiye ve Azerbaycan Genel Müdürü Yiğit Çağlayan pandeminin ilk döneminde KOBİ’lerin dijitalleşmede önemli bir ivme kazandıklarına değinerek; “Dijital dönüşüm ile yalnızca büyük firmaların değil, mikro, küçük ve orta ölçekli işletmelerin varlığını da sürdürülebilir kılmayı hedefliyoruz. Ülke ekonomisine büyük katkı sağlayan KOBİ’lerin ticari ödemelerde avantajlara sahip olması için ticari ödemeler ortağımız Octet ile Mastercard – Octet Ticari Ödemeler Platformu’nu geliştirdik. Kurumlar arası ticari faaliyetlerde gerçekleşen ödemeler, toplam ödemeler içinde hacimsel olarak çok büyük bir payı temsil ederken, bu ödemelerin yalnızca %13-15’i kart ile gerçekleştiriliyor. Bu yüzde bile bugün toplam kartlı ödemelerin beşte birine denk geliyor. Dolayısıyla, KOBİ’lerin dijital dönüşüm yolculuğunda, onların ödeme alması veya yapmasını kolaylaştırmak adına dijitalleştirmeyi çok önemsiyoruz. Tüm ticari kart sahiplerinin kullanımına açık olan online Octet Portal hem alıcı hem de satıcıya sunduğu kredi kartıyla ödeme ve taksitlendirme fırsatlarıyla Türkiye’de KOBİ’lerin dijital dönüşümünü başka bir boyuta taşıyacak.”

Octet Türkiye Genel Müdürü Derya Ekemen Fidan, Mastercard ile gerçekleştirdikleri iş birliğinden çok mutlu olduklarını ve ister alıcının ister satıcının Mastercard’ın ticari ödemeler ortağı Octet ile güvenli tahsilat ve ödeme ayrıcalıklarını yaşayacaklarını belirterek, “Pandemi ile birlikte tüm dünyada şirketler arasında ödeme vadelerinin süresi değişti. Uzayan vadeler ve yapılamayan tahsilatlar tüm piyasaları etkiledi. COVID-19 ile ticaretin paraya el değmeden gerçekleşme oranı ve hızı arttı. Önümüzdeki dönemde bankacılık işlemlerinin ticaretin tarafı olan alıcı ve satıcıyı bankalar ile aynı ortamda bir araya getiren fintech şirketleri üzerinden yönetileceği aşikâr. Bu iş birliği ile Octet kullanan bir satıcı POS’u olmasa da kartla ödeme kabul edebilirken, müşterisine taksit imkânı sunabilecek. Alıcı ise satıcının POS’u olmasa da kartla ödeme yapabilecek ve dilediği taksit koşullarını belirleyebilecek. Hem alıcı hem de satıcı mutlu olacak” dedi.

Türkiye’de ilk kez Akbank Ticari Kart Müşterileri Faydalanacak

Mastercard Ticari Ödemeler Platformu’nun Türkiye’deki ilk partner bankası ise Akbank oldu. Büyük kurumlara kıyasla KOBİ’lerin teknolojik desteğe erişmesinin zorluklarını gören Mastercard ve Octet ikilisi; Akbank ile güçlerini birleştirerek Mastercard – Octet Ticari Ödemeler Platformu’nu Akbank bünyesindeki ticari kart sahibi KOBİ’lerle buluşturacak. 

Mastercard logolu Axess Business sahipleri, bu platform üzerinde lansmana özel vade farksız +2 taksit ve özel indirim avantajlardan faydalanacak.

Mastercard, Octet ve Akbank iş birliği ile KOBİ’lere verilen teknolojik desteğin kullanımının yaygınlaşması ve sağladığı taksitlendirme imkanlarıyla işletmeler arası alışverişlere bir nefes olması hedefleniyor. KOBİ’lerin ticaretinde dijitalleşme fırsatı sunan platform işletmeler arası alışverişleri canlandıracak.

Cepten su altı belgeseli Galaxy S21 Ultra ile mümkün oldu

Güney Kore’nin güney kıyıları açıklarında bulunan Jeju adası, adayı çevreleyen Olle Patikası, siyah volkanik taş yığınları, parlak beyaz kumlar ve her noktadan görülebilen okyanus manzarası ile büyüleyici güzellikte bir yer. Güzelliği kıyılarıyla sınırlı olmayan Jeju Adası, aynı zamanda su altı güzellikleriyle de ün salmış durumda. 

Samsung Global Haber Merkezi ve sevilen su altı belgeselci Dong-sik Kim, okyanusların korunmasının önemine dikkat çekmek amacıyla bu yıl 8 Haziran’da “Okyanus: Yaşam ve Geçim Kaynakları” temasıyla kutlanan Birleşmiş Milletler Dünya Okyanus Günü’nde, Jeju’nun geniş çeşitliliğe sahip deniz yaşamını görüntülemek üzere özel bir dalış yaptı. 

Kim’in Samsung’un amiral gemisi akıllı telefonu Galaxy S21 Ultra görüntülediği Hint-Pasifik şişe burunlu yunusları veJeju balon balığı gibi eşsiz su altı canlıları, suyun altında tropikal yağmur ormanlarını andıran mercanlar, izleyenlerin adeta nefesini kesiyor. Çekimler, toza ve suya karşı olağanüstü dayanıklılığa sahip IP68 sınıf bir akıllı telefon olan Galaxy S21 Ultra ile yapıldı. Galaxy S21 Ultra’yı yüksek derinlikte sudan korumak ve cihazın kamerasını en etkin şekilde kullanmak üzere ayrı bir su geçirmez kılıf kullanıldı. Galaxy S21 Ultra koruyucu ek kılıfla birlikte kullanılırken yalnızca “kaydet” ve “kaydı durdur” ayarları kullanılabiliyor. Bu nedenle kamera ayarları su altında çekime başlanmadan önce düzenlendi. Bu çekimde Kim, yunuslar gibi daha aktif deniz canlılarını net bir biçimde görüntülemek üzere kamerasını geniş açı moduna ayarladı. Mercanı yakından mükemmel bir şekilde görüntülemek amacıyla da standart açı modunda 8K çözünürlüğü tercih etti. 

Dong-sik Kim’in Galaxy S21 Ultra ile çektiği videosu da, Jeju Adası açıklarındaki şaşırtıcı su altı dünyasının güzelliklerini gözler önüne seriyor.  

Yayım tarihi
DONANIM, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Türk Telekom Ericsson ile 5G yolunda beraber yürüyor

Türk Telekom ve Ericsson, mobil iletişim hizmetlerinin karma ağ ortamlarında hızlı ve otomatik bir şekilde aktif hale getirilmesini sağlayan Ericsson Dinamik Aktivasyon (EDA) provizyon platformunun kullanıma alınmasıyla ilgili bir anlaşma imzaladı. Türk Telekom ile iş ortaklığını genişleten  Ericsson; anlaşma ile Türk Telekom’un mobil ağ BT provizyon platformu ortağı haline geliyor. 

Türk Telekom’un ağ modernizasyonuna yönelik çalışmalarını destekleyecek olan anlaşma, TT Mobil müşterilerine sunulacak yeni teknolojiler için kusursuz entegrasyon süreçlerine olanak sağlayacak. EDA platformunun hayata geçirilmesiyle, Türk Telekom, müşterileri için yeni teknolojileri kolaylıkla entegre edebilecek, provizyonlama süreçlerini optimize ederken 5G yol haritasını gerçekleştirmeye bir adım daha yaklaşacak. EDA platformu, müşterilerin yeni hizmet tekliflerinden faydalanmalarını sağlarken Türk Telekom hizmetlerinin ülke genelinde pazara sunulma hızını daha da iyileştirecek. 

Türk Telekom Teknoloji Genel Müdür Yardımcısı Yusuf Kıraç, konuyla ilgili olarak şunları söyledi: “Türkiye’nin dijital dönüşümünün lideri Türk Telekom olarak, ülkemizi 5G’ye hazırlarken, bir yandan da sunduğumuz ürün ve hizmetlerle müşterilerimizi değerli hissettirmeye devam ediyoruz. Dijital dönüşüm hedeflerimizi bir bir gerçekleştirirken daha iyi bir müşteri deneyimi için Ericsson ile iş ortaklığımızı genişletmekten büyük mutluluk duyuyoruz. 5G’ye geçiş süreci yaklaşırken, bizi anlayan ve günümüz mobil ağlarının gerektirdiği esneklik ve çevikliği sağlayan bir iş ortağıyla birlikte çalışmak bizim için büyük önem taşıyor.” 

EDA, Türk Telekom’un mobil hizmetlerinin karma çok tedarikçili ağ ortamında, dinamik olarak gerçek zamanlı bir şekilde etkinleştirilmesini ve provizyonlanmasını sağlıyor. Ayrıca, sanallaştırılmış hizmetler verilmeye başlarken, mevcut teknolojilerin yönetimi için esnek ve modüler bir çözüme olanak tanıyor. 

Ericsson Türkiye Genel Müdürü Işıl Yalçın, anlaşma ile ilgili olarak şunları söyledi: “Türk Telekom Grubu ile uzun süredir devam eden iş ortaklığımızdan büyük mutluluk duyuyoruz. 2023 Türkiye Vizyonu kapsamında belirlenmiş oldukça iddialı planlar bulunuyor. Bu planların sektörler genelinde hayata geçmesini sağlamak için en önemli unsurlarından birini ise telekomünikasyon altyapısı oluşturuyor. Günümüzün dijital dünyasında, dijitalleşmeyle gelen talepleri karşılamak için operatörlerin hizmetlerini daha hızlı ve esnek bir şekilde sunmaları gerekiyor. EDA platformuyla Türk Telekom’un operasyonel verimliliğin yanı sıra güvenilir ve sorunsuz bir kullanıcı deneyimi elde etmesine yardımcı oluyoruz. Bu iyileştirilmiş verimlilikler hem tüketicilere hem de işletmelere fayda sağlayacak ve tüm ekonomi için geleceğe hazır, gerçek anlamda çeşitlendirilmiş dijital dönüşümün yolunu açacak.” 

Xiaomi’den yerli ve pilli telefon

Xiaomi, Türkiye’de ürettiği yeni modeli Redmi 9T’nin satışına başladı

Küresel teknoloji lideri Xiaomi’nin Türkiye’de açtığı fabrikada ürettiği giriş seviyesinin yeni lideri Redmi 9T, 2.799 TL’den başlayan fiyatlarla satışa sunuldu

Bulunduğu her bölgede lokal bir partner haline gelme misyonuyla çalışmalarını sürdüren teknoloji devi Xiaomi, Türkiye’de ürettiği giriş seviyesi akıllı telefonu Redmi 9T 4+64GB’ı 2,799 TL ve Redmi 9T 4+128GB’ı 2,999 TL fiyatıyla kullanıcısının beğenisine sundu. 

Giriş seviyesinin yeni lideri Redmi 9T, kullanıcıların fotoğraf yetenekleri ve genel tasarımdan ödün vermeden ihtiyaç duydukları olağanüstü performansı ve birkaç gün boyunca yetecek pil ömrünü sağlamak için özel olarak tasarlandı.

48 MP AI dörtlü kamera kurulumuna sahip Redmi 9T, 8 MP ultra geniş açılı kamerası sayesinde büyük grup ve geniş manzara çekimlerinde fotoğrafların kırpılmasının önüne geçiyor. 2 MP makro lens ve 2 MP derinlik sensörü ise profesyonel düzeyde bokeh ve çarpıcı yakın plan çekimler yapılabilmesine olanak tanıyor.

Redmi 9T, hafif tasarımına rağmen, 6.000 mAh (tipik) pili ve Qualcomm® Snapdragon 662 çipsetiyle güçlü bir performans sergiliyor. Redmi 9T, 11nm teknolojisiyle üretilmiş enerji tasarruflu işlemcisiyle, önceki nesillere göre daha az ısı üretimi ve daha düşük güç tüketimi ile çok daha yüksek bir performans sunuyor. 18W hızlı şarj özelliği cihazın öne çıkan diğer özelliklerinden. 

Corning® Gorilla® Glass 3 özellikli 6,53inç FHD+ Dot Drop ekranı, canlı ve net bir görüntüleme deneyiminin yanı sıra sağlam yapısıyla dikkat çekiyor.

Vodafone iş ortağını satın aldı

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösterenVodafone, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olma yolunda büyümesini sürdürüyor. Sadece iletişim hizmetleri sunmanın ötesine geçerek dijital servislerde de büyümeyi hedefleyen Vodafone, geleneksel Sabit Ses Santrali (PBX) altyapısını yeni nesil çözümlerle buluta taşıyan yerli teknoloji ve yazılım şirketi FGS’nin %50’sini satın aldı. Anlaşmaya göre, FGS’nin marka adı ve organizasyon yapısı aynı kalırken, FGS yönetim kuruluna Vodafone Türkiye’den 2 isim katılacak. FGS, Türkiye’deki tüm sektörlere hizmet veren bir firma olmaya devam edecek. %100 Türk şirketi olan FGS’nin ürün ve hizmetleri, Vodafone Türkiye’nin mükemmeliyet merkezi olma hedefi doğrultusunda diğer ülkelere de ihraç edilecek.  

Yeni ortaklığı değerlendiren Vodafone Türkiye CEO’su Engin Aksoy, şunları söyledi: 

“Vodafone olarak, 2025 yılına kadar Türkiye’nin en hızlı büyüyen dijital servisler şirketi olmayı hedefliyoruz. Bu hedefe ulaşmak için izlediğimiz yollardan biri, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketine dönüşmeyi kapsıyor. Sadece iletişim hizmetleri sunmanın ötesine geçiyor; dijitalleşmenin gücünü kullanarak, dijital pazaryeri, finans ve sigorta hizmetleri sağlayıcısı, dijitalleşmek isteyen işletmelerin en önemli destekçisi olma yönünde adımlar atıyoruz. FGS ortaklığı, yeni nesil bağlantı ve dijital servisler şirketi olma yolunda attığımız önemli adımlardan biri. Bu işbirliğiyle, sabit ses pazarındaki payımızı artırmayı hedefliyoruz. Vodafone ve FGS Ar-Ge ekipleri yenilikçi ürünler geliştirme konusunda da işbirliği yapacak. FGS, Türkiye’deki tüm sektörlere hizmet veren bir firma olmaya devam edecek. FGS ortaklığımız, ülkemizde yerli ürün ekosisteminin gelişmesi konusundaki önceliğimizi de destekliyor. Türkiye’de yerlilik oranı daha yüksek bir haberleşme sektörü yaratılmasına yönelik adımları destekliyoruz. Yerli ekosistemimize dahil olan firmaları uzun vadede Vodafone’un global gücünden ve deneyiminden yararlandırmak istiyoruz. Bu kapsamda, FGS’nin ürün ve hizmetlerini de mükemmeliyet merkezi olma hedefimiz doğrultusunda yurtdışına ihraç etmek istiyoruz. Vodafone olarak, dijital servislerde büyümeye devam edeceğiz.” 

FGS CEO’su Nihat Yılmaz ise şöyle konuştu:

“FGS olarak 2011 yılından bu yana Yıldız Teknik Üniversitesi teknoloji geliştirme bölgesinde ses ve haberleşme yazılımları geliştirmekteyiz. Geliştirdiğimiz çözümler birçok kamu kurumu ve özel sektör firmasında yaygın olarak kullanım imkânı bulmaktadır. Türkiye’nin lider mobil ve sabit ağ operatörlerinden biri olan Vodafone ile ortaklık kurmamız bizlerin doğru yolda olduğunu göstermiş ve daha büyük hedeflere odaklanmamız için tüm ekibimize moral ve motivasyon kaynağı olmuştur. Kısa vadeli hedeflerimizde ses, video, mesajlaşma, e-mail ve sosyal medya gibi haberleşme kanallarının tek bir platform üzerinde birleştirilmesi ve ülkemizdeki tüm operatörlerde yaygın olarak kullanılması vardır. Orta vadede ise ülkemizde geliştirdiğimiz yazılımların Vodafone ile birlikte yurt dışına ihraç edilmesi ve yaygınlaştırılması ana hedeflerimizdendir. Vodafone ortaklığının bizlere verdiği güç ve avantajlar ile ülkemizde geliştirdiğimiz yazılımların, kendi alanlarında dünya markaları arasında yer alacağına inancımız artmıştır.”

Vodafone’un 7 yıldır iş ortağı

Vodafone’un 7 yılı aşkın bir süredir kurumsal iş ortağı olarak çalışan FGS, yazılım ürünlerini kendi geliştiriyor. Kamu alanında da projeleri bulunan FGS, ses alanında pek çok yenilikçi ürün sunuyor. Şirket, bulutta çalışan yazılım tabanlı sabit telefon santral sistemi Cloud PBX ürününün yanı sıra yine Cloud PBX altyapısına dayanan ve akıllı telefonlarda uygulama olarak kullanılabilen Cloud PBX mobil aplikasyonunu da geliştirdi. FGS ayrıca, tam kapsamlı çağrı merkezi çözümleri ve CRM entegrasyonu hizmetleri; sesli mesaj ve yönlendirme hizmeti, akıllı sesli mesaj gönderimi, sesli yanıt sistemi, sesten metne dönüştürme (speech-to-text) ve metni sese dönüştürme (text-to-speech) modüllerinden oluşan gelişmiş IVR çözümleri ve çoklu kişinin aynı anda bağlandığı sesli ve video görüşme çözümleri sunuyor. 

