MENU

Google lobi faaliyeti harcamalarını yüzde 54 artırdı

Dünyanın filtreleme örnekleri devletimize “iyi örnek” olmalı

23/07/2011 Comments (0) Views: 79 ANKARA, KISA KISA, MANŞET, Sansür

İnternet Kurulu 22 Ağustos için önerilerini açıkladı

22 Şubat tarihinde Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu’nun 2011/DK-10/91 sayılı Kurul Kararı çıktı, Türkiye’de internet konusunda çok büyük bir tartışma başladı. Basına 22 Ağustos’ta başlayacak filtreleme olarak yansıyan bu kararlar konusunda TKNLJ olarak birçok farklı bakış açısı getirmeye ve hepimizin kafasında farklı bir bakış açısı oluşturmaya çalıştık.

BTK’nın buna yaklaşımları her zaman çok sıcak olmadı. Ama ardından Binali Yıldırım’ın konuyla ilgili devreye girmesiyle uzlaşmacı bir tutum izleyen İnternet Kurulu (İK) konuya dahil oldu ve 20 Temmuz tarihinde bir öneriler paketi hazırladı. BTK bu paketin içeriğini kabul eder ya da etmez. En azından akil adamların verdiği fikirler resmi kanallardan BTK’ya resmi bir yazı olarak verildi.

Bu öneriler nasıl vücut bulmuş hep birlikte inceleyelim.

Birinci öneri olarak maddelerin içinde birbiriyle çelişen noktaların kaldırılması öneriliyor. İnternet Kurulu bu konuda bir hukuk çalışma grubu da oluşturmuş. BTK bu açmazları kabul etmese de kesinlikle böyle bir sorun var ve bu yadsınamaz.

İkinci maddede İK, standart profil kelimelerinin metinden çıkarılmasını ve bunun yerine mevcut durum denmesini öneriyor. Bunun yanında halkımıza standart ya da mevcut tarifeye kayıt yaptırmalarının gerekmeyeceğinin söylenmesi öneriliyor. Aslında bu noktada biz kelime seçimine takılmıyoruz. Sorun şu ki mevcut durum ya da standart profil, kendi içinde zaten sansür barındırıyor. BTK rakamları açıklasın ya da açıklamasın şu anda 60 bine yakın site cinsel içerik yüzünden çocukları koruma adına sansürlü. Çocuklar bu siteye girebilir diye 40 yaşındaki insanlardan cinsel içeriği kaçırmaya çalışmak en basit tarifiyle ilkelliktir.

Üçüncü maddede, BTK’nın gündeme getirmeye çalıştığı ve İK’nın deyimiyle “internetin küresel doğasına aykırı olan” yurtiçi profilin tamamen kaldırılması öneriliyor. Yurt dışından sitelere eriştirmeme yanlışından umarız bu şekilde dönülür.

Dördüncü maddede çocuklara ayrı ailelere ayrı güvenlik paketi konması gereksizliğinin de kaldırılması öneriliyor. Böylece bir güvenli bir de mevcut paket olarak gidilmesi söz konusu olacak. Öyle ya ne biçim bir bakış açısı çocuklar için çok güvenli, mutaassıp aileler için orta güvenli ötekiler için normal internet?

Beşinci madde, her ne kadar üstünde çok çalışılmış gibi gözükse de tamamen karşı çıktığımız bir madde:

“Güvenli İnternet Paketi” içindeki aile ve çocuk profillerinin beyaz ve kara listelerinin belirlenmesi önemlidir. Bu konudaki kriterlerin belirlenmesi ve kamuoyuna bildirilmesi gerekmektedir. Çocuk profilinde yalnızca beyaz listeye erişim olmalıdır. Aile profilinde ise beyaz listeye erişim ve kara liste dışındaki sitelere erişim olmalıdır. Bu içeriklere ait liste kriterlerinin ise İnternet Kurulunun içerisinde oluşturulacak bir çalışma gurubuyla belirlenmesini öneriyoruz. Bu çalışma gurubu Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü başkanlığında oluşturulacaktır. Çalışma grubunun üyelerinin dört üyesinin üniversitelerin psikoloji, psikiyatri, pedagoji ve sosyoloji uzmanlarından, iki üyesinin aile ve sosyal araştırmalar genel müdürlüğü uzmanlarından, iki üyesinin süreci takip etmeleri amacıyla Bilgi Teknolojileri ve iletişim Kurumundan, iki üyesinin de internet Kurulu Sivil Toplum kuruluşlarından oluşmasını öneriyoruz.

Neden karşı çıkıyoruz? Çünkü çocuğum beyaz listeyle internete girmemeli. Bir başkası onun gireceği adresleri belirlememeli. Nereye giremeyeceğini belirlemek tamam ama nereye girmesi gerektiğini çocuğa dikte ettirmek yanlış. Diyelim ki ben bir çocuk sitesi açtım. Kendimi gidip genel müdürlüklere beğendirmek zorunda mı kalacağım. Hayır efendim maalesef bu madde internetin doğasına aykırı. Bir süre sonra ülkemizde konjonktür değişirse çocuklarımızın namaz hocası ve kuran kursundan başka siteye girmesinin mümkün olmayacağı bir dünya önümüze gelirse ne yapacağız? Öyle olmaz.

Altıncı madde hepimizin ortak korkusu olan kimin güvenli interneti kullandığı, kimin kullanmadığını ortaya koyacak raporlamaya karşı yazılmış. Ama yine de açıkça belirtilmediği için kadük bir madde olabilir bu.

BTK’ya getirilen önerilerin yanında İK, Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile Sosyal Araştırmaları Genel Müdürlüğü’ne de birkaç küçük öneri getirmiş. Milli Eğitim Bakanlığı’na internet ve bilgi toplumuyla ilgili özel dersler konulması öneriliyor. BU fikir tüm metin içinde bulunan en akil öneri. Umarız MEB bunu bir başkası söylüyor diye göz ardı etmez. Bu arada televizyon tanıtım filmleri de öneriliyor ki bence sigara konusunda yapılan filmlerin onda biri kadar internet kullanımıyla ilgili “doğru içerikli” filmler gösterilse gerçekten ülkemiz başka bir seviyeye gelirdi.

Özünde bu metin iyi bir başlangıç olarak tanımlanabilir. Anayasa referandumu söylemiyle “yetmez ama evet”. Sadece beşinci madde için çok önemli bir şerhi tarihe not olarak düşelim.

BTK bu önerileri dikkate almaz ve bildiği yoldan devam ederse ki edeceğini zannetmiyoruz çünkü bu metinleri hazırlayan kişiler Ankara’da etkin olarak çalışan ve o faunayı iyi tanıyan insanlar. Ben bunu noktası değiştirilmeden kabul görecek bir yazı olarak görüyorum.

Üstüne ek öneriler getirmek istiyorum ki bu metinde benim getireceğim öneriler kendine yer bulamazdı ama bunlar evrensel gerçekler:
BTK daha şeffaf olmalı
Sivil Toplum Kuruluşları ve akil insanlarla daha yakın ilişkiler içine girmeli ve Kaf Dağı’ndan aşağı inmese de zaman zaman bakmaya çalışmalı
İnternetten insanları soğutmamalı. Demeçlerine ve iletişimine bu anlamda çok dikkat etmeli. Başkan nezdinde “ben bile internetten çok korkuyorum” gibi söylemler kimseye fayda sağlamaz.
Bu konularda kendine öneriler getirenlerin onların kötülüğünü değil, aksine onların da dahil olduğu tüm Türkiye’nin internet geleceğine uygun şeyler söylemek için cümle kurduğuna ikna olmalı.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.