İçeriği bedavaya getirmenin şahane yolları

İçerik güzel, içerik şahane. Hatta kral. Bugün bildiğimiz anlamda sanal dünya para kazanma yollarının başında öyle ya da böyle içerik geliyor.

Ancak içerik üretmeyenler bilmez, içerik üretmesi pahalı bir iştir. Okursunuz, neler olup bittiğine bakarsınız. Bunun dünyadaki yansımalarına bakar, doğru değerlendirmeleri yapabilmek için tekrar okursunuz. Sonra olayları yakından görmek için ömrünüzü gününüzü verip çoğu zaman haketmeyen insanlara sorular sorar, biliyormuş gibi görünen insanların söylediği çoğu zaman yanlış şeyleri doğru hale getirip sunarsınız. Sonra biraz daha okur bundan sonra gelecek şeyleri tahmin etmeye çalışırsınız. Kendini ifade edemeyen bir kitle, ürün ya da hizmeti kendini ifade edebilir hale getirirsiniz.

Bütün bunları yaptıktan sonra dünyanızda bir aydınlanma olur. Okuduğunuz ya da gördüğünüz şeylerin, hatta aklınıza gelen fikirlerin kimin üzerinde nasıl etki yapacağını hissedebilmeye başlarsınız. Ki içerikçinin gerçek sihri de buradadır zaten, yazdıklarında değil.

Bir de şu var: Bazen sabah kalktığınızda süt ya da su içersiniz. Sabahın ilk saatlerinde aldığınız ilk sıvı yeterince ılıtılmamışsa bu midede gaz oluşumuna neden olur. Eğer yeterince içerik işiyle uğraşmamışsanız bu gazı içerik fikri sanarsınız ve bundan çok da mutlu olursunuz…

Bu yüzden pahalı olan bu içerik işinden ucuz yollarla para kazanmanın en iyi yolu, içerikçiler platform sunmaktır. Bir madeni parayı bir milyon kez yere atarsanız bir seferinde mutlaka yere dik biçimde düşecektir. Ve bir platforma milyonlarca yazı toplarsanız işi bu olmayan insanların bir kısmı bunlardan birkaçını mutlaka güzel yazacaktır.

Şirketler buna yönelik çalışmalarını yıllardır yürütüyor. Bu hafta Storia isimli bir firma bu konda bir bülten gönderdi. Bülten şirketi şöyle tanıtıyor:

Kullanıcılar tarafından oluşturulan içeriklerin yön verdiği yeni akım multimedya platformu STORIA, Amerika, Rusya, Brezilya ile eşzamanlı olarak Türkiye’de de faaliyetlerine başladı. Global büyüme odaklı Storia, çeşitliliğe odaklanarak, farklı görüşlerin ve yeni bakış açılarının güvenli bir ortamda özgürce ifade edilmesine olanak sağlamayı hedefliyor. 

Storia girişimcisi Röstem Hairedin şunları söylüyor: 

Günümüzde sosyal medyada arkadaş bazlı kurulmuş platformlarda, aynı doğrultudaki görüşler sürekli birbirini tekrar ediyor. Bu da zamanla farklı görüşlere karşı bilinçsiz toplum yaratıyor. Karşıt görüşlere karşı duyarsızlaşma, günümüzün en önemli problemlerinden. Storia’nın amacı ise bu probleme bir çözüm getirmek. Birbirinden farklı görüşlerin, fikirlerin ve hikayelerin güvenli bir  atmosfer içinde dile getirilmesini sağlamak. Kullanıcıları kutuplaşmalarından arındırıp, oluşmuş önyargılarını kırmak istiyoruz. Amacımız insanları eğlendirmek, bilgilendirmek ve düşüncelerini özgürce paylaşmaya yüreklendirmek.

İçeriklere www.storia.me internet sitesinden ya da iPhone/Android uygulamalarını indirerek ulaşabilmek mümkün.

Storia rakamları karşımıza şu sonuçları çıkarıyor:

  • Mayıs 2017 itibariyle, Storia’da aylık 3 milyon tekil ziyaretçi 10 milyondan fazla sayfayı ziyaret ediyor.
  • 2017 sonunda, Türkiye’de ziyaretçi sayısını 15 milyona çıkarmayı hedefliyor.
  • Storia’da her ay yazarlar ve ziyaretçiler tarafından 1,000’den fazla içerik paylaşıyor.
  • Platformda trafiğin yüzde 85’i mobil kullanıcılardan geliyor.
  • Topluluğun yaş dağılımına bakıldığında 18-34 yaş aralığındaki kullanıcılar yüzde 80 oranıyla öne çıkıyor.

Bendeki sorular şu:

  1. İçerik hazırlayanların bundan karı ne?
  2. İçerik hazırlayanlar, Türkiye’den gelmesi muhtemel aylık 15 milyon kişiye doğru içerik verirken bundan ne kazanacak? “Ben acayip okundum” övgüsünü mü?
  3. Bu girişim, esas işi içerik üretmek olan insanlara karşı borcunu ödemek için bir şey yapacak mı?
  4. Bu etkinlik neden birincil ayakta Rusya, Brezilya ve Türkiye gibi ülkelerden hareket ediyor? Bunun mantığını hiç düşündünüz mü? Bu üç ülkenin ortak noktası nedir acaba? Neden aralarında Fransa, İngiltere ve Almanya yok? Bu ülkedekiler içerik üretmeyi mi bilmiyor, yoksa başka bir şey mi var?