Türkiye e-ticarette dünyaya ışık veriyor

Küresel finans teknolojileri şirketi PayU, 50’den fazla ülkede yüz binlerce müşterisine sunduğu ödeme hizmetleriyle elde ettiği verileri içeren “The Next Frontier: 2021 ve Gelecekte E-Ticaret Dünyasının Umut Vadeden Pazarları” raporunu yayımladı. Rapor Türkiye’nin de yer aldığı 4 kıtaya yayılmış 19 ülkenin e-ticaret verileri hakkında önemli içgörüler içeriyor.

Rapora dair gerçekleştirilen toplantıda basın mensuplarıyla bir araya gelen iyzico-PayU CEO’su Barbaros Özbuğutu: “The Next Frontier raporunda Türkiye’nin %44’lük e-ticaret penetrasyonuyla gelişmekte olan pazarlar içerisindeki liderliğini net bir şekilde görebiliyoruz. Sıradaki hedef ise Amerika, İngiltere, Almanya gibi e-ticaret penetrasyonun %80’in üzerinde olduğu ülkeler arasında yer alabilmek. 2. ligin şampiyonuyuz, artık amacımız 1. ligde kendimize yer edinebilmek. Bu yolda atılması gereken en önemli adımlardan biri, banka ve kredi kartı bulunmayan nüfusu, alternatif ödeme yöntemleri ve dijital cüzdan uygulamarı aracılığıyla dijital ticaretin bir parçası haline getirmek.” dedi.  

Yaşam tarzında dijitalleşme

Türkiye 83.4 milyon nüfuslu bir ülke ve nüfusun %92’sinden fazlası mobil cihaz kullanıyor. Ortalama bir kişi günde 7,5 saati online geçiriyor. 83.4 milyon nüfuslu ülkede 37 milyon kişi çevrimiçi alışveriş yapıyor. E-ticarette 2020’nin ilk 6 ayında 2019’un 6 ayına göre %64 artış oldu.

Dijital ürünlere eğilim

Yaşam tarzındaki değişim, e-ticaret harcamalarının dijital ürünlere yönelmesi olasılığını artırıyor. Rapora göre dijital mallar üzerindeki toplam e-ticaret harcamaları %52 oranında büyüme potansiyeli taşıyor. Bununla birlikte önceki yıl %30 büyüyen sektörde bu yıl büyüme oranı %17 oldu.

Kozmetik ve moda sektörü yükselişte

iyzico platformlarında tüketici harcamalarında önceki yıla göre en yüksek artışı sağlayan sektör %229 oranla güzellik ve kozmetik sektörü oldu. 2020’nin 2. çeyreğinde kaydedilen %392 oranındaki artış, altı EMEA pazarının en yükseği oldu. Güzellik ve kozmetik sektörüne yapılan harcamaların çevrimiçi ortamda gerçekleşmesi ve %80 oranında artması bekleniyor.

Moda sektörü dijitalleşiyor

Türkiye’de moda ve aksesuar ürünleri e-ticaret harcamaları 2019 yılında 3,3 milyar dolarken 2020 yılında 4,7 milyar dolara ulaştı. Sektör 2020’de %65’lik artış gösterdi. Sektördeki üye iş yerleri 2019’un ikinci çeyreğine kıyasla %110 daha fazla kazandı. Moda sektöründe e-ticaret kanalları aracılığıyla gerçekleşen 6 milyar doların üzerindeki yıllık tüketici harcamasının artması bekleniyor.

Türkiye eğitime odaklandı

2020 yılında tüketiciler, PayU ve iyzico platformlarını kullanan eğitim perakendecilerinden 2019’a kıyasla %28 daha fazla harcama yaptı. Eğitim sektöründe 2020 yılındaki ortalama işlem değeri, 2019 yılındaki değerden 100 dolar daha yüksek oldu.

Sosyal medya şikayetlerinde patlama yaşanıyor

Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sosyal medya uygulamaları yaşamlarımızın vazgeçilmezleri arasında yer aldı. We Are Social’ın Digital 2021 raporuna göre, Türkiye bir günde ortalama 7 saat 29 dakikayı internette geçiriyor. 16–64 yaş kullanıcılar için günlük ortalama sosyal medya kullanımındaysa Türkiye 2 saat 57 dakika ile dünya ortalamasının üzerinde yer alıyor. Daha çok haberlerden, etkinliklerden ve olaylardan haberdar olma motivasyonuyla kullanılan sosyal medyanın kullanım oranı her geçen gün artıyor, yaşamlarımızdaki yerleri gün geçtikçe sağlamlaşıyor. Çözüm ve karar verme aracı olan Şikayetvar kullanıcıların sosyal medya platformlarıyla ilgili en çok şikayet edilen konuları bir araya getirdi.   

Sosyal medya iletişim platformu şikayetleri yüzde 560 arttı

2020 ve 2021’in ilk dört ayını karşılaştıran Şikayetvar verilerine göre WhatsApp, Telegram, Signal gibi markaları kapsayan sosyal medya iletişim uygulamaları kategorisinde şikayet artış oranı yüzde 560’a yükseldi. Bu yükselişte WhatsApp’ın güncelleme krizinin etkisi olduğu gözlemleniyor. Verilere göre bu dönemde WhatApp şikayetleri yüzde 388 arttı. 

En çok şikayet Discord’a geldi

Şikayetvar verilere göre sosyal medya platformlarıyla ilgili şikayetler yüzde 262 arttı. En çok şikayet artışının yaşandığı mecraysa daha çok video oyunu oynayan tüketiciler tarafından kullanılan Discord oldu (yüzde 1014). 2020-2021 (Ocak, Şubat, Mart, Nisan) döneminde yüzde 610’luk şikayet artışıyla TikTok ikinci sırada, Snapchat (yüzde 567) üçüncü sırada yer aldı. Sırasıyla Instagram, Facebook ve Twitter ise şikayet artış oranıyla öne çıkan diğer sosyal medya mecraları oldu. Türkiye’de sıklıkla kullanılan YouTube’un şikayet artış oranıysa yüzde 102’ye yükseldi. 

Şikayetvar verilerine göre sosyal medya uygulamalarıyla ilgili en çok şikayet edilen konularsa şöyle sıralandı: 

  • Giriş yaparken yaşanan şifre sorunları,
  • Hesap çalınması, başkası adına hesap açılması, sahte hesapların kapatılmaması, 
  • Kimlik doğrulama sorunları, 
  • Mail veya doğrulama kodlarının alınamaması
  • Erişim engeli ve erişim kısıtlamaları,
  • Hesapların gerçek olmayan sebeplerle kapatılması,
  • Hesabın askıya alınması sonrasında erişim sağlanamaması,
  • Yayın ve paylaşım kısıtlamaları,
  • Hesaptan kazanılan paraları çekme sorunu,
  • Reklam ödemelerinin fazladan alınması veya mecranın reklam vermeye kapatılması.

Türk Telekom üç senede sadece ülkeye değil dünyaya da çalıştı

Türk Telekom, 5 Haziran Dünya Çevre Günü vesilesiyle geri dönüşüm, enerji tasarrufu ve yenilenebilir enerji kullanımı alanında Türkiye’ye örnek niteliğinde sonuçlar elde ettiğini duyurdu. Türk Telekom çalışanlarının Türkiye’nin dört bir yanında düzenlediği “E-Atık Topluyoruz, Doğayı Koruyarak Yeniliyoruz” kampanyası ile 2018, 2019 ve 2020 yıllarını kapsayan son üç yıllık dönemde yaklaşık 18 ton elektronik atık geri dönüşüme gönderildi. Toplanan atıkların üstün zekâlı çocukların elektronik atölyesi eğitimlerinde kullanılması sağlandı. Dönüşümden elde edilen gelir ile 55 çocuğun eğitimine katkı verilirken Türk Kızılay kurumuna da bağış yapıldı.

