Yeni nesil; umutlarımızı yeşerten, yarınları sırtlayacak, akıllı, bilgili ve meraklı… Teknoloji delisi ve kullanıcısı… Sorgulayan, kendinden öncekileri geçmek için inançlı… DEĞİL…

Bence değil yani. Aradan tane tane aldığım ve çok beğendiğim genç bireyler olmakla beraber, daha az okuyan, gördüğüne inanan, 140 karakterlik düşünce haznesine sahip ama bundan utanıp sıkılmayan… Eleştiri aldığında hemen yumruklarını sıkarak karşısındakini aşağılamaya çalışan… Tecrübe edinmeye çalışmadığı için tecrübe edinmiş olanı hor ve hakir gören. Ama en önemlisi bilgili olana karşı nefret besleyen… Böyle bir nesil görüyorum. Önyargılı veya yanlış anlamış olabilirim. Ama şimdilik böyle düşünüyorum.

Belediyeler… Yerel yönetimler. Desantralizasyon uzmanları. Halkın kendi kendini yönetmesi için son fırsatı. Her şeyi devletten beklememe araçları. Halkın verdiği oyun karşılığını çok hızlı ve etkin geri alabilmesini sağlayan kurumlar.

Belediyeler neden sosyal medyaya girerler? Halkla etkileşime girebilmek için. Çünkü halkın her zaman belediye masası arayacak durumu yoktur. Halkın kendi yönettiği belediye ile konuşup bilgi alıp vermesinin en kolay yolu budur aslında.

Belediyeler bazen bazı şeylerin amacını unutup esas yapmaları gereken şeylerin dışına çıkarlar. Mesela sosyal medyayı daha iyi bir etkileşim ortamı olarak kullanmak dururken yıldız olma tuzağına düşerler. Konuyu komiklik ve şirinlik kapsamında kullanmaya başlarlar.

Mesela Türkiye’nin en başarılı belediyelerinden biri olan, başkanı benim de oylarımla seçilmiş Kadıköy Belediyesi bunlardan biridir. Komik olmasıyla ünlenmiş, işi çözüp çözmediği hiçbir zaman ölçümlenmeyen bir yapıya sahiptir.

Benim birkaç kez işimin düştüğü bu belediyeye sorduğum sorular hep cevapsız ve havada kaldı. Mesela bir gece, sabaha karşı dörtte yol çalışması yapan işçilerin neden sessiz olmadığını sorduğumda karşıma çıkan yetkili “ne var biz de o saatte ayaktaydık” diye cevap verebilme cüretini gösterdi. Ya da kurban bayramları öncesinde 15 gün boyunca atmosfere yayılan kesif koç boku kokusundan kurtulmak için ne yapmam gerektiği konusunda bana yardımcı olmadı. Mesela yollara tecavüz eden dönüşüm kamyonları için şikayetimi almadı bile. Ya da akşam saatinde çalışan inşaatlarla ilgili şikayetlerimi…

Onlar için hayat hep bir komiklik.

Bayram için bir mesa atmış. Artık bütün sokaklar bizim şimdi Bodrum Belediyesi düşünsün diye. Kurum seviyesindeki, kurumsal zekaya sahip olması gereken insanların lafın nereye gideceğini tahmin ediyor olması lazım. “Artık sokaklar bizim” cümlesindeki biz kim? Tatile gidemeyenler mi? Gerçek Kadıköylüler mi? Yalan Kadıköylüler mi? Ne komik ne de kurumsal.

Normal şartlarda bu yazının burada bitmesi lazım. Ama bu saçmalığı Kadıköy belediyesine yine sosyal medya üstünde yazdıktan sonra cevap veren yükselen nesil için de bir şeyler söylemek gerekiyor. Kuruluşunu bildiğim ekşi sözlük dilinde “duyar kasma” diyor birisi. Diğeri sana ne lan pis duyarcı diyor.

Şimdiye kadar çok trol tarafından saldırıya uğradım ama benim belediyemin (bilerek ya da bilmeyerek) üstüme saldığı kitle tarafından duyarlı olmakla, hassasiyet göstermekle suçlandığım hiç olmamıştı. Çok şaşırttı beni. Kimliği gizleyen takma isimlerin arkasına sığınıp çirkin olmaları değil, terbiyesiz konuşmaları da değil… Duyarlı olmakla suçlamaları çok acayip geldi bana. İsminin yanında muhtemelen doğum tarihi olarak 1996 yazan biri. Benim ilk internet gazetesi hizmetini başlattığım, karımla internette tanıştığım yıl olan 1996…

Yeni dünya bu, dedi bana birkaç arkadaşım, yeni nesil bu…

Kolay gelsin ben size kasmayayım. Siz yeterince şeysiniz zaten.