Ulaştırma bakanı televizyona çıkarak milli elektronik postadan bahsetti. Bu konuyu ilerleyen zamanlarda detaylı olarak inceleyeceğiz. Ben işin “neden milli e-posta gerekti” tarafındayım. Yani biz neden ülkece gmail ve türevi bir elektronik posta servisine karşı bir hizmet başlatıyoruz?

Ulaştırma Bakanı Ahmet Arslan bunun sebebini çok net bir biçimde açıklıyor: “Türk kullanıcıların verilerinin tüm dünyayı dolaşmasını, elden ele gezmesini istemiyoruz…”

Yaklaşım çok doğru. Kesinlikle bir ülke kullanıcısının verisi ne kadar az gezerse o kadar güvende olur. Pratikte pek böyle olmasa da teoride doğru yani.

Peki bizim datamız neden ülkeden ülkeye dolaşıyor hiç merak ettiniz mi? Ben size söyleyeyim çünkü biz cehennemde birbirini ateşe çeken Türkler gibiyiz.

Örneğin bir servis sağlayıcıdan diğerine gidiş, bir servis sağlayıcıdan Hollanda’ya gidip gelmekten daha yavaş. Açıklayıcı bir örnek mi istiyorsunuz: Diyelim ki İstanbul’da Kadıköy’den Beşiktaş’a gideceksiniz. Vapur iskelesi sizden öyle bir para istiyor, öylesine işinizi yavaşlatıyor ki siz Sabiha Gökçen havaalanına gidip oradan uçağa binip Hollanda’ya gidip oradan bir başka uçakla Yeşilköy havaalanına gelip taksiyle Beşiktaş’a varınca hem daha az para vermiş oluyorsunuz hem de zaman kazanmış oluyorsunuz. Örnek çok mu uçuk geldi? Maalesef gündeik hayatta yaşadığımız sorunların başında bunlar geliyor.

Siz uçakla Hollanda’ya gidip gelirken bavulunuza filan bakarlar diyor Ulaştırma Bakanı özetle. Ancak bizi uçağa bindiren faktörleri ortadan kaldırmadıkça bu olacak. Daha hızlı internet için fibere ihtiyacımız olacak bizim. Ülkenin altyapısının hızlanması için şirket tekelinden çıkıp devlet kontrollü bir yapı kurma gerekecek. Ülkede veri merkezleri açmak ve işletmek özendirilecek.

Ama en önemlisi, bu ülkede veri taşıyan servis sağlayıcılar hapisle cezalandırılma korkusuyla iş yapmaktan kurtulacak. Bu ülkeye bu yüzden gelmeyen kaç şirket olduğunu devlet yetkilileri, biz o şirketlerle konuşan insanlardan daha iyi biliyordur.

Aynı vapur örneğinden yola çıkacak olursak… Bizi taşıyan vapurlar vardı ya hani… Devlet onun kaptanlarından vapura binen inen insanların hepsinin adresini ve telefonunu, vapura bindiğinde çantasında olanların listesini istiyor ve bunları bir yıl boyunca sakla diyor. Her istendiğinde vapuru durdurup arama yapılmasını istiyor. İstenmeyen adamların vapurdan atılmasını istiyor. Bir de kaptandan vapur içine binenlerin istedikleri limanlara değil de devletin istediği limanlara doğru götürmesini istiyor. Siz Beşiktaş diye biniyorsunuz vapura Kadıköy’den, İstinye’de iniyorsunuz mesela…

Bunlar hallolsa milli e-postaya gerek bile kalmaz… Ha yapılsın mı? Kesinlikle yapılsın. Ama bu söylediklerimiz de gözden kaçmasın…