Dünya Çevre Günü’ne yönelik açıklama yapan Türk Telekom CEO’su Ümit Önal, Türk Telekom’un sürdürülebilir çevre stratejisi kapsamında atık yönetimine ilişkin kapsamlı çalışmalar yürüttüğünü belirtti. Önal, atık yönetim stratejileri doğrultusunda doğal kaynakların hızla tüketilmesinin önüne geçmeyi ve üretilen atıkları, çevre ve insan sağlığı için bir tehdit olmaktan çıkararak ekonomi için bir girdiye dönüştürmeyi amaçladıklarını ifade etti. Önal, küresel ölçekte öncelikli bir politika hedefine dönüşen sürdürülebilir kalkınma yaklaşımının bu stratejinin temelini oluşturduğunu kaydetti. Karbon Saydamlık Projesi’ne (CDP) raporlama yapan Türk Telekom’un üretilen karbon miktarının azaltılmasına yönelik yürüttüğü projelere de dikkat çeken Ümit Önal, bu projeler sayesinde emisyon miktarlarını azaltarak hava kirliliğinin önüne geçildiğine ve yeşil enerji kullanım oranının artırıldığına vurgu yaptı.

Türk Telekom atıkların çevreye zarar vermesini önlüyor

Türk Telekom çalışanlarının gönüllü katılımıyla başlatılan Sıfır Atık Projesi etkinlikleri kapsamında çöplerin türlerine göre ayrı ayrı biriktirilip geri dönüştürülmesi sağlandı. Projeye ilişkin detaylar veren Önal, “Türk Telekom olarak insanı merkezimize alarak dokunduğumuz herkesi ‘Değerli Hissettirmek’ gayesiyle toplum ve çevre için iyilik ve fayda üretmeyi sürdürülebilirlik stratejimizin bir gereği olarak görüyoruz. Bu doğrultuda Türk Telekom iş yerlerimizde Sıfır Atık Projesi kapsamında 2018-2019-2020 yıllarında elde edilen sonuçlara göre 26 ton cam atık geri dönüşümü ile 31 kilogram ham madde tasarrufu sağlandı. 340 ton atık kağıt geri dönüşümü ile 5 bin 780 adet ağaç kesilmekten kurtarıldı. 13,7 ton atık metal geri dönüşümü ile 18 kilogram hammadde tasarrufu sağlandı. 77 ton atık plastik geri dönüşümü ile 190 bin 672 litre petrol tasarrufu sağlandı. Ayrıca 1107 metreküp depolama alanı, 11 bin 250 metreküp su, 1 milyon 848 bin 485 kWh enerji tasarrufu oluştu ve 65 bin 418 kilo sera gazının doğaya salınımı engellendi” dedi.  

“Elektrikte yaklaşık yüzde 40, sulamada yüzde 30’a varan tasarruf sağlandı”

Türk Telekom’un kâğıt tüketimini ve kurumsal karbon ayak izini azaltmak amacıyla e-fatura kullanan müşteri oranını artırmayı hedeflediğini belirten Önal, “Türk Telekom ait 1.700’ü aşkın lokasyonda güneş enerjisi sistemi kullanıldı  ve bu sistem, toplam 2,35 MW civarındaki kurulu gücü ile enerji üreterek karbon salınımının azaltılmasını sağladı. 2020 yılında e-fatura kullanımı sayesinde Türk Telekom’un çevreye sağladığı katkı yaklaşık 54 bin ağaca, 13 milyon kWh enerji ve 101 bin metreküp su tasarrufuna tekabül etti. Türk Telekom’un birçok farklı şehirde, yerel yönetimlerle birlikte hayata geçirdiği ‘Yeni Nesil Şehirler’ projesi kapsamında yeni nesil enerji uygulamaları sayesinde bu şehirlerde elektrikte yaklaşık yüzde 40, sulamada yüzde 30’a varan tasarruf sağlandı. Yeni nesil ulaşım uygulamaları ile trafikte geçirilen sürede yaklaşık yüzde 35, yakıtta yaklaşık yüzde 30 tasarruf elde edildi ve bu sürenin düşmesine bağlı olarak karbon salınımının yaklaşık yüzde 25 azaltılması sağlandı. Çevreye verdikleri katkılardan ötürü tüm çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum” diye konuştu. 

Şehirlere akıl nasıl verilir?

WWF-Türkiye, Türkiye Belediyeler Birliği ve EY Türkiye tarafından hazırlanan “Değer Yaratmak için Akıllı Şehirler” raporu düzenlenen çevrimiçi basın toplantısı ile tanıtıldı. Raporda; hızlı şehirleşme, göç, nüfus artışı, güvenlik ve verimsiz kaynak kullanımı gibi zorluklarla karşı karşıya olan şehirlerde, yeni teknolojilerin yardımıyla sağlanacak akıllı şehir dönüşümünün sorunların çözümünde önemli bir rol oynayacağı ve değer yaratacağı ifade edildi. Türkiye ve dünyadan belediyelerin bu alandaki iyi uygulamalarından örneklere yer verilen raporda geleceğin akıllı şehirleri için yol haritası sunuldu.

Fatma Şahin: ‘Gelecek için akıllı şehir dönüşümü şart’

Raporla ilgili bir açıklama yapan Türkiye Belediyeler Birliği Başkanı ve Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin şunları söyledi: “Veri yüzyılı olarak adlandırdığımız bu yüzyılda şehirlerin bugünü ve geleceği ancak şehirlerin akıllı hale dönüştürülmesi ve teknolojiyle bütünleşmesiyle sağlanabilir. 90’lı yıllarda hayatımıza giren ‘akıllı şehir’ kavramı, teknolojiyi vatandaş odaklı olarak şehrin sorununun çözümünde kullanabilme olarak ifade ediliyor. Akıllı şehir uygulamaları, temel gayesi vatandaşın yaşamına dokunmak olan biz yerel yöneticiler için artık vazgeçilmez bir çözüm aracı. Akıllı şehir konusundaki stratejilerin, kavramların ve ihtiyaçların netleştirilmesi ve henüz başlangıç aşamasında olan çalışmaların doğru yönlendirilmesine yönelik hazırlanan bu eserin ilgilileri için faydalı bir kaynak olmasını ümit ediyor; çalışmada emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunuyorum.”

Uğur Bayar: ‘İklim krizi en büyük ekonomik risklerden biri’

WWF-Türkiye (Doğal Hayatı Koruma Vakfı) Yönetim Kurulu Başkanı Uğur Bayar ise şöyle konuştu: “Günümüzde teknoloji ve inovasyon, şehirlerde ekonomik etkinliğin artırılması ve çevre üzerindeki olumsuz etkilerin azaltılmasında çok önemli rol oynuyor. Dünyanın gündemine iyice oturan “yeşil iyileşmenin” ana ekseni de doğa dostu teknolojiler ve bu dönüşümün ekonomik olarak da kârlı olacağı.  Önümüzdeki dönemin ekonomik risklerinin en ciddi olanı, hiç şüphesiz iklim krizi. Doğamız ve kaynaklarımız üzerindeki baskıyı akıllı yatırımlar ve teknoloji ile azaltmamız şart. Bu dönüm noktasında, kentlerimizin faaliyetlerinin çok önemli bir rol oynayacağı çok net görülüyor. Şehirlerimizin ve belediyelerimizin bu yolculukta en değerli müttefiklerimiz olacağına yürekten inanıyorum. WWF-Türkiye olarak geleceğin şehirlerinin doğal kaynak kullanımındaki verimliliğine ışık tutan bu kıymetli derleme raporun ortağı olmaktan mutluluk duyuyoruz.”

Metin Canoğulları: ‘Dönüşümde dijital araçlar etkin kullanılmalı’

EY Türkiye Ülke Başkanı Metin Canoğulları da “Dijitalleşmenin, şehirlerimizin yaşam kalitemizi, ekonomik ve çevresel sürdürülebilirliği ve toplumsal yapının güvenliğini sağlayacak yeni perspektiflere ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanmasında önemli bir role sahip olacağı bir gerçek. Şehirlerimizin; dijital araçların en etkin olarak kullanıldığı “Geleceğin akıllı şehirlerine” evrilmesi ve barındırdığı tüm varlıkların yaşamına katkı sağlayacak ve kalkınmayı destekleyecek, yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı uygulamaları bir an önce devreye alması gerekiyor. Bu çalışmamızda TBB ve WWF-Türkiye iş birliğiyle, özellikle şehirlerimizin akıllı şehirlere dönüşümüne öncülük edecek yerel yönetimlerimize dünyadaki ve Türkiye’deki iyi uygulamalar, evrensel yöntemler ve yaklaşımlar ışığında bir kılavuz ortaya çıkarmak ve yenilikçilik ve sürdürülebilirlik odağında bir akıllı şehre dönüşümün yaklaşımlarını paylaşmayı amaçladık” dedi.

Hızlı kentleşme dönüşümü zorluyor

Raporda Birleşmiş Milletler’in tahminlerine göre, 2050 yılında dünya nüfusunun 2 milyar artarak 9,7 milyar kişiye ulaşmasının beklendiği aktarılıyor. Yine 2050 yılında, dünya nüfusunun %70’i, OECD ülkeleri nüfusunun ise %86’sı şehirlerde yaşayacak. 

