Vodafone Beşiktaş ile ilk anlaştığını duyurduğunda açıkçası sektörde kimse olayın bu kadar geniş boyutlu olacağını ve her iki taraf için de kazanç sağlayacak yönünün bu kadar büyüyeceğini düşünmemişti. Ben de dahil.

145 milyon dolara 15 yıllık stadyum ve 5 yıllık ana sponsorluk anlaşması teklifi herkesi şaşırttı ancak herkes hep bir şüpheyle yaklaştı olaya. Nasıl yaklaşmasın daha önceki örnekler çok da parlak değildi: Türk Telekom Galatasaray’ın yeni stadına ismini verdiği zaman kulüp acaba isminde Türk Telekom geçmesin mi dedi, şirket onları mahkemeye vermekle tehdit etti… Bu gibi olaylar iki taraf için de iyi bir iletişim olmadı.

Yine Türk Telekom, Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş için zamanın Aveası ile sanal mobil operatörlüğe göz kırpan bir anlaşma yaptığında bundan kulüplerin şahane paralar kazanacağı söylendi. Hatta Aziz Yıldırım buna çok inanarak bayağı işin bayrağını eline alıp taraftarlarını ikna turlarına çıktı. Ama o da olmadı. İş bir noktada tıkandı kaldı. Ne bu sistemde kaç abone olduğu söylendi yüksek sesle ne de bu işten hangi kulübün ne kadar kazandığı…

Vodafone sıfırdan, deyim yerindeyse temelden girdi Beşiktaş iletişimine. Adım adım stadın takipçisi ve tanıtıcısı oldu. Hep pozitif iletişim yaptı ve asla rakiplere ya da rakip takım taraftarlarına çakan bir olaya girmediler. Açıkça söylemek gerekirse biraz da allah yüzlerine baktı diyebiliriz zira gezi olayları arkasından Beşiktaş’a ve taraftar grubuna karşı oluşan pozitif dalga vardı. Beşiktaş’ın o dönemlerde iyi oynayıp şampiyon olamaması bu dalgayı kuvvetlendirdi. Sonrasında iyi oyun şampiyonluğa dönüünce otomatik olarak Vodafone’un da toplam konuşulması yükselip pozitif algısına katkı yapılmış oldu.

Vodafone şu anda belki de şirket iletişiminin dahi iki tık üstünde bir iletişim yürütüyor Beşiktaş ile. Arkadaşını Getir kampanyası organize ettiler mesela. Bu sene Nisan – Haziran döneminde o kadar çok insan arkadaşını getirmiş ki buradan kulübe 1,2 milyon liralık ek gelir sağlandı. Bu ek gelirin toplamı 2,5 sene içinde 5 milyon TL’yi bulmuş. Bunu sıklık ve tutarlılıkla dile getirmek, hem taraftar hem de Beşiktaş kulübü için önemli bir motivasyon kaynağı oldu diye düşünüyorum.

Belki o zamandan bu zamana söylenen ancak sonuca ulaşmayan tek olay, akıllı stadyum altyapısı. Daha stadın ilk maketinin gösterildiği andan itibaren akıllı stadyum ne olacak nasıl olacak gibi sorular sorduk birbiri ardına. Ne yazık ki bunun cevabı halen kendini gösterebilmiş değil.

Şu anda Vodafone kullananlar aylık 3 ya da 5 TL’lik ek paket eçerek bunun parasının tamamının kulüplerine gitmesini sağlayabiliyorlar. Bu mükemmel bir destek şekli. Vodafone daha önce de şimdi de bu paranın tamamının kulübe aktarıldığını söylüyor.

Beşiktaş’ın “arada bir” şampiyon olma günlerinden “acaba nereye kadar şampiyon olacak” zamanlarına gelmesi arasında çok büyük bir zaman farkı yok. Bunun içinde yönetim ve teknik direktörler ve futbolcuların çok büyük payı var. Ancak bu noktada Vodafone’un hakkını da teslim etmek lazım zira öyle ya da böyle Beşiktaş’ın yükselişi bu sponsorluk sonrasında başladı. Bunun bir rastlantı olduğunu söyleyen de sanırım çok büyük günaha girer.

Büyük şirketlerin kulüplere sponsor olmasını destekleyen biri değilim. Eğer böylesi şirketlerin ilgili departmanlarında çalışıyor olsam büyük bir ihtimalle yapmayın derdim. Çünkü siz herkese gitmekle yükümlü bir şirketsiniz. İnsan seçemezsiniz. Ama tek bir kulübe sponsor olunca bayağı seçim yapmış oluyorsunuz. Ötekiler gerekirse gelmesin bu taraftakiler bana yeter diyorsunuz.

Ancak Vodafone’un durumu, kazandığı abone sayısı ve büyüme rakamları ortada. Belli ki bu pozitif iletişimle kendilerini iyi idare ettiler. Burada “bize niye bunu vermiyor yeaaah” diyen kötücül kulüp yöneticilerinin olmamasının da payını yadsımamak lazım.

Dikkatle takip edip gördüğüm gelişmeleri size aktaracağım.