mrTeknoloji dünyamız BTK Başkan Vekili Ömer Fatih Sayan’ın demeçleriyle sarsıldı. Sayan daha önce çöp olduğu söylendiği için 26 Ağustos’a ertelenen 4G ihalesi için önemli açıklamalarda bulundu. Bunları TKNLJ formatında ve tabii ki yorumlu olarak sizlerle paylaşıyorum…

 

  • 4G olarak tabir edilen Uluslararası Mobil Telekomünikasyon Yetkilendirmesi İhalesinin 26 Ağustos’ta yapılacak. (Tabii ki cumhurbaşkanı yeni bir şey demezse, Netaş gibi kurumlar onun yanlışlarını onaylamazsa, hükümet kurulmuş olursa…)
  • Yapılacak ihalenin bir frekans tahsis ihalesi. (Evet kesinlikle öyle. Yani biz 4 ila 8 arasındaki G’lere değil, onu hayata geçirmek için yapılacak olan frekanslara bakmalıyız)
  • İhale sonrasında bu frekanslar kullanılarak tüketicilere 5G’de dahil yeni teknolojilerin sunulabilecek (Evet kesinlikle. Yani devletin 5G üstünden yeni paralar kazanmayı akıl etmesine kadar böyle olacağı kesin)
  • Vatandaşların dünyada gelişen en yeni teknolojilerden istifade edebilmelerini sağlamak maksadıyla işletmecilere IMT yetkilendirmesi kapsamında önceki şartnameden farklı olarak kurulacak yeni altyapılarda asgari “IMT-Advanced” teknolojisini kullanmaları şartı getirildi. (Bu noktayı iyice irdeleyelim: Yani başkan vekili diyor ki biz 4,5G ile hizmet vermelerini zorunlu tuttuk. Peki 3G’de böyle bir şey yapmışlar mıydı? Hayır. Operatörler bunun üstüne ne yaptı? 3,5G’den başladılar hizmet vermeye. Demek ki neymiş? Bu konuda zorunluluk getirmeye gerek yokmuş. Bu rekabet dünyasında kimse ben daha yavaşını vereyim diyemez ki zaten…)
  • İşletmecilerin gelişmekte olan teknolojileri ve özellikle 5G ve benzeri daha yeni teknolojileri Kurumdan herhangi bir izin alma gereği olmaksızın kullanmalarının ve şebeke planlamalarını daha esnek bir şekilde yapabilmelerinin sağlanmasını amaçlıyoruz. (Bugün kimse hatırlamaz ama aynı şeyi 3G için de öylemişlerdi. LTE zaten 3G’nin devamı gibi demişlerdi. Ama ne oldu? Yine 3 milyar euroluk ihale düzenleniyor)
  • Amacımız 5G’ye yönelik Ar-Ge’si Türkiye’de yapılmış patentlerin oluşması, standartizasyon çalışmalarına etkin katılım ve yerli haberleşme ekosisteminin oluşmasına katkı sağlamaktır. (Peki bunu 3G içinde yapınca ne oldu? Kaç patent aldık? 4G geliştirmeye katkımız ne oldu? Dünyaya bir tane 3G ürünü satabildik mi? O Ar-Ge personeli ne yaptı?)
  • İşletmecilere yetkilendirmenin ardından 8 yıl içinde Türkiye’nin nüfusunun yüzde 95’ini kapsama alanına alma zorunluluğu getiriliyor. Ayrıca yine 8 yıl içinde tüm il ve ilçelerin nüfusunun yüzde 90’ını kapsama zorunluluğu getiriliyor. (Bugünden 8 yıl ileri gidin ne yapıyor? 2023… 5G’nin ne zaman kullanıma geçeceği öngörülüyor? 2020…)