Şu anda 10 ile 24 yaş arasında olan Z kuşağının üyeleri, 1,8 milyar üyesiyle dünya nüfusunun yaklaşık dörtte birini oluşturuyor. Dünyanın öncü ekonomilerinin nüfusları yaşlanırken gelişen ekonomilere sahip ülkeler ise büyüyen bir genç nüfusa sahip. Ülkeden ülkeye, şehirden şehre değişen demografik tablo, kimi şehirlerde Z kuşağının, kimi şehirlerde ise yaşlıların ihtiyaçlarına çözüm aramak için dönüşümü kaçınılmaz kılıyor.

Dönüşümü gerekli kılan bir başka gelişme ise şehirleşmenin hızı. Plansız yapılaşma verimli arazilerin tahribatına yol açarak tarımsal üretkenliğin yanı sıra toprağın karbondioksit tutma kapasitesini de düşürüyor. Taşıt kullanımı ve sanayi üretimiyle ortaya çıkan hava kirliliği insan sağlığını ve yaşam kalitesini olumsuz etkiliyor. Betonlaşma ve yapılaşma nedeniyle bozulan su döngüsü ve yaşanan su kıtlığı endüstriyi, tarımı ve milyarlarca insanın temiz suya erişimini tehdit ediyor.

Şehirlerdeki yaşam kalitesinin artırılması için şehir yönetimlerinin yenilikçi ve gelecek odaklı bakış açısıyla hareket etmeleri gerekiyor. Vatandaş ve paydaş katılımının en üst düzeyde tutulduğu, iyi bir fiziksel altyapısı olan, esnek, dirençli, fiziksel ve dijital bütünleşmesini sağlamış şehirler ‘akıllı şehir’ olarak adlandırılıyor. 

Akıllı şehir yaklaşımı Türkiye’de yaygınlaşıyor

İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa dünyanın en hızlı büyüyen 10 metropol şehri arasında yer alıyor. Hızlı büyümeyle temel güçler olarak adlandırılan teknolojik, küresel, demografik ve çevresel etkilerin getirdiği dalgalar, 2010’lu yıllarda akıllı şehirlerin Türkiye’deki yaygınlığını artırmaya başladı. Türkiye’de akıllı şehir alanında yürütülen çalışmalarda büyükşehirler öne çıkıyor. Giderek yaygınlaşan uygulamalarla yerel yönetimler teknolojiden yararlanarak vatandaş odaklı hizmetlerin sunulması ve sosyal kapsayıcılığın sağlanması için çalışmalar yapıyor. Türkiye Belediyeler Birliği belediyelerin katılımını daha da artırmak için Akıllı Şehirler Yarışması düzenliyor. 

Akıllı şehir dönüşümünün boyutları 

“Değer Yaratmak için Akıllı Şehirler” raporuna göre; insan odaklı akıllı şehir dönüşümünde sosyal kapsayıcılığın sağlanması, yetkinliklerin artırılması ve yaratıcılığın desteklenmesi amaçlanıyor. Bu kapsamda dijital ve veri odaklı eğitim akademileri, engelli vatandaşlar için iş ya da sosyal imkânlar sunan merkezler, genç işsizler için iş imkânı yaratan projeler ve yaşlıların ihtiyaçlarına yanıt veren projeler gibi uygulamalar öne çıkıyor. 

‘Akıllı çevre’ kavramı altında kaynakların en verimli şekilde kullanımı ile sürdürülebilir ve yaşanabilir bir çevre oluşturma hedefi yatıyor. Akıllı çevre fonksiyonel alanı kapsamında akıllı çöp toplama sistemleri, enerji ve su tasarruflu tarım uygulamaları, akıllı aydınlatma sistemleri, yenilenebilir enerji üretimi ve akıllı geri dönüşüm modelleri gibi iyi uygulama örnekleri görülüyor.

Ekonomik kalkınmanın sürdürülebilir ve çevre dostu olarak sağlanması için bilgi ve iletişim destekli yenilikçi yaklaşımların benimsenmesi gerekiyor. Akıllı ekonomi başlığı altında yeni ürün, hizmet ve ticaret modellerinin oluşturulmasına ek olarak kamu, özel sektör ve akademi ortaklığı başta olmak üzere akıllı kümelenmeler ele alınıyor. 

Ayrıca yaşanabilir akıllı şehirlerin tasarlanması için mekân yönetimi, sağlık, güvenlik ve turizm gibi başlıklar altındaki ihtiyaçların karşılanması gerekiyor. Akıllı yaşam başlığı altında odaklanılan ana konular arasında acil durum ve afet yönetiminin sağlanması, güvenli bir yaşamın sürdürülmesi, kültürel mekânların potansiyelinin keşfedilmesi ve korunması, şehir turizminin canlandırılması ve şehrin markalaşması ile kentsel dönüşümün kapsayıcı bir şekilde gerçekleştirilmesi yer alıyor.

Şehrin yaşanabilirliğini ve ekonomisini de yakından etkileyen akıllı hareketlilik başlığı ise insanı odağına alarak sürdürülebilir, erişilebilir ve entegre bir ulaşımı hedefliyor. Ulaşım hizmetleri, erişilebilirlik, akıllı ulaşım sistemleri ve bağlanabilirlik bu alan altında ele alınıyor. 

Yayım tarihi
MANŞET olarak sınıflandırılmış

Her beş çalışandan biri cihazları güncelleniyormuş gibi davranarak çağrılardan kaçınıyor

Çalışanların %21’i, bir çağrıya veya toplantıya katılmak zorunda kalmamak için cihazlarının güncellemeleri yükleniyormuş gibi davrandıklarını doğruladı. Bu bahane makul, çünkü yazılım güncellemeleri iş günlerini kesintiye uğratabiliyor ve çalışanların üçte biri (%35) güncellemeler nedeniyle bir aramaya veya toplantıya geç kaldıklarını söylüyor. Bu bulgular, çalışanların güncellemelere yönelik tutumlarını ve alışkanlıklarını keşfetmek için Kaspersky tarafından yaptırılan yeni bir araştırmayla ortaya çıktı.

Sık sık yapılan toplantılar genellikle ofis rutinindeki en tatsız şeylerden biri olarak görülür. Uzaktan çalışmaya ve sanal toplantılara geçiş, insanlar görüntülü görüşmeler nedeniyle yorgunluk yaşadıkları ve iş gününün sonunda daha yorgun hissettikleri için bu sorunu çözmüyor. Son Kaspersky araştırmasının gösterdiği üzere, çalışanlar bazı çağrılarını atlamak için yeni bir bahane buldular: Güncellemeler nedeniyle iş cihazlarının kullanılamadığını iddia ettiler. Kaçırılan randevulara ek olarak çalışanların %37’si, güncellemeleri yükledikten sonra PC veya dizüstü bilgisayarları yeniden başlatıldığında kaydedilmemiş çalışmalarının veya verilerinin bir kısmını kaybettiğini söyledi.

Sonuç olarak, bazı çalışanlar bunu cihazın kapalı kalma süresini ertelemek için bir fırsat olarak görüyor. Katılımcıların %27’si işte kasıtlı olarak zaman kaybetmek için güncelleme yüklediklerini itiraf ediyor. Bununla birlikte çalışanlar çoğunlukla işlerinin kesintiye uğramasından hoşlanmıyor. Bu nedenle %65’i üretkenliklerini sürdürmek için çalışma saatleri dışında güncelleme yapılmasını istiyor.

Kaspersky BT Hizmeti ve Varlık Grubu Yöneticisi Egor Kharchenko, sonuçları şöyle yorumluyor: “Genellikle güncellemeler çalışma saatleri içinde sessiz modda indirilir ve işletmeyi etkilemez. Ancak bunları sisteme uygulamak için yeniden başlatma gerekir. Elbette bazı iş konuları ertelenemez. Bu nedenle genellikle bir kullanıcı belirli bir zaman dilimi içinde bilgisayarını yeniden başlatabilir. Ancak bazı insanlar bu tür bildirimleri kaçırıyor veya bunu yapmak istemiyor. Bu nedenle gerekli yeniden başlatma önemli bir aramadan hemen önce veya uzun bir e-posta yazarken en elverişsiz zamanda gerçekleşebiliyor.”

