MENU

Bana e-mail atmak için para öde

Nomofobik şehir insanı

05/06/2015 Comments (0) Views: 212 ANKARA, İNTERNET, MANŞET, Sansür, SOSYAL MEDYA

İnternet çılgınlığı artıyor!

internetYandaş gazeteleri anlamakta zorluk çekiyorum. Bunlardan birinin birinci sayfasına taşıdığı bir haber: İnternet çılgınlığı artıyor, yapılan araştırmaya göre günde 4 saatten fazla internet kullanır hale gelmişiz.

O kadar acayip bir şey ki bu… Sanırsınız internet çirkinliklerin merkezi, orada olmak insanları daha kötü hale getiriyor. Yahu internet bu, siz ne kadar kötüyseniz o kadar kötü bilgiler alabiliyorsunuz oradan. Siz kendinizi ne kadar geliştirmek istiyorsanız o kadar doğru bilgiler edinebiliyorsunuz…

Bugün interneti kötülemek, insanları internete girdiği için eleştirmek bizim yapmamız değil kaçınmamız gereken bir şey. Bunu sadece yandaş medyaya değil Yeşilay gibi gençleri aşırı bağımlılıklarından kurtarmakla yükümlü kurumlara da anlatmak lazım: İnternette olmak kötü bir şey değil. Siz girdiğinizde kötü şeyler görüyor olmanız herkesin orada kötü şeyler yapacağı anlamına gelmiyor. İnsanlar internette paylaşıyor, birbirlerine bilgi aktarıyor, öğreniyor ve zaman zaman da öğretiyor. Daha ucuza ürün ve hizmet alıyor, şirketini daha geniş kitlelere açıyor, global dünyaya bir tıkla ulaşıyor. Ama biz bunu internet çılgınlığı ve bağımlılık olarak tanımlıyoruz.

Belki internete daha az girmemizi sağlayarak insanların ortak bir şuur geliştirmesini engellemek istiyorlar. Belki orada örgütlenen kullanıcıların seçim sandıklarına sahip çıkmak için topluca sandık müşahidi olmak için harekete geçmesini istemiyorlar. Belki sandıklarda yaşanacak kötü olayların o hızla herkes tarafından bilinir hale gelmesini istemiyorlar. Belki de çok basit bir biçimde insanların kendilerine tepki göstermesini engellemek istiyorlar.

Öyle ya da böyle internetin kullanılmasını engellemeye çalışmakla 10 Mayıs 1933 yılında Berlin meydanlarında kitap yakan Nazi iktidarının ne farkı var? Çıkış noktaları çok mu farklı? Birisi Alman olmayan her şeyi yakın sloganıyla Karl Marx, Thomas Mann, hatta Marcel Proust’un kitaplarını ateşe atıyordu. Bizimkiler aman çok bağımlılık yapıyor diye internete girmemizi yasaklıyor ve siteler kapatıyor…

İnterneti kapatarak, kullanımı kısıtlayarak daha iyi bir kullanım ve daha mutlu çocuklar yaratamazsınız. Onlara doğru kullanımı göstermeniz, bilgiye ulaşma yollarını anlatmanız, bilgi yaratmayı öğretmeniz gerekiyor.

Tabi bunun için de sizin internete girmeniz gerekiyor. Önce siz…

Tags: ,

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: