Gelelim bültende servis edilen rakamlar, açıklamalar ve onların yorumlarına…

Paul Doany açıkça şirketi daha değerli ve hisseleri satın alınır bir kurum haline getirmek istiyor. Bunda ortağının borçlarının da rolü olabilir. Ama sonuçta Türkiye’deki şirketimizin daha yüksek değerli olmasını devletten vatandaşlara kadar herkes isteyecektir diye düşünüyorum.

Şirketin ilk 9 ayında 1,25 milyar net kar etmesi çok önemli. Halka arz edilme günlerinden bu yana en büyük abone alımını, 2 milyon kişiyi bünyelerine katarak gerçekleştirdiler. Toplamda dokundukları abone sayısını 40,5 milyona çıkardılar.

Bu bakış açısıyla yatırımlarını Türk Telekom’a yapmak isteyenler için çok güzel bir çalışmaya başlamışlar: Her ne kadar halka açık bir şirket olarak insanlara henüz net açıklama yapamasalar da 5 yıllık bir stratejik plan çalışmasına girmişler. Bu kapsamda internet ve mobil ile ilerlemeyi planlıyorlar.

Türkiye’deki hanelerin yüzde 98’ine ulaşmış durumdalar. LTE konusunda Türkiye’deki kapsama alanında iyi bir konumdalar. Tivibu ile televizyon pazarında hane halkı olarak yüzde 30’un üstüne çıkıp Digiturk ve D Smart’ı geçerek pazarın lideri olmayı da hedefliyorlar.

Paul Doany’nin toplantı boyunca söylediği en enteresan şeylerden biri ise bağlantı hızı konusu. Doany diyor ki “verebildiğimiz kadar insana 100 megabit vermektense herkese internet vermeyi yeğlerim”… Bence doğru bir bakış açısı. Önce onun da vurguladığı gibi Türkiye’nin doğusu batısı demeden her tarafına interneti götürüp her evin içine bir sokalım, sonrasına bakalım. Şu anda yüzde 48 olan internet penetrasyonunu AB ülkelerinde olduğu gibi yüzde 70’lere çekmek yakın hedef olarak konmuş.

Bir diğer konu da Ar-Ge yatırımları… Doany Argela’ya çok inanıyor ve mevcut sistemde operatörleri kısa yolla zengin olmaya çalışanlara benzetiyor. “Bu pazarda iyi iş yapmanın kısa yolu yoktur. Mutlaka Ar-Ge ile yeni şeyler geliştirmelisiniz” vurgusunu yaparken akıllı şehirler ve geleceğin teknolojilerine sıklıkla vurgu yapıyor. Argela’ya yapılan katkıyı sıklıkla dile getiren Doany “ben burada olduğum sürece bu şirketin ve uzun vadeli yaptığı çalışmaların arkasındayım” diyerek Ar-Ge’yi her şeyiyle savunuyor.

Paul Doany, Türk Telekom’un pazarda daha iyi olması gereken noktalardan biri olarak müşteriye verdiği hizmeti görmesi de ilginç. Bunun için kendilerine yeni odak olarak müşteri deneyimi hedefleri koymuşlar. Müşteri deneyimini yukarı çekmenin yolu olarak yaptıkları çalışmaların kod adı “Empati Programı”… Doany bizzat bu projenin içinde CEO olarak var ama bu CEO’nun açılımı Customer Experience Officer… Böyle bir açılımın şirkete kazandıracaklarını görmemek imkansız.

Ve tabi ki en önemli açılımlardan biri de Paul Doany’nin Türk Telekom’dan ayrı kaldığı zamanlarda özel iş olarak yürüttüğü yatırımcılık ve girişimlere sermaye bulma tarafı. Argela ve Sebit gibi organizasyonlar şimdi öyle gözükmese de aslında birer tohum şirketti zamanında. Yakın zamanda bu gibi açılımlara daha çok rastlayacağız gibi geliyor bana…

Önceki2 / 2Sonraki