  • Otoyol ve yüksek hızlı tren hatlarına ilaveten bu tünellerden geçen ve konvansiyonel tren hatlarında yolculuk yapan vatandaşların da seyahatlerinde mobil genişbant hizmeti alabilme imkanına kavuşturulması hedefleniyor. (Peki bunlar zaten yapılmıyor mu? Yani işletmecilerin kapsama altına almadıkları 1 kilometreden uzun tünel mi var?)
  • Ülkemizde kurulu bulunan Ar-Ge merkezlerinin yanı sıra işletmecilerin Ar-Ge merkezlerinin de teşvik edilmesi sağlanmış ve mevcut Ar-Ge merkezlerinde istihdam edilmesi gereken asgari nitelikli Ar-Ge personeli sayısını yüzde 50 arttırıyoruz. (Peki mevcut personel sayısıyla neyin yapılması becerilemedi? Hangi geliştirme için personel sayısı yetersiz kaldı? Sorun personel sayısı mı ki şirketlere zorla daha çok adam çalıştırıp verimsiz olun diyorsunuz?)
  • KOBİ’lerin yerli ürün geliştirmelerinin ve kendi imkanlarıyla üretim yapmalarının teşvik edilmesi amacıyla işletmecilere yatırımlarının en az yüzde 10’unu Türkiye’de ürün veya sistem geliştirmek üzere kurulmuş olan KOBİ niteliğindeki tedarikçiler tarafından Türkiye’de üretilen ürünlerden sağlama yükümlülüğü getiriyoruz. (Şimdi siz cahiller bilmezsiniz Türkiye’de yaklaşık 30 yıldır KOBİ niteliğindeki küçük ve orta boy işletmeler 4 ve 5G araştırması yapıyor. Eğer bu ihale şartnamesinde açıkça belirtilmemiş olsaydı şirketler yine gidip gavurun malını alacaklardı. Hem zaten Fatih ihalesinde de bu şart konmuş ve ardından Türkiye tablet üretiminde dünyada sözü geçen 3 ülkeden biri haline gelmişti)
  • Yerli ürün kullanım oranları ilk şartnamede yüzde 3-8-15 olarak belirlenmişken yeni şartnamede ise birinci yıl için en az yüzde 30, ikinci yıl için en az yüzde 40 ve üçüncü yıl ile devam eden yıllarda en az yüzde 45 yerli ürün kullanma zorunluluğu getirildi. (Peki bu zorunluluktaki oranlar neye göre belirleniyor? Mesela ürün 1.000 dolar ve bunların 450 dolarlık kısmının Türk olmasını mı istiyorsunuz? Yoksa bu ürün 1.000 kilo bunun 450 kiloluk kısmı mı Türk olmalı? Yoksa bu ürünün hacimsel genişliğinin yüzde 45’inin Türk olmasını mı istiyorsunuz? Adam bir devre yapıyor ve bunu sadece kendisi yapabiliyor. Tüm dünya ondan alıyor. Zaten ürünün fiyatının yüzde 50’si bu. Haydi bir çip fabrikası açalım Türkiye’de de hepsini Türk yapalım. Var mısınız?)
  • Sayın Cumhurbaşkanımızın çizdiği vizyon bizim için önemlidir. Türkiye’nin haberleşme sektöründe kendi ürünlerini üretmesi büyük önem taşıyor. Türkiye’nin cep telefonu çöplüğü olmamasına özen göstermeliyiz. Bu konuda üzerimize düşeni yapıyoruz ve yapmaya devam edeceğiz. İhaleye katılacak operatörlerin de bu vizyona uygun hareket etmelerini arzu ediyoruz. (Bunun için Vestel gibi firmaların ağlamalarıyla yabancı telefonlara gelen vergileri şimdi baz istasyonlarına da uyarlayacağız anlamına geliyor bu. Sıygılır cımhırbışkınım)

Bu haber bütün online basın organlarına düz düz şöyle olmuş böyle demiş şeklinde yansıdı. Ben size gelmişi ve geçmişini hatırlatarak vereyim istedim…