“Donald Trump seçilmez o kadar da değil” demiştik. O kadarmış, gördük.

“Trump gelince aslında çok şey değişmez dünyada sonuçta kurumsallığını tamamlamış bir dünya ve ABD var” demiştik, daha gelmesiyle beraber oturmuş tüm kuralların dibine dinamit koyduğunu şaşırarak gördük.

Adamın sadece kendi ülkesine zarar vermeyeceğini öngörmüştük ama bir de baktık ki eli ayağı internet özgürlüklerinin kurumsallığına kadar uzanıyor.

Barack Obama iyi bir ABD başkanı mıydı, bizim ülkemiz için doğru adımları attı mı, Türkiye’yi dost bildi mi gibi soruların cevapları çok net değil. Ama Obama net bir biçimde bir internet dostuydu. Ülkesinde genişbant internetin yayılması için inanılmaz adımlar attı, ardından internet ortamında kullanıcıların korunması için birbiri ardına kanunlar çıkardı. Hatta sonuncusunu neredeyse başkanlık ömrünün son günlerine sıkıştırdı.

Donald Trump ilk iş olarak kimsenin bir anlam veremediği, kimsenin arkasında duramayacağı saçmalıkta kurallar çıkardı. Çıkardığı son kanun o kadar aptalca ki ABD’nin tüm basın ve yayın organları eleştirecek yeterince ağır kelimeleri bile bulamadılar.

Özetle Donald Trump’ın yeni kanunu diyor ki “Barack Obama’nın son çıkardığı kanun iptal. Bundan böyle şirketler, kullanıcılarına dahi sormadan aslanlar gibi onların datasını toplayacak, kullanacak ve istediği zaman istediği kurumlara satabilecek”

Neden böyle bir şey yaptı? Şirketler ona baskı yaptığı, kampanyasına destek verdiği için mi? Peki bu şirketler kullanıcılarına bunu nasıl anlatacak? Şimdiye kadar yapılmış en şeytani kanun tasarısı olarak tarihe geçecek bu adım.

Bu arada Obama’nın özellikle arkasında durduğu ağ tarafsızlığı konusu vardı: Diyelim ki sizin bir internet servis sağlaycınız var Türk Telekom veya Turkcell gibi. Siz Google’a veya Netflix’e girerken size vermesi gereken en yüksek hızı vermek zorunda kalması bu tarafsızlığın basit tanımı. Eğer servis sağlayıcı kafasına göre “yok arkadaş bundna böyle Netflix’e girerken yavaş gireceksin ya da bana daha çok para vereceksin” diyemiyordu. Bu kanunun iptal olmasıyla birlikte ağ tarafsızlığı ilkesine de zarar gelme ihtimali doğdu.

Benim korkum Verizon’un zavallı Amerikan halkının özel verilerine erişip onları satması değil. Ama öyle bir dünyada yaşıyoruz ki “Amerika’da başkanlık ne güzel hadi biz de yapalım” diyen politikacıların olduğu bir yerde “haydi biz de bundan sonra kullanıcının datasını toplayıp ona buna satılmasına izin verelim çünkü Amerika çok gelişmiş” der birileri… Acaba taraflı ya da tarafsız birileri çıkıp “yok kesinlikle orası ayrı burası ayrı… Kimse böyle demeyi düşünmez bizim kişisel özgülüklerin onmaz savunucusu ülkemizde” diyecek kadar güveniyor mu birilerine?

Çok zor zamanlar bekliyor bizi. Dünyanın sonunun gelmesi için illa bir atom bombası atılması, petrolün bitmesi ya da bir göktaşının dünyaya çarpması gerekmiyor. Böylesi özgürlüklerin güvercin adımlarla elimizden kayıp gitmesi bizi inanılmaz bir hızla bir distopyanın içine sokabilir…