MENU

Bilişim Sektöründe Yaprak Dökümü

Türkiye’de olmayan muhtemelen olmayacak bir uygulama

15/12/2010 Comments (0) Views: 108 ANKARA, OPERATÖRLER, Serhat Ayan

Bazdan korkutup birşeyler kazanmak

Aslında işlevi cep telefonuyla santraller arasında sinyal aktarımı yapmak olan genellikle çatılarda duran bir alet baz istasyonları. Nasıl olduğu anlaşılmaz bir biçimde, biraz anlamsız bir şekilde Türkiye gündeminin en tepesine oturdu. Birileri, anlamsız bir biçimde ülkeyle baz istasyonlarının arasını açmaya çalışıyor.

O baz istasyonu ki konuşmamızı sağlıyor. O baz istasyonu ki koskoca bir kurum tarafından denetleniyor. O baz istasyonu ki ülkenin her yerine ses, görüntü ve data taşıyor. O baz istasyonu ki yaklaşık 16 yıldır hayatımızda var, hakkında sayısız araştırmalar yapıldı. Hala bir hastalığa neden olduğu kanıtlanamadı. Ama sürekli birileri gazete, dergi ve televizyonlara kanserden kaçınmak için neler yapmamız gerektiğini söyleyip duruyor.

Bu hafta içinde Bilgi ve İletişim Teknolojileri Kurumu başkanı Tayfun Acarer şu ana kadar yaptığı en sert açıklamalardan birini yaptı. Acarer, “Dünyada hangi sistem kullanılıyorsa, Türkiye’de de aynı sistem kullanılıyor. Böyle olunca, Türkiye’deki abartılı tepkiyi anlamakta zorlanıyorum” dedi. Acarer, Interphone Çalışma Grubu’nun mayıs ayında cep telefonları ile ilgili açıkladığı 10 yıllık çalışmanın sonuç raporunda “baz istasyonlarının beyin kanserine” veya “herhangi bir tür kansere yol açtığına” ve “günde 30 dakikadan fazla cep telefonu kullanmanın kanser riskini artırdığına” dair bulgu yer almadığını vurguladı.

Acarer, “Bu nedenle, belli konumdaki kişilerin yapacakları açıklamalarda bu tür infial meydana getirecek ifadelerden kaçınmalarının gerekli olduğunu düşünüyorum” dedi. “Bulgu yok, ancak risk var” şeklinde açıklamalar yapıldığına işaret eden Acarer, “Bulunduğumuz sosyal çevrede pek çok şey riskli. Kullandığımız araba da kaza riski taşıyabilir. Kaza riskimiz var diye arabayı kullanmayacak mıyız? Kaldı ki, kesin ‘kaza yapacak’ diye bir şey de yok” diye konuştu.

Açıklamalarının bir bölümünde eleştiri dozunu artıran Acarer şöyle devam etti: “Niçin Türkiye’de bu tartışmalar oluyor da dünyadaki diğer ülkelerde olmuyor? Bu soruyu herkesin sorması lazım. Dünyada hangi sistem kullanılıyorsa, Türkiye’de de aynı sistem kullanılıyor. Zaten, baz istasyonlarını, cep telefonlarını üreten birkaç tane firma var. Böyle olunca, Türkiye’deki abartılı tepkiyi anlamakta zorlanıyorum. Kaldı ki Türkiye’deki baz istasyonları yoğunluğu, Avrupa ülkelerine göre çok daha az, sınır değerleri de Avrupa’nın dörtte biri, yani dört kat daha güvenli. Türkiye’de cep telefonları kullanılmaya 1994 yılında başladı. Dünyada da hemen hemen aynı tarihlerde başladı. 16 yıldır, belki hatta bir süre daha öncesinden beri bu tetkik ediliyor. Bir araştırma için 16 yıl az değil. Şu ana kadar da, en ufak bir bulgu çıkmadı.”

Bu noktada aslında eleştirilerin muhattabı basına sık sık açıklamalarda bulunan Prof. Dr. Murat Tuncer gibi gözüküyor. Ücretsiz konuşma kampanyalarını eleştiren, 30 dakikanın üstünde konuşulmasının engellenmesini isteyen, bütün bulgularını uluslararası çalışmaların incelenmesinden çıkadrığını belirten Tuncer, basına sık sık cep telefonunun bir sohbet aracı olmadığı açıklamasını yapıyor. Tuncer genellikle demeçlerinin vurgusunu sigaranın ne kadar çok kanser yaptığı olgusuyla bitiriyor.

İlginçtir geçtiğimiz yıllarda mahallesinde tedirgin olan insanların baz isasyonları hakkında şikayette bulunabileceği konusu hukuk gündemine düştükten sonra, halkı tedirgin etmeye yönelik bu tür açıklamaların sayısı arttı, periyodu kısaldı. Baz istasyonlarına benzin dökenlerin, baz istasyonu dikmek için bir yere giden çalışanları dövenlerin sayısında artış yaşandı. Bunun yanında ülkede kişi başına düşen sim kart ve kelle başı konuşma süresi de katlayarak artıyor. İnsanlar ne yardan geçebiliyorlar ne serden…

Avrupa’daki sınır değerlerinin kat be kat altında sınır değerleriyle, günlük denetimlerle korunan halkımız bir şekilde yönlendiriliyor. Orası kesin. Kesin olmayan bunun sebebi.

Devletimiz “4-5 yılda kanser vakaları bir artış gösterdi gibi geldi bana geçenlerde birşeyer okurken” tarzı konuşmalar yapıp halkı tedirgin eden insanlara “hayrola” sorusunu sormalı artık… Eğer birimleri baz istasyonlarından tedirgin olup dava açabiliyorsa ben de bu insanlardan tedirgin olduğum için dava açabilmeliyim…

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.

%d blogcu bunu beğendi: