İnternet Medyası Derneği Başkanı Hadi Özışık internet basınının sorunlarını anlatmış. Onun bu yazısını analiz edelim sonra görüşlerimizi ve diğer tarafın bakış açısını paylaşmaya çalışalım.

Hadi ‘abimiz’ konuya oldukça tek taraflı bakmış. Çünkü o çok fazla işin içinde üstelik para kazanmak zorunda olduğu bir internet sitesi yönetiyor. Ben yorumlarımı paylaşıyorum…

HÖ: İnternet medyası her gün sayısız sitenin yayınıyla gittikçe büyüyor ve sorunlar aynı oranda çoğalıyor…

TKNLJ: Sorunlar internet sitelerinin artmasıyla çoğalmıyor. Sorunlar Erdoğan hükümetinin ilk günlerinden beri vardı, ama bu alan kimsenin umurunda olmadığı için kimsenin sesi çıkmıyordu. Konvansiyonel basının tek renkli hale dönüşüp birkaç marjinalize edilmiş gazete dışında ses çıkaranın kalmamasının ardından tek farklı söylem içinde olan internet siteleri kaldı. Çünkü internet sitesi ucuza kuruluyordu ve diyet ödemek zorunda değildi internet sitesi sahipleri. Bir süre sonra çok göze batmaya başladılar ve doğal olarak bu da sorun olarak algılanmaya başlandı.

HÖ: Avrupa ile kıyaslanamayacak kadar gerideyiz

TKNLJ: Bu cümle röportaj boyunca söylenmiş en doğru sözlerden biri. Ama hangi alanda geriyiz onu Hadi abi belirtmemiş, ben birkaç fikrimi belirtmek isterim: Biz gazetecilik ve televizyonculuk ve radyoculuk ve kısacası iletişim konusunda Avrupa’dan geriyiz. Mesela onlarca kişiyi çalıştırdığını dile getiren haber sitelerinden AA, CHA gibi ajansların haberlerini çıkarırsak geriye ne kalıyor? Diğer gazetelerden “alınmış” haberler mi? O zaman keşke hiç internet gazeteciliği yapıyoruz demesek…

HÖ: İnternet gazetecileri gazeteci sayılmıyor basın kartı alamıyor

TKNLJ: İnsanlara hangi şartlarla basın kartı veriliyor? Minimum gazeteci olgunluğu aranıyor. 3 sene basın kadrosuyla bir yerde çalışmış olma şartı aranıyor. O süre zarfında gazeteci pişiyor. Sokaktan geçen herkese gazeteci payesi vereceksek orada bir yanlışlık var demektir. Ben gazetecilik yapmaya başladığımda kendimi gazeteci gibi hissediyordum ama üçüncü senenin sonunda basın kartı alırken bambaşka biri olmuştum. Bugünkü kafamla üçüncü senenin de sarı basın kartı için erken olabileceğini düşünüyorum. Hadi abi basın kartını başbakanın yanına girecek insanlar için istiyorsa daha kolayı var: Başbakanı ikna etsin onun yanına sarı basın kartsız da adamlar girsin.

HÖ: Twitter ve Facebook internet yayıncılığına alternatif olamaz. Bize rakip olsalar link paylaşımına izin vermez, bize okuyucu göndermezlerdi. Gerek Twitter, gerekse Facebook reklam yönünden bizi fena etkiliyor.

TKNLJ: Gazetedeki kontekstini tam verememiş bir alıntı olabilir bu. Ama şunu söylememiz lazım: Sosyal medya haberin ilk ateşini vermesi ile özellikle 5N1K unsurlarını umursamayan, kendini bunun için strese sokmayan internet yayınlarını bozar. Kurumlar haberleri AA haber servisinin noktasına virgülüne dokunmadan yayımlayan sözde internet haber sitelerinden almak yerine sosyal medyada olayın kahramanlarından bizzat alabilirler. Bu anlamda sosyal medya siteleri Türk internet basınını umursamaz bile. Ama Türk basını umursamak zorunda…

HÖ: Milat bana göre, internet gazetecilerinin de Başbakanla birlikte seyahat etmeleri ve yerinde haber ve yorum yapmalarıdır.

