“Sivil Toplum” mu “Çıkar Lobisi” mi?

TÜSİAD ve Türkiye Bilişim Vakfı (TBV) tarafından, Vodafone Türkiye ana sponsorluğunda düzenlenen “14. eTürkiye (eTR) Ödülleri” Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Biri TÜSİAD başkanı, biri TBV başkanı iki bilişimci, meclis çatısı altında ödül dağıtıyor ve konuşmalar yapıyor. İkisi de bilişimi çok yukarıda bir yerde temsil ediyor ve bildiğim ve her ikisiyle de konuştuğum kadarıyla Türkiye’deki bilişim sorunlarının tamamına haizler. Ama bilişim konusunda konuşmaya, hele hele mecliste konuşmaya gelince bir anda sakinliyorlar.

Sizlere onların basın bülteni kanalıyla gelen konuşmalarından örnekler sunmak istiyorum.

TÜSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Erol Bilecik:

Dijitalleşme sadece iş dünyasının değil kamunun da dönüşümünde çok önemli bir itici güçtür. Dijitalleşen ekonomi içerisinde dijital devletin varlığı büyük önem taşıyor.Toplumsal ve iş yaşamında dijitalleşmenin gelişmesiyle, bireylerin ve iş dünyasının dijital devlet yönünde beklentilerini yükseltmesi de kaçınılmazdır. Bu beklentiyi karşılamanın, kamu yönetimi anlayışının ve performansının gelişiminde önemli bir aşama olacağına inanıyoruz. Dijital teknolojiler, hedeflenen “daha açık, daha katılımcı ve daha yenilikçi bir kamu yönetimi” yolunda en önemli kolaylaştırıcı konumundadır.Bu noktada, kamuda e-dönüşüme liderlik edenlerin rolü öne çıkıyor. e-Devlet’i, sadece verimlilik için değil, daha şeffaf ve hesap verebilir, daha yenilikçi, daha katılımcı ve kapsayıcı; neticede güvenilir bir devlet için temel unsur olarak görüyoruz. Bu anlayışı içselleştirmiş e-dönüşüm liderleri ve tüm kamuya bu anlayışın sirayet etmesiyle bunu başarabiliriz. Birçok sektörü yatay kesen bilgi teknolojileri ve dijitalleşmenin çeşitli yönlerinin, çeşitli bakanlıkların sorumluluk alanına girdiği hepimizin malumudur. Bu anlamda, kamuda koordinasyonu en etkili şekilde yapacak ve özel sektör ve STK katılımcılığını sağlayacak bir kurul veya yapının geliştirilmesini önemli görüyoruz. Bu yönde TÜSİAD olarak her türlü çalışma ve desteği memnuniyetle sunmak isteriz. eTürkiye Ödüllerine aldığımız her başvuru, geliştirilen her yeni projenin, bilgi toplumuna dönüşüm yolunda bizi ileri taşıdığını vurgulamak istiyorum. Bu nedenle finale kalsın-kalmasın, ödüle başvuran tüm kamu kurumu ve belediye temsilcilerini içtenlikle tebrik ediyorum.

TBV Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Eczacıbaşı:

Bu ödülleri, kamu kurum ve kuruluşlarımızın da benimsediğini görüyoruz. Her yıl başvurular, projeler artıyor. Bu yıl 51 proje başvurdu. 14 yılda başvuran proje sayısı 500’e dayandı. 13 yılda 75 proje ödül aldı. Bugün ise 24 proje finale kalmış durumda. eTR, bütün kamu kurum ve kuruluşlarımızın, elbette kazanmayı düşünerek, ama kaybetse de emeği kaybolmayacak bir inovasyon cimnastiği. 14 yıl önce yola çıkarken, Türkiye’nin e-dönüşümünden söz ediyorduk. e-dönüşüm, kamu kurum ve kuruluşlarının hizmetlerini dijital ortamda vatandaşa sunmasıydı. O yıllarda e-dönüşüm dediğimiz süreç, şimdi herkes tarafından dijitalleşme olarak tanınıyor. Sanayide dijital dönüşümü Sanayi 4.0 ifade ediyor. Aynı kavram, devletin dijital dönüşümü için de geçerli. Çünkü bugün artık, dijitalleşme kavramı, hele Sanayi 4.0 ile birlikte artık devletimizin her katında benimsendi. Dünyada dijitalleşmenin hızı ve ivmesi sürekli artıyor. Teknolojiye dair bildiğimiz her şey aynı hızla eskiyor. Yerini, yeni kavramlar, yeni paradigmalar alıyor. Ülkemiz, bu hızlı gelişime ayak uydurmak, hızla uyum sağlamak, koşusunu daha hızlandırmak zorunda. eTR Ödüllerimiz, en azından kamu kurum ve kuruluşlarımızı bu hıza teşvik amacını güdüyor. Sanayi devrimini, bilişim ve teknoloji devrimiyle birlikte düşünmek… Ülkemizin ekonomik büyümesi ve sosyal kalkınması için bu cümle, kilit önemde. Türkiye Bilişim Vakfı ve TÜSİAD olarak, işte bu süreci en başından beri teşvik ettiğimiz için haklı bir gururu paylaşıyoruz.

Şimdi gelelim başlıktaki konuya: Sivil Toplum Kuruluşu, STK dediğimiz şey, tamamen halkın ve kamunun yararını güderek kendi için hiçbir şey istemeyen, belirli grupların değil genelin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen yapılardır. Çıkar Grupları ise belli bir zümrenin ya da yapının çıkarları için lobi yapan, fikirleri değiştirmeyi hedefleyen, yararlılık çerçevesi çok belli yapılardır.

Bu arada şunu da altını kalın bir biçimde çizerek söyleyeyim: Çıkar Grubu yönetmek ayıp bir şey değildir. Lobicilik utanılacak bir iş değil bir meslektir. STK gibi gönüllülük esasına dayanmadığı için STK ile uğraşmak bana göre çok daha hayırlıdır ama çıkar grubu da çok kötü bir şey değildir. Ama bir gemi batıyor olsa ve elimde bir tane can yeleği kalmış olsa onu çıkar grubu yöneticisine değil STK çaycısına verirdim. Bu benim şahsi tercihim.

Şimdi mecliste iki büyük yapının başındaki insanlar olarak ödül verirken, ülkenin temel sorunları olan bağlanamama, internete erişememe, keyfi site yasaklama, genel yavaşlık, girişimcileri Türkiye’de tutamama, ÖTV gibi anlamsız vergilerin varlığı,yurt dışından gelen teknolojik cihazlara konulan anlamsız vergi, bilişim öğretmenlerinin çektikleri, bir türlü zorunlu hale getirilemeyen bilişim dersleri ve daha bir sürü şey… Bunlardan bahsetmeyeceksiniz ve sivil toplum kuruluşu olduğunuzu iddia edeceksiniz…

Türkiye’nin e-dönüşümünü dijitalleşmeyi sağlayacak ürün ve hizmet alımına indirgeyeceksiniz…

Türkiye’de her geçen gün üstüne bir kürek daha toprak atılan bilişim basınını görmezden geleceksiniz.

Çıkar Grubu başında olmak hiç ayıp bir şey değil. Bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirsiniz, illa STK demeye gerek yok.

Yorum yapmak için giriş yapmalısınız Giriş