Güncellemeleri çalışanlar ve BT yöneticileri için uygun hale getirmek için Kaspersky, BT departmanlarının aşağıdakileri öneriyor:

  1. Güncellemeleri, cihazların açık olduğu ve gerekli güncellemeleri indirebildiği, ancak çalışanların etkinliği genellikle daha düşük olduğunda, iş gününün sonuna yakın zamanlarda planlayın.
  2. Mümkünse, LAN üzerinden uyandırma özelliğini kullanın. Bu teknoloji iş istasyonlarının ağ üzerinden açılmasına izin verir. Böylece güncellemeler çalışma saatleri dışında uygulanabilir.
  3. Kullanıcıları test grubu dahil olmak üzere birkaç gruba ayırın. Bunları sırayla güncelleyin. Böylece bir şeyler ters giderse BT departmanı herkese zamanında yardımcı olabilir.
  4. Personeli çoğu ofis üretkenlik yazılımlarında bulunan Otomatik Kaydetme işlevi hakkında bilgilendirin. 

İGA havaalanında Covid testi yapıyor sonucu cebe gönderiyor

Yolcusuna sağladığı hizmetlerle ön plana çıkan İstanbul Havalimanı, yurt dışından gelen ve yurtdışına giden yolculara daha hızlı sonuç bildirmek için çalışmalarını sürdürüyor. Yolculardan alınan numuneler terminaldeki laboratuvarlarda incelenerek, sonuçlar talebe göre alternatif olarak en kısa sürede cep telefonundaki mesajlaşma uygulamalarından da yolcuya bildiriliyor.

Benzersiz mimarisi, güçlü alt yapısı, üstün teknolojisi ve sunduğu üst düzey yolculuk deneyimi ile açıldığı ilk yılda küresel bir aktarma merkezi olan İstanbul Havalimanı, yolcularına sağladığı hizmetlerle de ön plana çıkmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yaz aylarında İstanbul Havalimanı Test Merkezi’ni hizmete açan İGA, PCR, Antikor ve Antijen test sonuçlarını dakikalar içerisinde yolcuya bildiriyor. 

Toplam 5 bin metrekarelik alanda 7/24 hizmet veren ve günlük 20 bin test yapabilme kapasitesine sahip İstanbul Havalimanı Test Merkezi, yolcuların boğaz ve burnundan alınan sürüntüleri, havalimanında bulunan laboratuvarda dakikalar içerisinde işleyerek PCR test sonucunu 1,5 saat, Antikor sonucunu 45 dakika, Antijen sonucunu ise 20 dakika içerisinde talebe göre cep telefonu üzerinden de gerek kalmadan yolcuya bildiriyor. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı ücret tarifesi doğrultusunda Yurt dışından gelen ve yurt dışına giden yolculara uygulanacak PCR, Antikor ve Antijen test sonuçları Türkçe ve İngilizce olarak paylaşılıyor. 

Yolcularına ayrıcalıklı hizmet sunan İGA, kişiye özel havalimanı deneyimi iddiasıyla İGA PASS üyeleri için PCR test rezervasyonu da sunuyor. İGA PASS yolcu programına ait rezervasyon adresi üzerinden (reservation@igapass.com) işlem yapan yolcular, sıra beklemeden hızlı bir şekilde test olabiliyor ve sonuçlarını kısa bir sürede öğrenebiliyor

Yayım tarihi
BÜLTEN, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Kırsala hızlı internet uydudan gidebilir

Serbest Telekomünikasyon İşletmecileri Derneği (TELKODER), geçtiğimiz günlerde Almanya’nın kırsal bölgelere uydudan genişbant internet sağlanması için duyurduğu destek programının ülkemiz için de faydalı bir model olabileceğine dikkat çekiyor. Genişbant uydu internetin Türkiye’nin dijitalleşme seviyesine önemli bir katkı sunacağını ve altyapı oluşturma gerektirmediğinden tüm sürecin daha hızlı ilerleyebileceğini vurgulayan TELKODER; öğrenciler, girişimciler, KOBİ’ler ve çiftçiler için bu projenin önemli olduğuna dikkat çekiyor. 

Geçtiğimiz günlerde SpaceX’in kurucusu Elon Musk’ın Almanya ziyareti sonrası Almanya Federal Ulaştırma ve Dijital Altyapı Bakanı Andreas Scheuer, kırsal kesimin SpaceX Starlink Genişbant hizmetine erişmesi için 500 €’luk bir destek programı oluşturmayı planladıklarını açıkladı. Avrupa Komisyonu’nun, AB’deki konumları ne olursa olsun tüm vatandaşlar için genişbant bağlantısını en üst düzeye çıkarma hedefini de destekleyen bu adımla Almanya, 10 Mbps’nin (saniyede 10 megabit) altında yavaş internet hızına sahip kırsal haneleri 500 €’luk bir kuponla sübvanse ederek ülke çapında yaklaşık 200 bin haneye genişbant internet sunmayı hedefliyor. Hızlı ve bürokratik olmayan bu yolla ülkenin dijitalleşme seviyesinin katlanarak artması bekleniyor. 

“Ülkemizin geleceği için uydu internetin sağlayacağı faydalar bir an önce fark edilmeli” 

TELKODER Yönetim Kurulu Başkanı Halil Nadir Teberci: “Ülkemizin dijitalleşebilmesi, dijital ekonomiden payını alabilmesi için tüm vatandaşlarımızın uygun maliyetli ve yüksek hızlı internete erişimini sağlamamız gerekiyor. Bugün, eğitimden finansa kadar hayatımızda kritik bir öneme sahip internete hala ulaşamayan bölgelerimiz bulunuyor. Pandemiyle birlikte özellikle kırsal kesimlerde internet erişiminin olmadığı ve bu durumun gerek ülkemiz içinde gerekse ülkemiz dışında önemli bir dijital uçurum yarattığını gördük. Ülkemizde fiber altyapı yatırımları maliyetler, çeşitli engellemeler ve sorunlar nedeniyle yeteri kadar ilerleyemiyor. Bu açığımızı daha hızlı ve altyapı gerektirmeyen uydudan sağlanan genişbant internet hizmetiyle giderebiliriz. Ülkemizin geleceği için uydu internetin sağlayacağı faydalar bir an önce fark edilmeli ve geç kalınmadan adımlar atılmalı. Çiftçilerimizin, kırsal kesimlerdeki öğrencilerimizin, kırsal kesimde kalarak yeni girişim modelleri hayata geçirmek isteyen gençlerimizin internete ulaşımını sağlamamız, Almanya’da ve Avrupa ülkelerinde olduğu gibi uydu internet alabilmeleri için destek paketleri sunmamız gerekiyor.” diyor.

TELKODER önerilerini şöyle sıralıyor;

  • 11 Haziran 2016 tarih ve 29739 sayılı Resmî Gazete’de yayınlanan Elektronik Haberleşme Sektörü Yetkilendirme Yönetmeliği’nde yapılan değişiklik ile uydu üzerinden elektronik haberleşme hizmeti sunan işletmecilere, Haziran 2018’e kadar “kullanıcılarına ait trafiği Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde kurulmuş uydu yer istasyonları üzerinden geçirme yükümlülüğü” getirilmiştir. Yönetmelik değişikliği ile varılmak istenen amaca ulaşılabilmesi ve internet trafiğinin tüm düzenleme gerekliliklerinin yerine getirilerek internet erişiminin Türkiye’den sağlanabilmesi için farklı çözüm yöntemleri oluşturulabilmektedir. Dolayısıyla, düzenleme ile varılmak istenen amaca başka teknik imkânlar ile ulaşılması mümkündür. Bu nedenle, ülkemizde uydu haberleşme hizmetlerinin gelişmesinde karşımıza en büyük engellerden bir tanesi olarak çıkan uydu yer istasyonu kurma yükümlülüğü kaldırılmalıdır. 
  • Uydu genişbant internet hizmeti, haberleşme uyduları aracılığıyla yapılan yüksek hızlı bir internet bağlantısı sağlıyor. İnternet bağlantısı olmayan veya altyapısı çok zayıf olan bölgelerde yaşayanlar için genellikle tek çözüm olarak karşımıza çıkyor. Avrupa’da birçok GEO, MEO ya da LEO’da hizmet veren uydu şirketleri en ücra bölgelere dahi internet hizmetinin ulaştırılmasını sağlayan çeşitli hizmetler sunuyor. Günümüzde uydu genişbant internet hizmeti ile kırsal bölgelere kalıcı ve hızlı bir şekilde internet hizmeti verilebilecek. Almanya örneğinde olduğu gibi ülkemizde de Türksat kapasitesi kullanımı zorunlu olmadan, uydudan genişbant hizmeti alacak abonelere ihtiyaç duyulan desteğinin verilmesi ya da evrensel hizmet fonunun bu destek için kullanılması büyük önem taşımaktadır. Bu projelerin, ancak istenilen her işletmeciden alınabilecek şekilde planlanmasıyla ülkemiz için çok daha ucuz ve hızlı şekilde neticeleneceği unutulmamalıdır.