TKNLJ: Milata bakış açımız o kadar farklı ki… Milat o gazetecilerin başbakanla seyahat etmesi değil farklı bir şeyler söyleyebilme yaranmaya çalışmaması olabilirdi. Kaldı ki Hadi abimizin kaçırdığı önemli bir nokta var: Başbakanla seyahat etme şansı verilmez alınır. Siz öyle bir yayın olursunuz ki başbakan sizi yanına almak ve size bir şeyler söylemek zorunda kalır. Çünkü başbakan sizi değil aslında sizin yönelim kitleniz olan halkı çağırmaktadır. Siz gerçekten genel algıyı etkileyecek yorumlar yaptığınızda başbakan muhtemelen yanında siz olmadan lavaboya bile gitmeyecektir.

HÖ: CHP Lideri Kılıçdaroğlu, medyanın kendilerine olan ilgisizliğinden yakınıyor. Oysa Kemal Bey’in de elinin altında bir medyası var: chp.org.tr… Reklamlarını versin internet medyasına. İster videoda, ister yazılı… İstediği açıklamayı yapsın.

TKNLJ: İşte bu noktada tamamen ayrılıyoruz. CHP basının belli bir tarafa çok eğildiği için kendi haberlerini girmemesi veya taraflı görmesinden yakınıyor. Yaygın medyada neredeyse hiç çıkmıyor sesleri. Eğer Hadi abimizin bu noktadaki çözümü reklam versinler ise… Bu noktada asla bir araya gelemeyecek kadar uzağız birbirimizden. Haber olmak için reklam verilmez. Reklam, haberleriyle kendinden söz ettiren yayınların şan ve şerefinden, repütasyonundan faydalanmak için verilir. Umarım ben yanlış anlamışımdır Hadi abinin cümlesini…

HÖ:Bakın; AK Parti internet konusunda müthiş şeyler yapıyor. Ama internet medyasına uzaklar. Daha önce böyle değildi. Sayın Başbakan’ı küstürdük, ya da küstürdüler galiba. Özellikle haberlerin altındaki yorumlardan oldukça şikâyetçiydi. Bir keresinde bana söyledi, haklı.

TKNLJ: Basın başbakanı küstüremez. Küstürmemeli. Zaten başbakanın da basına küsmek haddi değil. Basın dördüncü güçtür. Yürütmenin başındaki kişi ki kendisi bundan sonra başbakan olarak anılacaktır, nasıl yasama, yürütme ve yargı organlarına küsemiyorsa, basına da küsemez. Basın hakkında kötü konuşabilir, yanlı konuşabilir, yanlış konuşabilir. Bunun için düzeltme hakkından yargıya kadar uzanan çözüm yolları vardır. Küsme bu yollardan biri değildir.

HÖ: Birçok sitede yorum denetimi yapılmıyor. Sonra da davalar geldiğinde ciyak ciyak bağırıyorlar. Başbakan Erdoğan kendisine küfür edilen sitelere reklam niye versin ki?

TKNLJ: Ben bu yoruma inanılmaz derecede gerildim. Başbakan reklam mı veriyor? Kendine küfür etmeyenlere mi reklam veriyor? Harbi mi? Şaka bu değil mi? Öğrenmenin yaşı yokmuş. Daha neler göreceğiz şu basın denen zorlu yolda…

HÖ: İpini koparan, “Ben internet gazetecisiyim” demeye başladı. Adam, “Bir laptopum var” diyor ve kafelerde gazetecilik yaptığını böbürlene böbürlene anlatıyor. Meslektaşlarımız İMD’ye bir umut kapısı olarak bakıyor. Herkes bir çare arıyor. Ne idüğü belli olmayanları dışladık, kurumsallaştık.

TKNLJ: İpini koparan internet gazetecisi olmasın. Ama sarı basın kartı da alabilsin. Peki bu internet gazeteciliğinin kriteri nedir? Kalabalık haber sitelerinde çalışmak mı? Daha önce gazetecilik yapmış olmak mı? AA’ya para verip onun haberlerini sitesine koymak mı? Şu anda dünyada hararetle tartışılan bu kavram konusunda nihai bir sonuç varsa okumak isterim.

HÖ: İnternet gazeteciliği, basın özgürlüğü açısından rahat. Dengeleri koruma konusunda gazetelerin hareket alanı dar. Bizdeyse böyle bir sorun yok.

TKNLJ: Benim bildiğim gazetecilik dengeleri korumaktan başka bir şey. Çok dengeli steril ortamlarda zaten gazeteciliğe çok gerek kalmaz. Özellikle herkesin tek tornadan çıkmış gibi yazdığı bir dünyada biraz aykırı sesler ister basın…