GSMA_-_LogoTürkiye’de yanlış hedeflerin peşinde koşup duruyoruz. Size bu yazıyı dünya GSM kongresine geldiğim İspanya’dan yazıyorum. Havaalanı işçileri her GSMA kongresinde olduğu gibi yine grev yaparak işi yavaşlatıyorlar. Şehirde kalacak doğru dürüst yer yok. Fiyatlar zıplamış durumda. Ülkede internet yerlerde sürünüyor. Mobil internet zaten göçük, 500 kb gören kollarını havaya açarak şükür dualarına başlıyor. Kiralık arabaya yaptırdığınız rezervasyonlardan bambaşka otomobiller çıkıyor.

Bunun yanında şehrin nüfusu almış başını gitmiş. Her köşede bir Uzakdoğulu, bir Finli, bir Avrasyalı. Fuarın başlamasına iki gün kala herkes burada kendi arasında fuarları başlatmış zaten. Gümrükler yurt dışından getirilen fuar malzemelerini tıkır tıkır fuar alanına yönlendiriyor. Ekonomi almış başını gitmiş. Kanallarda Pazartesi fuar başlayınca yayın yapmaya başlayacak GSMA’e özel bir televizyonun reklamları dönüp duruyor.

Biz kimiz? Biz Avrupa’nın rekor üstüne rekor kıran GSM firmalarına sahip, global pazarların gözünü diktiği Türkiyeyiz. Buradaki herkese işini öğretecek konumdayız. Hemen her alanda buradaki insanlardan daha iyi yaptığımız şeyler var. Ama sonuç?

Sonuçta GSMA boarduna Süreyya Ciliv’in ardından sokabildiğimiz en Türk şahsiyet Hakam Kanafani. Vodafone ve TeliaSonera gibi şirketlerin buradaki temsiliyetleri çok yüksek. ama Türkiye’nin esamesi okunmuyor. Biz sonuçta buraya yüzbinlerce Euro vererek gelen ve buradakilere para kazandıran, buraya gelen insanlara gösterebileceğimiz şeyleri satma umudu taşıyan bir ülkeyiz. Buradan hemen her sene birkaç ödülle çıkıyoruz ama bunları dünya pazarında satışa çıkarabiliyor muyuz? Yok be!..

Peki bu ülkede yapılan GSMA kongresini kendi ülkemize getirebilir miyiz? Olmayacak şey değil. Gerçekten istenirse kesinlikle olmayacak şey değil. Sonuçta bu konfre Uzakdoğu sınırları içinde de yapılıyor. Neden bir tane de Türkiye’de yapılmasın? Bundan yıllar önce Fransa’dan beceremediği için İspanya’ya alınan kongre neden Türkiye’ye gelmesin? Bu kadar etkimiz varken? Bu kadar önemli şirket Türkiye’de iş yaparken ve Türkiye’yi severken?

Şehirse şehir, altyapıysa altyapı, bilgi birikimiyse bilgi birikimi…

Şöyle düşünün: Bizim dünya pazarına açılacak yüzlerce firmamız, orada sadece stand parası vererek yabancılarla buluşsa, inanın bana ülke 2023 hedeflerini 2010lu yıllardan yakalar. Ama bunu istemek lazım. Hatta istetmek lazım. Avrupa, ekonomisi zaten yerlerde sürünen İspanya’dan bunu alıp Türkiye gibi bir ülkeye verir mi bilinmez. Ama sanki Pazartesi günü İspanya’ya gelecek olan bakan Binali Yıldırım bunu isterse en azından bu işin yatırımı başlar.

İnanın 2020 olimpiyatlarından çok daha büyük bir yatırım… Ve uzun vadede gelecek insanlardan çok edineceğimiz bilgi birikimi ve yaratacağımız hizmet satışıyla artık içinde güreş bile olmayan 2020 olimpiyatlarından daha fazla kazanç elde ederiz.

Şirketlerimiz? Bakanım?

Söz sizde.