Cepten film çekmek mümkün mü sorusuna net cevap geldi

Xiaomi’nin global filmlerinin ve videolarının prodüksiyonunu gerçekleştiren Xiaomi Studios, Gizem Kuru yönetmenliğinde Mi 11 ile Türkiye’de çekilen ilk filmi ‘Journey’i yayınladı.

Tamamı profesyonel ayarlarla çekilen filmde yeni Mi 11’in 4K görüntü kalitesinde 24, 30 ve 60 kare çekim özelliklerinden faydalanıldı. Ayrıca hızlandırma ve yavaşlatma teknikleri ile de filmde bazı sahnelerde derinlik etkisi yaratıldı.

Filmin yönetmeni Gizem Kuru film ve Xiaomi Mi 11 ile ilgili şu ifadeleri kullandı: “Cep telefonlarının bugünün anılarını yaratmakta ve onları geleceğe taşımakta ne kadar önemli olduğunu biliyoruz. Onlar, hayatlarımızın içindeki en özel anlara tanıklık eden hatta onları bizim için inşa eden ürünler. “Journey” filminde de bu içgörü ile hareketle, anılarımıza olan yolcuğu işlemek istedim. Xiaomi Mi 11, bana hem gündüz hem de gece içinde yarattığımız anıların ifade edilmesi için harika bir fırsat sundu. Telefonun video özellikleri profesyonel bir film çekmeye yetecek kadar iyi. Üç farklı lensin varlığı ve 4K video kaydında farklı FPS özelliklerinde kayıt alınabilmesi, Pro ayarlarda ışık dengesinin kolayca ayarlanabilmesi bu film çekimlerinde bize kaliteli sonuçlar verdi. Xiaomi Studios’un böylesine önemli bir projesinde yönetmen olarak yer almaktan dolayı çok mutluyum.”

İstanbul’da çekimleri 3 gün süren kısa film projesinde, genç bir kızın her gün batımında hissettiği duygular ve geceleri neden gündüzlerden daha çok sevdiği metaforik bir şekilde değerlendiriliyor. Film, ana karakterin Kadıköy’den Karaköy’e giden bir feribotta gün batımını izleyip düşüncelere daldığını göstererek başlıyor. Ardından geçmiş anılarını flashback ‘lerle hatırlaması ve seslendirmeyle günbatımının kendisinde uyandırdığı hislerin nedenleriyle anlatılıyor.  

Dünyanın en “iddaa”lı bilgi toplumu stratejisi

Türkiye’nin bilgi toplumu stratejisi hazırlanmıştı. İçinde ülkeyi çok ileri götüreceği söylenen plan ve programlar mevcuttu. 2015 yılının Mart ayında 3 yıllık plan devreye kondu. Planın nasıl olacağı da http://www.bilgitoplumu.gov.tr/2015/2015-2018-bilgi-toplumu-stratejisi-ve-eylem-plani-yayimlandi-2/ adresinde yayımlandı.

Ülkemizin temel sorunlarından biri olan “Acaba ne plan yapılmıştı, ne söylenmişti” konularında kimse geriye dönüp bakmazken biz baktık. Sayfa hala yerinde duruyordu. Sayfanın altında ” 2015-2018 Bilgi Toplumu Stratejisi ve Eylem Planına ulaşmak için tıklayınız. ” ibaresi bulunuyordu.

Tıkladık.

Link bizi http://www.bilgitoplumustratejisi.org/tr sayfasına yönlendirdi.

Sayfada İddaa tahminlerinin nasıl yapılacağı yazıyordu. Bir başkasının blogu haline dönüşmüştü.

Bir gov.tr sitesi Türkiye’nin bilgi toplumu stratejileri olarak İddaa kuponu nasıl doldurulur sitesine yönlendiriyordu ki bu, bakış açısı olarak bir çoğunuza garip gelmeyebilir.

Eskiden dünyayla yarışabilmek için iddialı planlar yapardık, şimdi bilgi toplumu da dahil her şeyi sallıyoruz ve iddaa’lı şeyler yapıyoruz.

Emeği geçen herkese sevgi ve saygılarımla…

Yayım tarihi
ANKARA, MANŞET olarak sınıflandırılmış

İş Bankası dış ticarete zincirlerle bağlandı

Türkiye İş Bankası, blockchain teknolojisini kullanarak dış ticarete aracılık eden ve dış ticarette ödeme garantisi veren ilk Türk bankası oldu. Şişecam, Kuraray Europe GMBH, İş Bankası ve Commerzbank’ın taraf olduğu işlem, 10 Mayıs 2021’de Marco Polo platformu üzerinden gerçekleştirildi. Geçtiğimiz yılın Mayıs ve Kasım aylarında pilot ortamda yapılan iki işlem ile blockchain teknolojisini test eden İş Bankası’nın gerçekleştirdiği bu son işlem, Türkiye’de blockchain teknolojisi kullanılarak gerçekleştirilen ilk canlı dış ticaret işlemi olma özelliği taşıyor. Almanya ve Türkiye arasındaki bu İşlem, aynı zamanda uluslararası “Marco Polo” platformunun ödeme garantisi modülünde yapılan ilk işlem oldu.

İşlem kapsamında, Şişecam tarafından Almanya’da faaliyet gösteren Kuraray GMBH’dan yapılması planlanan ithalata ilişkin sipariş, Marco Polo platformu üzerinde bir akıllı sözleşme olarak oluşturuldu. Akıllı sözleşmenin taraflarca onaylanması ile İş Bankası, vadede ödeme yapma taahhüdü vererek işleme finansal garanti sağladı ve ithalat süreci geleneksel yönteme göre çok daha kısa süre içinde başlamış oldu.

Konuya ilişkin açıklama yapan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Şahismail Şimşek, blockchain teknolojisi ve akıllı sözleşmelerin, geleneksel iş modellerindeki operasyonel iş yükünü ortadan kaldırdığını, taraflara şeffaflık, hız ve güven sağlayan bir alternatif sunduğunu vurguladı. Uluslararası ticarette evrak gönderme ve kontrol süreçlerinin daha da zorlaştığı pandemide dış ticaret işlemlerinin hızlanması, şeffaflaşması ve dijitalleşmesi ihtiyacının daha da önem kazandığına dikkat çeken Şimşek, şöyle konuştu: “2020 yılında gerçekleştirdiğimiz iki pilot işlemden sonra şimdi de canlı ortamda blockchain teknolojisi ile dış ticaret işlemini başarıyla tamamladık. Artık fiziksel evraklara dayalı ödeme şekillerinin önemi azalıyor; verilerin eşleşmesine ve elektronik ticarete dayalı bankacılık hizmetlerine duyulan ihtiyaç artıyor. Biz de her alanda müşterilerimize inovatif ve katma değerli çözümler sunma anlayışımız çerçevesinde, blockchain teknolojisini dijitalleşme çalışmalarımızda özel olarak konumlandırıyoruz. Böylelikle, hızla değişen uluslararası ticaret ortamında müşterilerimizi geleneksel çözümlere ek olarak yeni finansal ürünlerle tanıştırmak üzere çözümler üretiyoruz.”

Şişecam Mali İşler Başkanı Görkem Elverici ise Marco Polo’nun blockchain bazlı finansman platformunda ilk canlı dış ticaret işlemini gerçekleştirmenin heyecanını yaşadıklarını ifade ederek şunları söyledi: “En yeni ve etkin dijital çözümleri şirketimizin yurtiçi ve yurtdışındaki tüm faaliyetlerinde kullanarak, gerek müşterilerimiz gerekse de tedarikçilerimiz ile beraber tüm ekosistemin gelişiminin sağlanması için etkin rol oynamaya devam edeceğiz.”

Marco Polo’nun Türkiye Sorumlusu Cyril Broutin,  Şişecam, Kuraray, İş Bankası ve Commerzbank’ın yer aldığı işlemin, Dağıtık Defter Teknolojisi (DLT), merkeziyetsiz bir ticaret platformu ve tam otomatik veri alışverişi kullanılarak gerçekleştirilen dış ticaret finansmanı işlemlerinin artık hayatın bir gerçeği olduğunu kanıtladığı vurgulayarak, “İş Bankası’nın iş ortağımız olmasından ve Şişecam’ın Marco Polo ağındaki ilk Türk firması olmasından büyük memnuniyet duyuyoruz. İş Bankası, Şişecam ve diğer Türk firmaları ile dijital faaliyetlerimizi daha da genişletmeyi arzu ediyoruz” dedi.

İş Bankası, 27 Mayıs 2020’de blockchain teknolojisiyle ilk pilot dış ticaret finansman işlemini gerçekleştirmiş ve bu teknolojiyi kullanarak ödeme garantisi veren ilk Türk bankası olmuştu. Banka, Kasım 2020’de de ikinci pilot işlemini yine Marco Polo platformu üzerinden Sanko Holding, Süper Film, Brückner Group, Commerzbank ile yapmıştı. 

