Bu hafta Telia Sonera ile birlikte dünyanın en yüksek zirvelerinin bulunduğu Nepal’e gittik. Oradan dikkatli bakınca hem Kuzey Avrupa’yı hem Türkiye’yi hem de Avrasya bölgesini gördük. Başarı öyküleri gördük. Bazı hikayelerin aslında hiç de öyle korkulacak kadar olmadığını gördük. Bunların detaylarını birkaç yazı şeklinde paylaşacağım.
Telia Sonera bir Kuzey Avrupa şirketi. İsveç’in Telia isimli şirketiyle Finlandiya’nın Sonera şirketinin birleşmesinden oluşuyor. Dünya çapında 29 bin kişiye iş veriyor ve 600 bin hissedarı var. 460 milyonluk bir kitlenin içinde 150 milyon kişiye telekomünikasyon hizmeti veriyor. Bu coğrafyaların içinde çoluk çocuğu çıkardığınız zaman ortalaması ülke başına yüzde 30’un üstüne gelen bir şirket bahsedilmeyi hak ediyor.
100 yıllık telekomünikasyon tecrübeleri var. Mobil teknolojileri icat eden birkaç kurumdan biri. Şöyle düşünün ki dünyanın ilk mobil iletişim ağı 1956 yılında İsveç’te kurulmuş. 4G konusunu ticari kullanıma sunan ilk şirket.
Bizim onun ismini duymamız Turkcell’in ortağı olmasıyla başlıyorsa da aslında Kuzey Avrupa, Türkiye, İspanya ve Avrasya ülkelerinde çok daha iyi biliniyorlar.
Şu anda yüzde 51’in üstünde sahip oldukları şirketlere bakacak olursak: Azerbaycan’da Azercell, Gürcistan’da Geocell, Kazakistan’da Kcell, Tacikistan’da Tcell, Nepal’de Ncell ile birinci operatör konumundalar. Moldova’da Moldcell, Özbekistan’da Ucell, Rusya’da MegaFon ile ikinci operatör konumundalar. Türkiye pazarında Turkcell ile birinci olduklarını söylemeye gerek yok ama Ukrayna’da Life ve Belarus’ta Life ile üçüncü sıradalar.
Bunlar konunun ansiklopedik tarafları. Gelelim kitaplarda bulamayacağınız bölümlere… Bu şirket bir Kuzey Avrupa şirketi. Fazla mükemmeliyetçiler. Biraz asık suratlılar. Ama enteresan bir biçimde iki ortak arasında çok güzel bir denge kurulmuş durumda: İsveçliler biraz ketum ve Kuzey Avrupa kelimesinin her harfinin hakkını verecek kadar sertler. Finliler biraz daha bize benziyorlar. Biraz daha kısa yol bulabilen insanlar. Nispi olarak daha açıklar. Ama bu ikilinin birlikteliği çok hızlı iş yapma yeteneği çıkarıyor ortaya. Teknolojide iyiler hoşlar ama bence en önemli çıkışları en başından beri koydukları ve hiç dönmedikleri prensip sayesinde ilerliyorlar: Pahalı olmaktan korkmuyorlar, ama “en kaliteli” kavramını bulundukları pazarda kimseye kaptırmamaya çalışıyorlar. Kaliteli algısı, pahalı da olsa onları çoğunlukla birinci, ender olarak ikinci konumda tutmaya yetiyor. Şimdiye kadar hiçbir pazarda rakipleriyle fiyat polemiğine girmişlikleri yok.
Türkiye ve Türk insanı onlar için çok büyük önem taşıyor. Bu şekilde sormadım ve soramam ama sanırım Türkler onların o katılığını az da olsa eritiyor, onların sert köşeli dünyalarını yumuşatıyor ve kısa yol bulmalarına yardımcı oluyor.
Türklere verdiği önemin ne olduğunu anlamak için gelin biraz Türklerin nerede çalıştırıldığına bakalım…
Telia Sonera, başkan ve CEOsu Lars Nyberg’in altında üç kutu var: Biri Broadband, Biri Mobility diğeri de Avrasya… Avrasya kutucuğu, bütün şirketin vergi öncesi karlılığının yüzde 40’ını sırtında taşıyor. Bu kutunun başında Tero Kivisaari var, altında ise birçok Türk…
Kafkasya Bölgesi CEOsu Halim Ateş, Orta Asya Bölgesi CEOsu Veysel Aral en üst düzeydeki Türklerin başında geliyor. Bunun dışında şirketin bu bölümünün finansal işlerden sorumlu genel müdür yardımcısı, İnsan Kaynaklarından sorumlu genel müdür yardımcısı, kurumsal iletişimden sorumlu genel müdür yardımcısı hep Türk… Bunun yanında Avrasya bölgesinin 7 genel müdürünün 5’i Türk. Sadece Moldova ve Tacikistan gibi nevi şahsına münhasır özel bölgelerde Türkler yok.
Türkiye’de içinde bu kadar Türk genel müdür yardımcısı çalışmayan birçok şirket var.
Kuzey Avrupa’ya baktığımızda ve oradan buraya baktıklarında hep Türkler görülüyor.