Yayım tarihi
BÜLTEN, MANŞET olarak sınıflandırılmış

Vodafone evden çalışmayı beğendi, kalıcı hale getirdi

Türkiye’nin dijitalleşmesine liderlik etme vizyonuyla faaliyet gösteren Vodafone, Mart 2020’den bu yana uygulamakta olduğu uzaktan çalışma düzenini aşı ve normalleşme takvimine bağlı olarak Eylül 2021 itibarıyla hibrit çalışmaya dönüştürecek. Eylül 2020’de Müşteri Hizmetleri ekibini tamamen evden çalışmaya geçirerek  Türkiye’nin her yerinde istihdam olanakları yaratmanın önünü açan Vodafone, geriye kalan tüm çalışanları için pandemi sonrasında hibrit çalışmayı kalıcı hale getirmeye hazırlanıyor. Vodafone, çalışanlarına hem uzaktan hem de ofis alanlarında çalışmanın avantajlarını deneyimleme imkânı sunacak. Vodafone’un uygulayacağı hibrit çalışma modelinde, toplam çalışma zamanının ortalama %40’ı ofisten, %60’ı ise uzaktan olacak şekilde düzenlenecek.  

Yeni dönemde, Vodafone’un Maslak, Teknokent ve bölge ofisleri, çalışanların işbirliği, inovasyon, sosyalleşme amacıyla bir araya gelecekleri buluşma noktaları olacak. Vodafone çalışanları ayrıca, ilerleyen dönemde İstanbul’un çeşitli lokasyonlarında bulunacak paylaşımlı ofisleri de kullanabilecek. Paylaşımlı ofisler sayesinde, çalışanlara belli günlerde İstanbul’un diledikleri bir yerinde ya da evlerine en yakın noktada bulunan paylaşımlı ofiste çalışma imkânı sunulacak.

“Çalışan deneyimini ve esnekliği merkeze alıyoruz”

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Bayram, şunları söyledi:

“Pandemi ‘Ofiste olmak başarı göstergesidir, çalışanların verimliliğini görerek sağlayabilirim’ anlayışını ortadan kaldırdı. Yeni dönemde, zamandan ve mekândan bağımsız, çıktı ve iş odaklı çalışma yaygınlaşacak. Vodafone’da Mart 2020’den bu yana tüm merkez ofis çalışanlarımız uzaktan çalışmaya devam ediyor. Eylül 2020’de Müşteri Hizmetleri ekibimizin tamamının pandemi sonrası dönemde kalıcı olarak uzaktan çalışacağını duyurmuştuk. Şimdi de merkez ofis çalışanlarımız için benzer bir adım atarak, pandemi sonrası dönemde kalıcı olarak hibrit çalışma modeline geçiş kararı aldık. Aşı ve normalleşme takvimine bağlı olarak önümüzdeki Eylül ayında hibrit modele geçmeyi planlıyoruz. Bununla birlikte, önceliğimiz çalışanlarımızın ve ailelerinin sağlığı ve güvenliği olmaya devam edecek. Çalışan deneyimini ve esnekliği merkezine alan, uzaktan çalışmanın verimliliği ile ofislerde çalışmanın sinerjisini harmanlayan bir model uygulayacağız. Bu modelle, uzaktan çalışmanın getirdiği özgürlük ve verimliliği, ofislerde olmanın getirdiği ortak çalışma kültürü ve sosyal ortam ile entegre edeceğiz. Çalışanlarımıza hem uzaktan çalışma, hem de inovasyon, ortak akıl üretme, ekiplerarası sosyal etkileşim için ofislerimizi kullanma imkânı sunacağız. Çalışanlarımız, zamanlarının ne kadarını uzaktan, ne kadarını ofislerde geçireceklerini kendi işlerinin gereklilikleri ve kişisel tercihlerine bağlı olarak belirlemekte özgür olacak.”

“Ofisler sosyalleşme alanı olacak”

Hibrit modelle ofis kavramının da tamamen değiştiğini belirten Bülent Bayram, şöyle devam etti:

“Ofislerimiz, standart mesai saatleri içinde bulunduğumuz alanlar olmaktan çıkacak. Ofislerimizi birbirimizle sosyalleşebileceğimiz, farklı ekiplerle işbirlikleri yapıp yeni fikirler üretebileceğimiz, kolektif çalışmalarımız ve kritik paydaşlarımızla yapacağımız görüşmeler için kullanacağımız birer ‘merkez’ olarak konumlayacağız. Organizasyonumuzu ve çalışanlarımızı hibrit çalışma modeline hazırlamak amacıyla dijital yemek kartı, ergonomi destek paketi, uzaktan çalışma kiti gibi yeni yan haklar ve destek paketleri tanımladık. Ayrıca, yeni dijital platformları hayatımıza katarak uzaktan çalışma düzenindeki toplantı, işbirliği, sosyalleşme ve inovasyon deneyimlerimizi iyileştirdik. Vodafone Türkiye olarak, çalışan deneyimini merkeze koyduğumuz uygulamalara devam edeceğiz.”

Evlerde ergonomik çalışma ortamı 

Vodafone, hibrit çalışma modelini desteklemek üzere, ergonomiden toplantı düzenine kadar çeşitli alanlarda bazı yeni uygulamaları da hayata geçirdi. Pandeminin başında ofisteki sandalye, monitör, aydınlatma gibi ergonomi ekipmanlarını dileyen çalışanlarının evlerine yollayan Vodafone, bir sonraki aşamada evlerde doğru çalışma ortamını sağlamak için tüm çalışanlarına 2 bin TL değerinde Ergonomi Hediye Çeki hediye etti. Vodafone ayrıca, Mimari Destek programını hayata geçirerek çalışanlarının evlerinde ergonomik ortamı sağlamalarına destek verecek şekilde danışmanlık sağladı; tüm çalışanlarının evlerine çalışma deneyimlerini destekleyecek ürünleri içeren Uzaktan Çalışma Kiti gönderdi ve dijital toplantılardaki deneyimi iyileştirmek üzere kulaklık dağıttı.

Rezervasyon için mobil uygulama

Vodafone, hibrit çalışma modelindeki deneyimi desteklemek üzere, çalışanların ofislere gelişlerini kolayca planlamalarını sağlayacak bir mobil uygulama hayata geçirdi. OneApp adı verilen bu uygulamaya Vodafone ofislerinde masa, toplantı odası ve otopark kullanımını planlamayı sağlayacak bir rezervasyon sistemi de entegre edildi. Bu sistemde, çalışanlar, 1 hafta önceden rezervasyona açılan masaları kendileri veya ekip arkadaşları için yarım veya tam gün olarak rezerve edebiliyor. Proje grupları oluşturarak, birlikte çalıştığı kişilerin veya ekibin rezervasyonlarını uygulama üzerinden takip edebiliyor. Sosyalleşme alanları ve anlık kullanım için ayrılmış müsait masalar için rezervasyon gerekmiyor. Bir sonraki aşamada, çalışanların, servis, restoran, park alanı ve kuaför kullanımlarını da rezervasyon sistemi üzerinden planlamaları hedefleniyor.

Beceri gelişimine odaklı programlar

Vodafone, işe alımdan işe başlangıç deneyimine (onboarding), mesleki eğitimlerden liderlik gelişimine kadar tüm süreçleri dijitalleştirerek çalışan deneyimini iyileştirdi. Ayrıca, beceri gelişimini odağına alarak, çalışanlarına yeni alanlarda beceri kazandırmak ve geleceğin mesleklerinde kariyerlerine devam etme imkânı sunmak için UpSkill ve ReSkill programları hayata geçirdi.

Yeni toplantı düzeni 

Vodafone’da iş ve özel hayat dengesini desteklemek üzere toplantı düzeninde de değişiklikler yapıldı. Buna göre, her çarşamba 13:00-17:00 arasında iş toplantısı yapılmayacak ve çalışanların kişisel gelişim, inovasyon ve ekip ruhuna odaklanmaları teşvik edilecek. Ayrıca, toplantı süreleri maksimum 45 dakika olarak belirlenerek toplantı aralarında minimum 15 dakika ara verilmesi sağlanacak. 

Dijital yemek kartı uygulaması

Çalışanlarının esnek bir şekilde diledikleri restoranda kullanabilecekleri dijital yemek kartı uygulamasına geçen Vodafone, hibrit çalışma modeliyle uyumlu olacak şekilde çalışanları için spor, psikoloji, beslenme ve sağlık alanlarına da yatırımlar yaptı.